Anjiyosarkom Nedir? Damar Kaynaklı Nadir ve Agresif Bir Kanser Türü

Anjiyosarkom Nedir? Damar Kaynaklı Nadir ve Agresif Bir Kanser Türü

Anjiyosarkom, kan damarları veya lenf damarlarının iç yüzeyini oluşturan endotelyal hücrelerden gelişen oldukça nadir ancak agresif bir kanser türüdür. Tıp literatüründe “angiosarcoma” olarak geçen bu hastalık, yumuşak doku sarkomlarının küçük bir bölümünü oluşturmasına rağmen hızlı yayılma eğilimi nedeniyle onkoloji dünyasında en dikkat çekici tümörlerden biri kabul edilir. Özellikle erken dönemde sıradan bir morluk, cilt lekesi veya iyileşmeyen yara gibi görünmesi tanının gecikmesine yol açabilir. Bu da hastalığın ilerlemiş evrede fark edilmesine neden olabilir.

Amerikan Kanser Derneği’ne göre anjiyosarkom tüm yumuşak doku sarkomlarının yaklaşık %1-2’sini oluşturur. Nadir görülmesine rağmen yüksek metastaz riski nedeniyle klinik açıdan büyük önem taşır. Hastalık vücudun birçok bölgesinde ortaya çıkabilir ancak en sık:

  • cilt,
  • saçlı deri,
  • meme,
  • karaciğer,
  • kalp,
  • dalak

gibi damar açısından zengin dokularda görülür.

Anjiyosarkom Nasıl Oluşur?

Anjiyosarkom, damar duvarını oluşturan endotelyal hücrelerin DNA’sında meydana gelen mutasyonlar sonucu gelişir. Normal şartlarda bu hücreler kontrollü şekilde çoğalır ve belirli bir yaşam döngüsünün ardından ölür. Ancak genetik hasar oluştuğunda hücreler kontrolsüz biçimde büyümeye başlar ve tümör oluşur.

Bu kanserin en dikkat çekici özelliklerinden biri, doğrudan damar sisteminden kaynaklanmasıdır. Bu nedenle:

  • çevre dokulara,
  • lenf sistemine,
  • uzak organlara

yayılması diğer birçok kansere göre daha hızlı olabilir.

Nature Reviews Clinical Oncology’de yayımlanan değerlendirmelerde, MYC amplifikasyonu ve VEGF yolaklarının anjiyosarkom biyolojisinde önemli rol oynadığı belirtilmektedir. Özellikle damar oluşumunu düzenleyen anjiyogenik mekanizmaların hastalıkta kritik olduğu düşünülmektedir.

Anjiyosarkom Türleri

Kutanöz (Cilt) Anjiyosarkomu

En sık görülen tiptir. Özellikle yaşlı bireylerde saçlı deri ve yüz bölgesinde ortaya çıkar.

Başlangıçta:

  • morluk,
  • kızarık alan,
  • morumsu leke,
  • küçük yara

gibi görünebilir.

Zamanla büyüyerek kanamalı ve ülseratif hale gelebilir.

Mayo Clinic’e göre cilt anjiyosarkomu çoğu zaman travma veya basit cilt problemleriyle karıştırılmaktadır.

Meme Anjiyosarkomu

Meme dokusunda gelişen anjiyosarkom ikiye ayrılır:

1. Primer Meme Anjiyosarkomu

Doğrudan meme dokusunda gelişir ve genç kadınlarda daha sık görülebilir.

2. Sekonder Meme Anjiyosarkomu

Daha yaygındır. Özellikle meme kanseri nedeniyle radyoterapi alan kişilerde yıllar sonra ortaya çıkabilir.

Bu tablo “radyasyon ilişkili anjiyosarkom” olarak bilinir.

MD Anderson Cancer Center verilerine göre radyoterapi sonrası gelişen anjiyosarkomların çoğu 5-10 yıl içinde ortaya çıkmaktadır.

Kardiyak Anjiyosarkom

Kalpte gelişen nadir ancak çok agresif bir formdur. Genellikle sağ atriyum bölgesinde görülür.

Belirtiler:

  • nefes darlığı,
  • göğüs ağrısı,
  • ritim bozukluğu,
  • kalp tamponadı

şeklinde olabilir.

Çoğu zaman geç fark edilir.

Hepatik (Karaciğer) Anjiyosarkomu

Karaciğerde gelişen bu form oldukça nadirdir ancak ciddi seyirlidir.

Vinil klorür, arsenik ve torium dioksit maruziyetiyle ilişkilendirilmiştir.

Occupational Safety and Health Administration (OSHA) kaynakları, vinil klorür çalışanlarında hepatik anjiyosarkom riskinin arttığını bildirmektedir.

Risk Faktörleri:

Anjiyosarkomun kesin nedeni her zaman bilinmese de bazı risk faktörleri net şekilde tanımlanmıştır.

Radyoterapi

En güçlü risk faktörlerinden biridir.

Özellikle:

  • meme kanseri,
  • jinekolojik kanserler,
  • lenfoma

nedeniyle radyoterapi alan kişilerde yıllar sonra gelişebilir.

