Arteriyektopi (Arteriectopia) Nedir? Tanımı, Nedenleri ve Klinik Önemi

Arteriyektopi (Arteriectopia) Nedir? Tanımı, Nedenleri ve Klinik Önemi

Arteriyektopi (arteriectopia), bir arterin normal anatomik konumundan sapması veya normal anatomik seyri dışında bulunması anlamına gelen tıbbi bir terimdir. İngilizce tıbbi sözlüklerde arteriectopia, bir arterin normal yerinden yer değiştirmesi olarak tanımlanırken, başka tıbbi terminoloji kaynaklarında arterin anormal yerleşimi ya da arterin seyrindeki anormallik olarak açıklanmaktadır.

Dolayısıyla arteriyektopinin temel özelliği, arterin anatomik konumunun veya seyrinin beklenen anatomiden farklı olmasıdır. Terim tek başına anomalinin nedenini, damar duvarının yapısını, kan akımının etkilenip etkilenmediğini veya klinik önemini belirlemez. Bunlar, anomalinin bulunduğu damarın anatomisi ve hastanın klinik durumu değerlendirilerek ayrıca belirlenir.

Arteriyektopi ne anlama gelir?

Arteriyektopi sözcüğündeki arteri- bölümü arteri, -ektopi bölümü ise normal yerinden sapma veya anormal yerleşimi ifade eder. Tıbbi terminoloji kaynaklarında terimin karşılığı doğrudan “arterin anormal yerleşimi” veya “arterin normal konumundan yer değiştirmesi” şeklindedir.

SEER tarafından yayımlanan tıbbi terminoloji kaynağında arteriectopia, “bir arterin yer değiştirmesi veya arterin seyrindeki anormallik” anlamında tanımlanmıştır. Bu tanım, kavramın yalnızca başlangıç noktasındaki farklılığı değil, arterin anatomik seyriyle ilgili anormallikleri de kapsayabildiğini gösterir.

Bu nedenle arteriyektopi için en uygun genel tanım şu şekilde verilebilir: Arteriyektopi, bir arterin normal anatomik konumundan veya beklenen anatomik seyrinden saparak anormal bir yerleşim ya da seyir göstermesidir.

Arteriyektopi nasıl ortaya çıkar?

Arteriyektopi tek başına belirli bir hastalık mekanizmasını ifade etmediği için bütün olgular için geçerli tek bir oluşum mekanizmasından söz etmek mümkün değildir. Arterin anormal konumu veya seyri, ilgili damarın embriyolojik gelişimi sırasında ortaya çıkan anatomik varyasyonlarla ilişkili olabilir.

Bu durum özellikle renal arterlerin gelişiminde iyi gösterilmiştir. Böbreklerin embriyonik gelişimi sırasında damar ilişkileri değişir ve gelişmekte olan böbreğin kanlanması farklı damar bağlantıları üzerinden sağlanır. Böbreğin yükselmesi sırasında bazı damarların gerilemesi, bazılarının kalıcı hale gelmesi sonucunda erişkin dönemde renal arterlerin sayı, köken ve seyir açısından farklılık göstermesi mümkündür. Gulas ve arkadaşlarının renal arter varyasyonlarını inceleyen derlemesinde, çoklu renal arterlerin böbreğin yükselmesi sırasında gerilemesi beklenen embriyonik damarların kalıcı kalmasıyla ilişkili olduğu açıklanmaktadır.

Bu mekanizma, arteriyektopinin bütün örneklerine doğrudan uygulanabilecek genel bir kural değildir. Ancak anormal arteriyel yerleşimin gelişimsel anatomik varyasyonlarla ortaya çıkabileceğini gösteren güçlü bir örnektir.

Arteriyektopi ile anatomik varyasyon arasındaki ilişki

Arteriyektopi, arteriyel anatomik varyasyonların belirli bir türünü ifade eder. Buradaki temel farklılık arterin nerede bulunduğu veya nasıl seyrettiği ile ilgilidir.

Bir arter;

  • beklenenden farklı bir seviyeden köken alabilir,
  • olağan anatomik komşuluklarından farklı bir yol izleyebilir,
  • normalden farklı bir bölgeden geçebilir,
  • hedef organa ulaşırken alışılmış anatomik seyirden ayrılabilir.

