Eritromelalji Nedir?
Eritromelalji; özellikle el ve ayaklarda, daha nadiren kulaklar ve yüz gibi distal bölgelerde yanıcı ağrı, ciltte kızarıklık ve bölgesel sıcaklık artışı ile karakterize, nadir görülen nörovasküler bir ağrı bozukluğudur. Belirtiler çoğunlukla ataklar halinde ortaya çıkar; sıcaklık artışı, egzersiz ve etkilenen uzvun aşağıda tutulması semptomları tetikleyebilir. Serin ortam veya etkilenen bölgenin yükseltilmesi ise çoğu hastada geçici rahatlama sağlar (Gonzalez Caldito et al., 2024; Ma et al., 2023).
Eritromelaljide ağrı ve kızarıklık bazen günlük yaşamı ciddi biçimde etkileyebilir. Özellikle sıcak havalarda veya fiziksel aktivite sonrasında gelişen ataklar hastaların hareketlerini, uyku düzenini ve sosyal yaşamını değiştirebilir. Ağrıyı azaltmak amacıyla yoğun soğutma uygulamalarına başvurulması ise cilt hasarı ve ülserasyon gibi komplikasyonlara yol açabileceğinden klinik açıdan ayrıca önem taşır (Ma et al., 2023; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Eritromelalji ilk kez 1878 yılında Silas Weir Mitchell tarafından tanımlanmıştır. “Eritromelalji” terimi Yunanca kökenli erythros (kırmızı), melos (uzuv) ve algos (ağrı) sözcüklerinden türetilmiştir. Hastalık literatürde erythermalgia adıyla da anılmaktadır (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Günümüzde eritromelalji, klinik özellikleri ve altta yatan nedenleri dikkate alınarak primer, sekonder ve nedeni belirlenemeyen olgular şeklinde değerlendirilebilir. Bu sınıflandırma, özellikle tedavi yaklaşımının belirlenmesinde önem taşır (Gonzalez Caldito et al., 2024).
Eritromelalji neden olur?
Eritromelaljinin gelişiminde sinir sistemi ile küçük damarların işlevindeki bozuklukların birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Özellikle ağrı duyusunu taşıyan periferik sinir liflerinin aşırı uyarılabilirliği, hastalığın yanıcı ağrı özelliğini açıklayan temel mekanizmalardan biridir. Buna mikrovasküler kan akımı ve damar tonusundaki değişiklikler eşlik edebilir. Güncel yaklaşım hastalığı yalnızca damarların genişlemesiyle açıklanan bir tablo yerine, nörolojik ve vasküler mekanizmaların birbirini etkilediği çok faktörlü bir nörovasküler bozukluk olarak ele almaktadır (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024; Noble et al., 2026).
Primer eritromelalji özellikle genetik olgularla ilişkilidir. Bu grupta en iyi tanımlanmış genetik neden SCN9A genindeki varyantlardır. SCN9A, periferik nosiseptif nöronlarda bulunan voltaj bağımlı sodyum kanalı NaV1.7‘yi kodlar. Bazı SCN9A varyantları kanalın işlevini artırarak ağrı liflerinin uyarılabilirliğini yükseltebilir ve eritromelalji fenotipinin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Primer hastalık ailesel olarak kalıtılabileceği gibi aile öyküsü bulunmayan sporadik olgularda da görülebilir (Tang et al., 2015; Miranda et al., 2017).
Sekonder eritromelalji ise altta yatan başka bir hastalık, hematolojik bozukluk veya bazı ilaçlarla ilişkili olabilir. Özellikle esansiyel trombositemi ve polisitemia vera gibi miyeloproliferatif neoplaziler klasik ilişkili hastalıklar arasında yer alır. Otoimmün ve romatolojik hastalıklar, bazı nöropatiler, enfeksiyonlar ve belirli ilaçlar da olası ilişkiler arasında bildirilmiştir (Miranda et al., 2017; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Eritromelalji ne kadar sık görülür?
