Zamana Karşı Yarış: Tıpta “Arrest” Ne Anlama Gelir?

Zamana Karşı Yarış: Tıpta “Arrest” Ne Anlama Gelir?

Tıp dilinde arrest, bir fizyolojik işlevin, biyolojik sürecin veya organ fonksiyonunun durması ya da normal ilerleyişinin kesilmesi anlamında kullanılan bir terimdir. Sözcüğün klinik anlamı, hangi yapı veya sürecin “arrest” olduğuna göre değişir. Bu nedenle arrest tek başına belirli bir hastalığın adı değildir; cardiac arrest, respiratory arrest, sinus arrest, labor arrest, physeal arrest veya cell-cycle arrest gibi ifadelerde farklı klinik ve biyolojik durumları tanımlar.

Klinik kullanımda en kritik anlamı kardiyak arrest, yani etkili kalp aktivitesinin ve dolaşımın sürdürülememesi durumudur. Bununla birlikte tıp literatüründe aynı sözcük, solunumun durması, sinüs düğümünün impuls üretiminin kesilmesi, doğum eyleminin ilerlemesinin durması, büyüme plağındaki büyümenin sona ermesi veya hücre döngüsünün belirli bir aşamada bloke edilmesi gibi birbirinden farklı süreçler için de kullanılır.

Bu nedenle “arrest” kavramını doğru anlamanın temel yolu, neyin durduğunu ve bunun hangi mekanizma ile gerçekleştiğini belirlemektir.

Kardiyak arrest: Etkili dolaşımın kaybolması

Günlük klinik kullanımda “arrest” sözcüğü tek başına kullanıldığında çoğunlukla kardiyak arrest kastedilir. Kardiyak arrest, kalbin etkili dolaşım oluşturma işlevinin ani olarak kaybolduğu, bunun sonucunda organlara yeterli kan akımının sağlanamadığı yaşamı tehdit eden bir durumdur. Güncel Amerikan Kalp Derneği (American Heart Association, AHA) kılavuzları kardiyak arrestin tanınmasını ve hızlı kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR/CPR) ile uygun durumlarda defibrilasyonun başlatılmasını temel yaşam desteğinin merkezi unsurları arasında ele almaktadır (Kleinman et al., 2025).

Kardiyak arrest sırasında kalbin elektriksel aktivitesinin tamamen ortadan kalkması şart değildir. Ventriküler fibrilasyon ve nabızsız ventriküler taşikardi, kalbin elektriksel aktivitesinin devam ettiği ancak etkili mekanik dolaşım oluşturamadığı kardiyak arrest ritimleridir. Asistoli ve nabızsız elektriksel aktivite (PEA) de kardiyak arrest kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla kardiyak arresti yalnızca “EKG’de hiçbir elektriksel aktivitenin bulunmaması” şeklinde tanımlamak doğru değildir (Kleinman et al., 2025; Panchal et al., 2020).

Kardiyak arrestte dolaşımın durması nedeniyle beyin ve diğer yaşamsal organlara oksijen ve besin taşıyan kan akımı ciddi biçimde azalır veya ortadan kalkar. Bilinç kaybı ve normal solunumun olmaması ya da yalnızca agonal solunum görülmesi kardiyak arrestin önemli klinik bulgularındandır. Bu tablo acil müdahale gerektirir. Yüksek kaliteli CPR ve uygun hastalarda defibrilasyon, kardiyak arrest yönetiminin temel bileşenleridir (Kleinman et al., 2025).

Burada kardiyak arrest ile miyokard enfarktüsünü birbirinden ayırmak önemlidir. Miyokard enfarktüsü, kalp kasının bir bölümüne giden koroner kan akımının azalması veya kesilmesi sonucunda miyokard hasarının gelişmesidir. Kardiyak arrest ise etkili kalp fonksiyonunun ve dolaşımın kaybıdır. Miyokard enfarktüsü kardiyak arreste neden olabilir, ancak iki kavram eş anlamlı değildir.

Solunum arresti: Solunumun durması

Respiratory arrest, yani solunum arresti, solunumun kesilmesidir. Solunum arresti kardiyak arrestten farklı bir klinik durumdur; başlangıçta kalbin çalışması devam edebilir. Ancak solunum yeniden sağlanamazsa oksijenlenmenin bozulması ve karbondioksit birikimi sonucunda yaşamı tehdit eden hipoksemi ve kardiyak arrest gelişebilir (Sankari & Spain, 2026).