Ancak bu özelliklerin her birinin arteriyektopi olarak adlandırılması klinik literatürde standart değildir. Modern anatomik ve klinik yayınlarda çoğu zaman anomalinin bulunduğu damara özgü daha açıklayıcı terminoloji kullanılır.

Örneğin renal arterin torasik aortadan köken alması, yayınlarda “thoracic renal artery” veya “ectopic renal artery” şeklinde tanımlanmıştır. Bu yaklaşım, genel “arteriyektopi” teriminden daha ayrıntılı bir anatomik tanımlama sağlar.

Arteriyektopiye örnek: Ektopik renal arter

Arteriyektopi kavramının klinik anatomide anlaşılabilmesi için en açık örneklerden biri ektopik renal arterdir.Renal arterlerin çoğu abdominal aortadan köken alır. Bununla birlikte nadir anatomik varyasyonlarda renal arter, abdominal aortun beklenen seviyesinden daha yukarıda, hatta torasik aortadan köken alabilir.

Gadabanahalli ve Bhat tarafından bildirilen iki olguda sağ renal arterin torasik aortadan, yaklaşık T11 vertebra düzeyinden köken aldığı ve normal konumundaki böbreğe ulaştığı gösterilmiştir. Olgular BT anjiyografi sırasında saptanmıştır. Araştırmacılar bu varyasyonun nadir olduğunu ve özellikle renal, torasik veya vasküler cerrahi planlanırken dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

Rossi ve Rollandi’nin bildirdiği başka bir olguda da sağ renal arterin torasik aortadan köken aldığı, böbreğin ise normal anatomik konumunda bulunduğu gösterilmiştir. Varyasyon, abdominal aort anevrizması nedeniyle yapılan BT anjiyografide saptanmıştır. Yazarlar, bu tür damar varyasyonlarının vasküler ve renal girişimler öncesinde bilinmesinin önemini vurgulamıştır.

Bu örneklerde arterin temel anomalisi, renal artere ait beklenen başlangıç anatomisinin değişmiş olmasıdır. Böbreğin kendisi normal konumunda bulunabildiği için arterin anormal konumu ile hedef organın konumunu birbirinden ayrı değerlendirmek gerekir.

Arteriyektopinin embriyolojik temeli

Arteriyektopinin embriyolojik temeli, ilgili damar sisteminin gelişimine göre değişir. Renal arterler bu açıdan en iyi incelenmiş örneklerden biridir.Gulas ve arkadaşlarının derlemesine göre, böbrek gelişimi sırasında renal damar sistemi oldukça karmaşık bir süreçten geçer. Gelişmekte olan böbreğin yükselmesi sırasında farklı seviyelerden damar bağlantıları oluşur ve bunların önemli bir bölümü daha sonra geriler. Bazı damarların kalıcı hale gelmesi, erişkin dönemde aksesuar veya çoklu renal arterlerin ortaya çıkmasına katkıda bulunur.

Gadabanahalli ve Bhat’ın torasik kökenli renal arter olgularında ise fetal dönemde gelişmekte olan böbreğin farklı seviyelerden gelen damarlarla beslendiği ve bu damarların büyük bölümünün daha sonra gerilediği açıklanmıştır. Bu gelişimsel süreçte farklı bir damarın kalıcı olması, renal arterin erişkin dönemde olağandışı bir seviyeden köken almasına zemin hazırlayabilir.

Bu bilgiler, özellikle renal arter örneğinde, arteriyektopiyle ilişkili bazı anatomik varyasyonların embriyolojik damar gelişimiyle bağlantılı olabileceğini desteklemektedir.

Arteriyektopi doğuştan mıdır?

Arteriyektopi terimi tek başına anomalinin doğuştan olduğunu belirtmez. Ancak gelişimsel damar varyasyonlarının önemli bir bölümü embriyolojik süreçlerle ilişkili olduğundan, konjenital anatomik varyasyonlar arteriyektopi kavramının önemli bir bağlamını oluşturur.

Örneğin renal arterlerin anormal kökenleri ve çoklu renal arterler, embriyolojik gelişimle ilişkili anatomik varyasyonlar olarak tanımlanmıştır.Bununla birlikte, “arteriyektopilerin tamamı doğuştandır” şeklinde bir genelleme yapmak için yeterli kanıt bulunmamaktadır. Terim anatomik durumu tanımlar; anomalinin gelişimsel, edinilmiş veya başka bir mekanizmayla ilişkili olup olmadığı ayrıca belirlenir.