Eritromelalji nadir bir hastalıktır ve sıklığı kullanılan tanım, hasta grubu ve araştırma yöntemine göre değişmektedir. Primer eritromelalji için 2015 yılında yayımlanan kapsamlı bir derlemede bildirilen insidans 100.000 kişi başına 0,36–1,1 arasında verilmiştir (Tang et al., 2015).
Daha yakın tarihli bir Amerika Birleşik Devletleri çalışmasında ise All of Us veri tabanındaki 410.361 katılımcı incelenmiş ve 47 eritromelalji tanısı saptanmıştır. Araştırmacılar yaşa göre düzeltilmiş prevalansı 100.000 kişide 10,3 olarak hesaplamıştır. Bu değer prevalansı ifade eder ve primer eritromelaljinin insidansıyla doğrudan karşılaştırılamaz (Sidiq et al., 2024).
Hastalığın her yaşta ortaya çıkabilmesine rağmen özellikle genetik primer olgularda çocukluk veya genç yaşta başlangıç görülebilir. Primer eritromelalji derlemesinde klinik başlangıcın sıklıkla yaşamın ilk on yılında görüldüğü bildirilmiştir (Tang et al., 2015). Sekonder olguların ortaya çıkış yaşı ise büyük ölçüde ilişkili hastalığın özelliklerine bağlıdır.
Eritromelaljinin belirtileri nelerdir?
Eritromelaljinin klasik klinik görünümü üç temel bulgudan oluşur:
- Yanıcı veya şiddetli ağrı
- Ciltte kızarıklık
- Bölgesel sıcaklık artışı
Bu bulgular en sık ayaklarda görülür; eller de sık etkilenen bölgeler arasındadır. Bazı hastalarda kulaklar ve yüz gibi bölgelerde de belirtiler ortaya çıkabilir (Gonzalez Caldito et al., 2024; Ma et al., 2023).
Ataklar genellikle aralıklıdır. Sıcak ortam, fiziksel aktivite ve etkilenen uzvun aşağıda tutulması belirtileri artırabilir. Özellikle sıcak havalarda uzun süre ayakta kalmak veya egzersiz yapmak ağrı ve kızarıklığın belirginleşmesine neden olabilir. Serin bir ortama geçmek ve ekstremiteyi yükseltmek çoğu hastada semptomları azaltabilir (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Hastalar ağrıyı azaltmak amacıyla ayaklarını veya ellerini soğuk suya sokma, buz uygulama ya da başka yoğun soğutma yöntemleri kullanabilir. Bu davranış kısa süreli rahatlama sağlayabilse de uzun süreli veya aşırı soğuk maruziyeti cilt ve yumuşak dokularda hasara yol açabilir. Özellikle buzlu suya uzun süre maruz kalma, bül oluşumu, nekroz ve kronik ülserasyon gibi komplikasyonlara neden olabilir (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Uzun süre devam eden hastalıkta ağrı, hastaların fiziksel aktiviteden ve sıcak ortamlardan kaçınmasına yol açabilir. Bu durum yaşam kalitesinde belirgin düşüşe ve günlük aktivitelerde kısıtlanmaya neden olabilir (Ma et al., 2023).
Eritromelalji nasıl teşhis edilir?
Eritromelalji için hastalığı tek başına doğrulayan özgül bir laboratuvar testi veya görüntüleme yöntemi bulunmamaktadır. Tanı esas olarak öykü ve klinik muayene temelinde konur. Tekrarlayan yanıcı ağrı ile birlikte kızarıklık ve bölgesel sıcaklık artışının bulunması, özellikle belirtilerin sıcaklık ve egzersizle tetiklenmesi ve soğutmayla azalması tanısal değerlendirmede önemlidir (Gonzalez Caldito et al., 2024; Tang et al., 2015).
Tanısal değerlendirmede temel amaçlardan biri, eritromelaljiye eşlik edebilecek veya belirtilerin altında bulunabilecek tedavi edilebilir nedenleri araştırmaktır. Bu nedenle özellikle tam kan sayımı önemlidir. Trombosit sayısındaki veya diğer kan hücrelerindeki anormallikler, miyeloproliferatif neoplaziler açısından ileri inceleme gerektirebilir (Gonzalez Caldito et al., 2024).