Solunum arresti yalnızca akciğer dokusunun “çalışmayı bırakması” şeklinde düşünülmemelidir. Solunumun gerçekleşebilmesi için açık bir hava yolu, çalışan solunum merkezi, yeterli nöromüsküler işlev ve etkili ventilasyon gerekir. Bu sistemlerden herhangi birinin ciddi biçimde bozulması solunum arrestine yol açabilir. Hava yolu yabancı cisimle tıkanabilir; opioidler veya diğer merkezi sinir sistemi depresanları solunum dürtüsünü baskılayabilir; nörolojik hastalıklar veya solunum kaslarının yetersizliği ventilasyonu engelleyebilir.

Solunum arrestinde klinik olarak temel bulgu etkili solunumun bulunmamasıdır. Tedavi, nedenin araştırılmasıyla eş zamanlı olarak hava yolunun güvence altına alınmasını ve yeterli ventilasyonun sağlanmasını gerektirir. Güncel AHA temel yaşam desteği kılavuzu da erişkin temel yaşam desteği kapsamında hem kardiyak hem de solunum arrestinin erken tanınmasını ve uygun müdahalenin başlatılmasını ele almaktadır (Kleinman et al., 2025).

Sinüs arresti: Sinoatriyal düğümden impuls oluşumunun kesilmesi

Sinus arrest, sinoatriyal (SA) düğümün normalde oluşturduğu elektriksel impulsların geçici olarak oluşmaması sonucunda ortaya çıkan bir ritim bozukluğudur. SA düğüm kalbin fizyolojik pacemaker’ıdır ve normal sinüs ritmini başlatan elektriksel uyarıları üretir.

Sinüs arrestinde SA düğüm belirli bir süre boyunca impuls oluşturamaz. Bunun sonucunda EKG’de sinüs aktivitesine ait beklenen P dalgalarının bulunmadığı bir duraklama ortaya çıkabilir. Kalbin başka bölgelerinden bir kaçış ritmi gelişirse kalp aktivitesi tamamen sona ermez. Bu nedenle sinüs arresti, kardiyak arrest ile aynı durum değildir.

Sinüs düğümü disfonksiyonları; sinüs bradikardisi, sinüs duraklamaları, sinüs arresti ve sinoatriyal çıkış bozuklukları gibi farklı elektrofizyolojik tabloları kapsayabilir. Klinik önem, özellikle duraklamaların hastada baş dönmesi, presenkop veya senkop gibi semptomlara neden olup olmadığıyla ilişkilidir (Kusumoto et al., 2019).

Burada sinüs arresti ile sinoatriyal çıkış bloğu da birbirinden ayrılmalıdır. Sinüs arrestinde sorun SA düğümde impuls oluşumunun kesilmesidir; sinoatriyal çıkış bloğunda ise oluşturulan impulsun atriyal miyokarda iletilmesiyle ilgili bir bozukluk söz konusudur. Her iki durum da sinüs düğümü disfonksiyonları kapsamında değerlendirilir (Kusumoto et al., 2019).

Doğum eylemi arresti: Servikal ilerlemenin veya fetal inişin durması

Obstetride labor arrest, doğum eyleminin başlamasından sonra beklenen ilerlemenin durmasını ifade eder. Buradaki arrest, kardiyak arrestte olduğu gibi yaşamın temel bir fonksiyonunun aniden sona ermesi anlamına gelmez; doğum eylemindeki ilerlemenin kesilmesini tanımlar.

Amerikan Obstetrisyenler ve Jinekologlar Koleji (American College of Obstetricians and Gynecologists, ACOG), aktif fazın servikal açıklığın 6 cm’ye ulaşmasıyla başladığını kabul etmektedir. ACOG’ye göre aktif faz arresti; membranların açılmış olduğu, servikal açıklığın en az 6 cm olduğu durumda, yeterli uterin aktiviteye rağmen 4 saat boyunca veya yetersiz uterin aktivite mevcutken oksitosin ile güçlendirmeye rağmen 6 saat boyunca servikal ilerleme olmaması şeklinde tanımlanır (American College of Obstetricians and Gynecologists [ACOG], 2024).

Bu nedenle doğum eylemi arresti tanısı yalnızca “sancıların durması” şeklinde anlaşılmamalıdır. Tanım, doğumun hangi evresinde bulunulduğu, servikal açıklık, membranların durumu ve uterin aktivitenin yeterliliği gibi klinik ölçütlere dayanır.

Aktif faz arresti saptandığında sezaryen doğum önerilebilir; ancak doğum eylemindeki her yavaşlama veya ilerleme bozukluğu otomatik olarak arrest anlamına gelmez. ACOG, normal doğum eylemi ile protraksyon ve arrest bozukluklarının birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulamaktadır (ACOG, 2024).