Kronik Lenfödem

Uzun süreli lenf sıvısı birikimi damar yapısını bozabilir.

Stewart–Treves sendromu adı verilen tablo özellikle meme ameliyatı sonrası kol lenfödemi bulunan kişilerde görülebilir.

Kimyasal Maruziyet

Bazı endüstriyel kimyasallar riski artırır:

  • Vinil klorür
  • Arsenik
  • Torium dioksit

özellikle karaciğer anjiyosarkomuyla ilişkilendirilmiştir.

Genetik Faktörler

Bazı genetik sendromlar riski artırabilir:

  • BRCA mutasyonları
  • Nörofibromatozis
  • Klippel–Trenaunay sendromu
  • Maffucci sendromu

Belirtiler Nelerdir?

Belirtiler tümörün bulunduğu organa göre değişebilir.

Ciltte Görülen Belirtiler

  • Morluk benzeri alanlar
  • Kolay kanayan cilt lezyonları
  • Şişlik
  • İyileşmeyen yara
  • Mor-kırmızı renk değişiklikleri

Bazı hastalarda başlangıçta basit travma zannedilebilir.

İç Organ Belirtileri

İç organ anjiyosarkomlarında:

  • kilo kaybı,
  • halsizlik,
  • karın ağrısı,
  • nefes darlığı,
  • göğüs ağrısı,
  • anemi

gibi belirtiler görülebilir.

Tanı Süreci

Tanı çoğu zaman zor olabilir çünkü hastalık farklı tabloları taklit edebilir.

Kullanılan yöntemler:

  • Manyetik rezonans (MR)
  • Bilgisayarlı tomografi (BT)
  • PET-CT
  • Ultrasonografi
  • Biyopsi

Kesin tanı biyopsi ile konur.

Patoloji incelemesinde:

  • CD31,
  • CD34,
  • ERG,
  • Factor VIII

gibi endotelyal belirteçler kullanılır.

Modern moleküler patoloji yöntemleri tanı doğruluğunu artırmıştır.

Tedavi Yöntemleri

Tedavi multidisipliner yaklaşım gerektirir.

Cerrahi

Temel tedavi yöntemidir.

Amaç tümörün temiz cerrahi sınırlarla çıkarılmasıdır.

Radyoterapi

Özellikle lokal kontrolü artırmak için uygulanabilir.

Kemoterapi

İleri evre hastalıkta önemli rol oynar.

En sık kullanılan ajanlar:

  • Paklitaksel
  • Doksorubisin
  • Ifosfamid
  • Gemcitabin

Hedefe Yönelik Tedaviler

Son yıllarda:

  • Pazopanib
  • Bevacizumab
  • Sorafenib

gibi anti-anjiyogenik ilaçlar araştırılmaktadır.

Çünkü tümör damar oluşum mekanizmalarıyla yakından ilişkilidir.

İmmünoterapi

PD-1 ve PD-L1 inhibitörleri üzerine çalışmalar devam etmektedir.

Bazı vakalarda umut verici sonuçlar bildirilmiştir.

Memorial Sloan Kettering Cancer Center araştırmalarında immünoterapinin belirli alt tiplerde etkili olabileceği belirtilmiştir.

Prognoz ve Yaşam Süresi

Anjiyosarkom agresif seyirli bir kanserdir.

Prognozu etkileyen faktörler:

  • tümör boyutu,
  • metastaz varlığı,
  • cerrahi sınırlar,
  • tümörün yeri,
  • hastanın yaşı

olarak sıralanır.

National Cancer Institute verilerine göre erken evrede tanı konan hastalarda sağkalım belirgin şekilde daha yüksektir.

Ancak metastatik hastalıkta prognoz daha sınırlıdır.

Güncel Araştırmalar

Bilim dünyasında özellikle şu alanlara yoğunlaşılmış durumda:

  • Genetik mutasyon analizleri
  • Yapay zekâ destekli patoloji
  • Yeni nesil VEGF inhibitörleri
  • Kişiselleştirilmiş immünoterapi
  • Tümör mikrosirkülasyonu çalışmaları

Nature ve Lancet Oncology gibi dergilerde yayımlanan son çalışmalar, anjiyosarkomun moleküler yapısının daha iyi anlaşılmasıyla hedefe yönelik tedavilerin gelişebileceğini göstermektedir.

Anjiyosarkom, damar ve lenf damarlarından gelişen nadir ancak oldukça agresif bir kanser türüdür. Özellikle ciltte morluk benzeri lezyonlarla başlayabilmesi nedeniyle erken dönemde fark edilmesi zor olabilir.

Hızlı yayılma potansiyeli nedeniyle erken tanı ve uzman merkezlerde multidisipliner tedavi yaklaşımı büyük önem taşır. Cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve yeni nesil hedefe yönelik tedaviler günümüzde temel tedavi seçeneklerini oluşturmaktadır.

Tıp dünyasında yürütülen moleküler araştırmalar sayesinde gelecekte daha etkili ve kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir.

 

 

Kaynakça