Erken yaşta başlayan, aile öyküsü bulunan veya primer eritromelaljiden şüphelenilen seçilmiş hastalarda SCN9A genetik incelemesi değerlendirilebilir. Bununla birlikte genetik test bütün eritromelalji hastalarında rutin olarak gerekli değildir (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Termografi bazı hastalarda etkilenen bölgelerdeki sıcaklık değişikliklerini belgelemek amacıyla kullanılabilir. Ancak bu yöntem tek başına eritromelalji tanısını doğrulamaz. Cilt biyopsisi de rutin tanı yöntemi değildir; gerektiğinde ayırıcı tanı veya belirli klinik soruların değerlendirilmesi amacıyla kullanılabilir (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Eritromelalji hangi hastalıklarla karışabilir?
Eritromelaljinin tanısı klinik özelliklere dayandığından, benzer kızarıklık, sıcaklık artışı ve ağrı oluşturan hastalıkların değerlendirilmesi gerekir. Ayırıcı tanıda Raynaud fenomeni, kompleks bölgesel ağrı sendromu, periferik nöropatiler, vaskülitler, selülit ve Fabry hastalığı gibi durumlar yer alabilir (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Özellikle yeni başlayan veya hızla değişen belirtilerde eşlik eden hematolojik, nörolojik, romatolojik ya da dermatolojik bulgular tanısal değerlendirmeye yön verir. Bu nedenle eritromelalji düşünülen hastalarda yalnızca semptomların kendisine değil, altta yatan olası hastalıklara da odaklanılması gerekir (Gonzalez Caldito et al., 2024).
Eritromelalji nasıl tedavi edilir?
Eritromelaljinin tedavisi hastalığın nedenine, belirtilerin şiddetine ve hastanın tedaviye verdiği yanıta göre bireyselleştirilir. Günümüzde bütün hastalarda aynı şekilde uygulanabilecek tek bir standart tedavi protokolü bulunmamaktadır (Ma et al., 2023; Noble et al., 2026).
İlk basamaklardan biri semptomları tetikleyen koşulların belirlenmesi ve mümkün olduğunca azaltılmasıdır. Sıcak ortamdan kaçınmak, aşırı egzersiz veya uzun süre ayakta kalma gibi tetikleyicileri sınırlamak ve belirtiler başladığında güvenli biçimde serinlemek bazı hastalarda yarar sağlayabilir (Ma et al., 2023; Gonzalez Caldito et al., 2024).
İlaç tedavisinde hastanın klinik özelliklerine göre farklı seçenekler değerlendirilebilir. Primer eritromelaljide lidokain, karbamazepin ve meksiletin gibi sodyum kanalını etkileyen ilaçlar kullanılmıştır. Gabapentinoidler ve bazı topikal tedaviler de klinik yaklaşım içinde yer alabilir; ancak tedavi yanıtı hastadan hastaya değişmektedir (Miranda et al., 2017; Ma et al., 2023).
Miyeloproliferatif neoplazi ile ilişkili eritromelaljide tedavi yaklaşımı farklı önem taşır. Özellikle esansiyel trombositemi ve polisitemia vera ile ilişkili mikrovasküler semptomların aspirine belirgin yanıt verebildiği uzun süredir bilinmektedir. Bu tabloda aspirin kullanımı, hastanın hematolojik durumu ve kanama riski birlikte değerlendirilerek planlanmalıdır (Michiels, 2003; Miranda et al., 2017).
Altta yatan hastalığın tedavisi de sekonder eritromelaljinin yönetiminin temel parçalarından biridir. Bu nedenle özellikle erişkin yaşta yeni başlayan eritromelaljide hematolojik, romatolojik, nörolojik veya ilaç ilişkili nedenlerin araştırılması tedavi planını doğrudan etkileyebilir (Gonzalez Caldito et al., 2024; Miranda et al., 2017).