Arteriyektopi belirti verir mi?

Arteriyektopi için kendine özgü ve bütün olgularda görülen bir belirti tablosu bulunmaz. Klinik bulgular, anomalinin bulunduğu arterin anatomisine, damar ile çevresindeki yapıların ilişkisine ve kan akımının etkilenip etkilenmediğine bağlıdır.

Bazı anatomik varyasyonlar herhangi bir klinik belirti oluşturmadan başka bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında saptanabilir. Torasik kökenli renal arter olgularında bu durum açık biçimde görülmektedir. Gadabanahalli ve Bhat’ın bildirdiği iki olguda damar anomalisi BT incelemesi sırasında ortaya konmuştur. Rossi ve Rollandi’nin olgusunda da torasik kökenli renal arter, abdominal aort anevrizmasının değerlendirilmesi amacıyla yapılan BT anjiyografide saptanmıştır.Bu nedenle arteriyektopinin kendisini belirli bir semptomla eşleştirmek yerine, anomalik damarın anatomik özellikleri ve hemodinamik etkisi üzerinden değerlendirme yapmak gerekir.

Arteriyektopinin klinik önemi

Arteriyektopinin klinik önemi özellikle anatomik planlama sırasında ortaya çıkar. Anormal yerleşimli bir arter, cerrahi veya endovasküler bir işlem sırasında beklenmeyen bir damar yapısıyla karşılaşılmasına neden olabilir.

Renal arter varyasyonları bu konuda ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Gulas ve arkadaşları, renal arterlerin sayı, köken ve topografik özelliklerindeki varyasyonların renal transplantasyon, damar rekonstrüksiyonları ve çeşitli cerrahi ve radyolojik girişimler açısından önem taşıdığını bildirmiştir.

Torasik kökenli renal arterlerde de benzer bir durum söz konusudur. Gadabanahalli ve Bhat, bu anatomik varyasyonun renal cerrahi, torasik cerrahi, renal transplantasyon ve bazı endovasküler işlemler açısından dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Rossi ve Rollandi de özellikle vasküler ve ürolojik cerrahi öncesinde bu anatomik varyasyonun bilinmesinin önemini vurgulamıştır.

Buradaki klinik önem, arteriyektopinin mutlaka hastalık oluşturmasından kaynaklanmaz. Anatomik varyasyonun bilinmesi, ilgili damar üzerinde işlem yapılırken doğru anatomik planlamaya olanak sağlaması bakımından önemlidir.

Arteriyektopi nasıl saptanır?

Arteriyektopi bir anatomik konum veya seyir anomalisi olduğu için tanımlanmasında damar görüntüleme yöntemleri kullanılır. Kullanılacak yöntem, anomalinin bulunduğu damara ve klinik duruma göre değişir.Özellikle BT anjiyografi, damarların başlangıç noktası, seyri ve çevre anatomik yapılarla ilişkisini göstermede önemli bir yöntemdir. Torasik kökenli renal arter örneklerinde anomalinin BT veya BT anjiyografi sırasında ayrıntılı biçimde gösterildiği bildirilmiştir.

MR anjiyografi de seçilmiş hastalarda damar anatomisinin değerlendirilmesinde kullanılabilir. Konvansiyonel anjiyografi ise özellikle damar lümeninin ayrıntılı değerlendirilmesi veya aynı seansta girişim planlanması gereken durumlarda kullanılabilir.

Bununla birlikte, arteriyektopi için bütün hastalarda kullanılması gereken tek bir görüntüleme yöntemi bulunmaz. Görüntüleme seçimi, anomalinin bulunduğu damarın anatomisi ve klinik gereksinime göre yapılır.

Arteriyektopide tedavi gerekir mi?

Arteriyektopi için tek başına belirlenmiş standart bir tedavi bulunmaz. Bunun temel nedeni, arteriyektopinin bir hastalık adı olmaktan çok anatomik bir durum tanımlaması olmasıdır.Anatomik varyasyon herhangi bir klinik probleme yol açmıyorsa, tedavi gereksinimi olmayabilir. Bu durumda en önemli konu, anomalinin doğru biçimde tanımlanması ve ileride yapılabilecek cerrahi veya girişimsel işlemlerde dikkate alınmasıdır.