Fizis arresti: Büyüme plağında büyümenin durması

Çocukluk ve ergenlik döneminde kullanılan physeal arrest veya growth arrest, kemiğin boyuna büyümesinden sorumlu fizisin (büyüme plağının) büyüme kapasitesinin kısmen veya tamamen kaybolmasını ifade eder.

Fizis, gelişmekte olan uzun kemiklerin epifiz ile metafiz arasındaki bölgesinde bulunan ve endokondral kemikleşme yoluyla boyuna büyümeye katkıda bulunan özel bir kıkırdak dokusudur. Travma, özellikle büyüme plağını içeren kırıklar, bazı cerrahi girişimler ve başka patolojik süreçler fiziste kalıcı hasara yol açabilir. Bunun sonucunda kısmi veya tam büyüme arresti gelişebilir (Singh et al., 2021).

Kısmi fizis arresti, büyüme plağının yalnızca bir bölümünü etkilediğinde kemiğin büyümesinin asimetrik hale gelmesine ve açısal deformite gelişmesine neden olabilir. Fizisin tamamının büyüme kapasitesini kaybetmesi ise ilgili kemiğin boyuna büyümesinin erken sona ermesine yol açabilir. Özellikle büyüme potansiyeli devam eden çocuklarda bu durum ekstremite uzunluk farkı veya açısal deformite gibi sonuçlar doğurabilir (Abzug et al., 2014; Singh et al., 2021).

Bu nedenle physeal arrest, “epifizin tamamen kapanması” ile eş anlamlı bir ifade değildir. Buradaki temel sorun büyüme plağının normal büyüme fonksiyonunun kaybolmasıdır. Literatürde physeal arrest, growth arrest ve physeal growth arrest terimleri bu durumu tanımlamak için kullanılmaktadır.

Hücre döngüsü arresti: Hücresel çoğalmanın belirli bir noktada durması

Hücre biyolojisinde cell-cycle arrest, bir hücrenin hücre döngüsünde ilerlemesinin geçici veya kalıcı olarak durdurulması anlamına gelir. Hücre döngüsü G1, S, G2 ve M gibi aşamalardan oluşur ve bu aşamaların düzenli biçimde ilerlemesi hücre döngüsü kontrol sistemi tarafından denetlenir.

Hücre döngüsünün belirli noktalarında bulunan kontrol noktaları (checkpoints), DNA replikasyonunun tamamlanıp tamamlanmadığını, DNA’da hasar bulunup bulunmadığını ve kromozomların mitoz sırasında uygun şekilde ayrılmaya hazırlanıp hazırlanmadığını denetler. Bu koşullar uygun değilse hücre döngüsünün ilerlemesi durdurulabilir. Örneğin DNA hasarı, G1 veya G2 kontrol noktalarında hücre döngüsü ilerlemesini engelleyebilir (Alberts et al., 2002).

Bu mekanizma hücrenin genomik bütünlüğünün korunması açısından önemlidir. Hücre, DNA’sı hasarlı durumdayken bölünmeye devam etmek yerine hücre döngüsünü durdurarak hasarın onarılması için zaman kazanabilir. Hasar onarılırsa döngü yeniden başlayabilir; bazı durumlarda ise kalıcı hücre döngüsü durması veya hücresel ölüm gibi başka sonuçlar ortaya çıkabilir (Alberts et al., 2002).

Bu nedenle cell-cycle arrest ile hücre ölümü aynı kavram değildir. Hücre döngüsünün durması, hücrenin mutlaka öldüğü anlamına gelmez. Benzer şekilde G0 gibi bölünmeyen hücresel durumlar da biyolojik olarak hücre döngüsünün geçici veya kalıcı biçimde dışında kalmayı ifade edebilir (Alberts et al., 2002).

Arrest sözcüğünün tıbbi anlamı bağlama göre değişir

“Arrest” kelimesinin tıptaki anlamını belirleyen temel unsur, hangi işlevin veya sürecin durduğudur.

Kardiyak arrestte etkili dolaşım sağlayan kalp fonksiyonu kaybolur. Solunum arrestinde solunum kesilir. Sinüs arrestinde sinoatriyal düğümün impuls oluşturması geçici olarak durur. Doğum eylemi arrestinde doğumun ilerlemesi belirli klinik ölçütler altında kesilir. Fizis arrestinde büyüme plağının büyüme kapasitesi bozulur. Hücre döngüsü arrestinde ise hücrenin döngü boyunca ilerlemesi kontrol noktalarında engellenir.