Seçilmiş ve tedaviye dirençli hastalarda sinir blokları, nöromodülasyon ve cerrahi girişimler gibi daha ileri yaklaşımlar değerlendirilmiştir. Bununla birlikte bu yöntemlerin kanıt düzeyi sınırlıdır ve uygun hasta seçimi gerektirir. NaV1.7 kanalını daha seçici biçimde hedefleyen yeni ilaçlar da araştırılmaktadır; bu tedaviler henüz standart klinik uygulamanın parçası değildir (Tang et al., 2015; Ma et al., 2023; Noble et al., 2026).
Soğuk uygulama konusunda neden dikkatli olunmalıdır?
Eritromelaljide soğutma semptomları azaltabildiği için hastalar bazen uzun süre buz veya çok soğuk su kullanabilir. Bu yaklaşımın tekrarlayan ve yoğun biçimde uygulanması cilt ve yumuşak dokularda soğuk hasarına neden olabilir. Uzun süreli soğuk maruziyeti bül oluşumu, cilt nekrozu ve kronik ülserasyonla sonuçlanabilir (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Bu nedenle semptomların azaltılması amacıyla kontrollü ve güvenli serinleme tercih edilmelidir. Ciltte renk değişikliği, yara, su toplaması, uyuşma veya belirgin dolaşım bozukluğu geliştiğinde tıbbi değerlendirme gerekir.
Eritromelaljinin seyri nasıldır?
Eritromelaljinin seyri kişiden kişiye önemli ölçüde değişir. Bazı hastalarda belirtiler uzun yıllar devam ederken bazı hastalarda zaman içinde kısmi veya belirgin düzelme görülebilir. Davis ve arkadaşlarının 168 hastalık Mayo Clinic kohortunda ortalama 8,7 yıllık izlem sırasında hastaların %30,9’unda iyileşme, %26,6’sında değişiklik olmaması, %31,9’unda kötüleşme ve %10,6’sında tam düzelme bildirilmiştir (Davis et al., 2000).
Bu sonuçlar tarihsel ve üçüncü basamak bir merkeze başvuran seçilmiş hasta grubuna aittir; dolayısıyla günümüzde eritromelaljisi bulunan bütün hastaların klinik seyrini temsil eden sabit oranlar olarak değerlendirilmemelidir. Güncel derlemeler de hastalığın klinik seyrinin oldukça değişken olduğunu ve tedavi yanıtının bireysel özelliklere göre farklılaştığını vurgulamaktadır (Ma et al., 2023; Noble et al., 2026).
Hastalığın önemli komplikasyonlarından biri, ağrıyı kontrol etmek amacıyla uygulanan aşırı soğutmaya bağlı cilt hasarıdır. Ülserasyon ve doku nekrozu gelişebilir. Bunun yanında kronik ve şiddetli ağrı, fiziksel aktivitenin azalmasına ve yaşam kalitesinin bozulmasına neden olabilir (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024; Ma et al., 2023).
Eritromelalji hangi durumlarda araştırılmalıdır?
Özellikle tekrarlayan ve açıklanamayan yanıcı el veya ayak ağrısına kızarıklık ve belirgin sıcaklık artışı eşlik ediyorsa eritromelalji akla getirilebilir. Belirtilerin sıcaklık veya egzersizle tekrarlaması ve serinlemeyle azalması klinik şüpheyi güçlendirir (Gonzalez Caldito et al., 2024).
Erişkin yaşta yeni başlayan olgularda veya eşlik eden kan sayımı anormallikleri bulunduğunda miyeloproliferatif hastalıklar açısından değerlendirme önem taşır. Erken yaşta başlayan, ailesel özellik gösteren veya primer eritromelalji düşünülen hastalarda ise genetik değerlendirme gündeme gelebilir (Tang et al., 2015; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Ciltte yara, ülser, bül veya nekroz gelişmesi; ağrının hızla şiddetlenmesi; yeni nörolojik belirtilerin ortaya çıkması ya da dolaşım bozukluğu düşündüren bulguların eşlik etmesi durumunda gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Eritromelalji, yanıcı ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artışıyla seyreden nadir bir nörovasküler hastalık olarak değerlendirilir. Primer olgularda özellikle SCN9A/NaV1.7 ilişkili ağrı liflerinin aşırı uyarılabilirliği önem taşırken, sekonder olgularda miyeloproliferatif neoplaziler başta olmak üzere çeşitli sistemik hastalıklar ve ilaçlar rol oynayabilir (Tang et al., 2015; Miranda et al., 2017; Gonzalez Caldito et al., 2024).