Tedavi gerektiren durumlarda ise yaklaşım, arteriyektopinin kendisinden ziyade eşlik eden klinik probleme göre belirlenir. Örneğin anomalik bir renal arterin cerrahi alanda bulunması, işlemin damar anatomisine göre planlanmasını gerektirebilir. Renal arter varyasyonlarının özellikle transplantasyon, renal cerrahi, aort cerrahisi ve endovasküler işlemler açısından önem taşıdığı çeşitli anatomik çalışmalar ve klinik raporlarla gösterilmiştir.

Arteriyektopi ile ilgili bilimsel değerlendirme

Arteriyektopi için literatürde kullanılan temel tanım arterin normal anatomik konumundan sapması veya anormal seyir göstermesidir. Doğrudan terminoloji kaynakları bu anlamı desteklemektedir.

Buna karşılık arteriyektopinin klinik özelliklerini tanımlayan geniş kapsamlı çalışmalar sınırlıdır. Modern klinik literatürde araştırmacılar çoğunlukla genel “arteriyektopi” terimi yerine, anomalinin bulunduğu damara özgü terminolojiyi kullanmaktadır. Ektopik renal arter konusunda yayımlanmış çalışmalar bunun iyi bir örneğidir. Bu nedenle renal arter anomalilerine ilişkin veriler, arteriyektopinin bütün biçimlerine ait kanıtlar olarak değil, arteriyel anatomik yerleşim anomalilerinin belirli bir örneğine ait kanıtlar olarak değerlendirilmelidir.

Bu ayrım bilimsel açıdan önemlidir. Arteriyektopi teriminden hareketle bütün olguların konjenital olduğu, belirli semptomlara yol açtığı, belirli bir görüntüleme yöntemiyle tanındığı veya belirli bir tedavi gerektirdiği sonucuna varılamaz. Bu özellikler her olguda anomalinin bulunduğu arter ve anatomik durum üzerinden değerlendirilmelidir.

Arteriyektopi (arteriectopia), bir arterin normal anatomik konumundan veya beklenen anatomik seyrinden sapmasıyla ortaya çıkan anatomik bir durumdur. Terimin doğrudan tıbbi sözlüklerdeki karşılığı, arterin normal yerinden yer değiştirmesi veya arterin seyrinde anormallik bulunmasıdır.

Arteriyektopinin özellikle gelişimsel damar varyasyonlarıyla ilişkili örnekleri bulunmaktadır. Renal arterlerin anormal kökenleri ve torasik kökenli renal arterler, bu tür anatomik farklılıkların iyi belgelenmiş örnekleridir. Bu varyasyonların embriyolojik damar gelişimiyle ilişkili olabileceği ve özellikle cerrahi veya girişimsel işlemler açısından önem taşıyabileceği gösterilmiştir.

Dolayısıyla arteriyektopiyi en doğru biçimde “arterin normal anatomik yerleşiminden veya seyrinden sapması” şeklinde tanımlamak gerekir. Bunun klinik sonucu, anomalinin bulunduğu damar ve o damarın anatomik ilişkileri ayrı ayrı değerlendirilerek belirlenir.

Kaynaklar:

  1. Doppman, J. (1967). An ectopic renal artery. The British Journal of Radiology, 40(472), 312–313. DOI: https://doi.org/10.1259/0007-1285-40-472-312
  2. Gadabanahalli, K., & Bhat, V. (2017). Thoracic origin of single right renal artery: Some interesting facets. International Journal of Angiology, 26(4), 264–266. DOI: https://doi.org/10.1055/s-0037-1604328
  3. Gulas, E., Wysiadecki, G., Szymański, J., Majos, A., Stefańczyk, L., Topol, M., & Polguj, M. (2018). Morphological and clinical aspects of the occurrence of accessory (multiple) renal arteries. Archives of Medical Science, 14(2), 442–453. DOI: https://doi.org/10.5114/aoms.2015.55203
  4. Rossi, U. G., & Rollandi, G. A. (2019). Thoracic renal artery. AORTA, 7(3), 96–97. DOI: https://doi.org/10.1055/s-0039-1693987

 

Sağlık Hattınız
Sağlık Hattınız
Articles: 1523