Bu farklılıklar nedeniyle tıbbi bir raporda veya klinik konuşmada yalnızca “arrest” kelimesinin görülmesi, her zaman aynı klinik durumu ifade etmez. Terimin yanındaki ifade, hangi biyolojik sürecin durduğunu belirler.

Özellikle acil tıp ortamında “arrest” ifadesi çoğunlukla kardiyak arrest bağlamında kullanılır ve bu durumda saniyeler önem taşır. Buna karşılık kardiyoloji, obstetri, ortopedi veya hücre biyolojisi bağlamında aynı sözcük tamamen farklı bir sürecin durmasını ifade edebilir.

Tıbbi terminolojide arrest, tek başına belirli bir hastalık veya tek bir klinik tabloyu ifade eden bir sözcük değildir. Bir organın işlevinin, fizyolojik sürecin veya biyolojik ilerlemenin durmasını tanımlayan bağlama bağlı bir terimdir.

Kardiyak arrest ve solunum arresti yaşamı doğrudan tehdit eden acil durumlar arasında yer alırken, sinüs arresti kardiyak ritim ve ileti sistemiyle ilişkili bir bozukluğu, labor arrest doğum eylemindeki ilerleme bozukluğunu, physeal arrest çocukluk çağındaki kemik büyümesinin bozulmasını, cell-cycle arrest ise hücresel çoğalmanın kontrol edilmesini ifade eder.

Dolayısıyla “arrest” sözcüğünün anlamını doğru belirlemek için yalnızca kelimenin kendisine değil, hangi organ, sistem veya biyolojik süreçle birlikte kullanıldığına bakmak gerekir.

Kaynaklar:

  1. Abzug, J. M., Little, K., & Kozin, S. H. (2014). Physeal arrest of the distal radius. Journal of the American Academy of Orthopaedic Surgeons, 22(6), 381–389. https://doi.org/10.5435/JAAOS-22-06-381
  2. Alberts, B., Johnson, A., Lewis, J., Raff, M., Roberts, K., & Walter, P. (2002). Molecular biology of the cell (4th ed.). Garland Science.
  3. American College of Obstetricians and Gynecologists. (2024). First and second stage labor management. ACOG Clinical Practice Guideline.
  4. Kleinman, M. E., Buick, J. E., Huber, N., Idris, A. H., Levy, M., Morgan, S. G., Nassal, M. M. J., Neth, M. R., Norii, T., Nunnally, M. E., Rodriguez, A. J., Walsh, B. K., & Drennan, I. R. (2025). Part 7: Adult basic life support: 2025 American Heart Association guidelines for cardiopulmonary resuscitation and emergency cardiovascular care. Circulation, 152(16_suppl_2), S448–S478. https://doi.org/10.1161/CIR.0000000000001369
  5. Kusumoto, F. M., Schoenfeld, M. H., Barrett, C., Edgerton, J. R., Ellenbogen, K. A., Gold, M. R., Hahn, E. A., Hayden, G., Ionescu-Ittu, R., Mark Estes, N. A., Page, R. L., Slotwiner, D. J., Tracy, C. M., & Varosy, P. D. (2019). 2018 ACC/AHA/HRS guideline on the evaluation and management of patients with bradycardia and cardiac conduction delay. Circulation, 140(8), e382–e482. https://doi.org/10.1161/CIR.0000000000000628
  6. Panchal, A. R., Bartos, J. A., Cabañas, J. G., Donnino, M. W., Drennan, I. R., Hirsch, K. G., Kudenchuk, P. J., Kurz, M. C., Lavonas, E. J., Morley, P. T., O’Neil, B. J., Peberdy, M. A., Rittenberger, J. C., Rodriguez, A. J., Sawyer, K. N., & Berg, K. M. (2020). Part 3: Adult basic and advanced life support: 2020 American Heart Association guidelines for cardiopulmonary resuscitation and emergency cardiovascular care. Circulation, 142(16_suppl_2), S366–S468. https://doi.org/10.1161/CIR.0000000000000916
  7. Sankari, A., & Spain, D. A. (2026). Overview of respiratory arrest. Merck Manual Professional Edition.
  8. Singh, V., Garg, V., & Parikh, S. N. (2021). Management of physeal fractures: A review article. Indian Journal of Orthopaedics, 55(3), 525–538. https://doi.org/10.1007/s43465-020-00338-6

 

Sağlık Hattınız
Sağlık Hattınız
Articles: 1520