Tanı klinik değerlendirmeye dayanır ve araştırmaların önemli bir bölümü altta yatan nedenin belirlenmesine odaklanır. Tedavi ise hastalığın primer veya sekonder oluşuna, eşlik eden hastalıklara ve semptomların şiddetine göre bireyselleştirilir. Özellikle miyeloproliferatif neoplazi ile ilişkili olgularda aspirin tedavisi önemli bir seçenek oluştururken, primer hastalıkta sodyum kanalını hedefleyen ilaçlar ve diğer ağrı tedavileri değerlendirilebilir (Miranda et al., 2017; Ma et al., 2023).
Güncel literatür, eritromelaljinin mekanizmalarının ve tedavi seçeneklerinin hâlâ araştırıldığını göstermektedir. Özellikle NaV1.7 kanalını hedefleyen seçici tedaviler, hastalığın genetik ve nörofizyolojik özelliklerinin daha iyi anlaşılmasıyla birlikte gelecekte yeni tedavi seçenekleri oluşturabilir (Tang et al., 2015; Noble et al., 2026).
Kaynaklar:
- Davis, M. D. P., O’Fallon, W. M., Rogers, R. S., III, & Rooke, T. W. (2000). Natural history of erythromelalgia: Presentation and outcome in 168 patients. Archives of Dermatology, 136(3), 330–336. https://doi.org/10.1001/archderm.136.3.330
- Gonzalez Caldito, E., Kaul, S., Gonzalez Caldito, N., Piette, W., & Mehta, S. (2024). Erythromelalgia. Part I: Pathogenesis, clinical features, evaluation, and complications. Journal of the American Academy of Dermatology, 90(3), 453–462. https://doi.org/10.1016/j.jaad.2023.02.071
- Ma, J. E., Lee, J. U. J., Sartori-Valinotti, J. C., Rooke, T. W., Sandroni, P., & Davis, M. D. P. (2023). Erythromelalgia: A review of medical management options and our approach to management. Mayo Clinic Proceedings, 98(1), 136–149. https://doi.org/10.1016/j.mayocp.2022.08.005
- Michiels, J. J. (2003). Platelet-mediated microvascular inflammation and thrombosis in thrombocythemia vera: A distinct aspirin-responsive arterial thrombophilia, which transforms into a bleeding diathesis at increasing platelet counts. Pathologie Biologie, 51(3), 167–175. https://doi.org/10.1016/S0369-8114(03)00038-5
- Miranda, S., Le Besnerais, M., Langlois, V., Benhamou, Y., & Lévesque, H. (2017). Erythromelalgia: Diagnosis and therapeutic approach. La Revue de Médecine Interne, 38(3), 176–180. https://doi.org/10.1016/j.revmed.2016.08.012
- Noble, R. K., Duplechin, M. O., Anwar, A. I., Fox, C. J., Shekoohi, S., & Kaye, A. D. (2026). Erythromelalgia: Pathophysiology and clinical treatment options, a narrative review. Current Pain and Headache Reports, 30(1), 77. https://doi.org/10.1007/s11916-026-01514-3
- Sidiq, S. A., Asad, U., & Ren, V. (2024). Prevalence of erythromelalgia in the United States: A cross-sectional study using the All of Us database. Archives of Dermatological Research, 316(9), 646. https://doi.org/10.1007/s00403-024-03406-1
- Tang, Z., Chen, Z., Tang, B., & Jiang, H. (2015). Primary erythromelalgia: A review. Orphanet Journal of Rare Diseases, 10, 127. https://doi.org/10.1186/s13023-015-0347-1