Anjiyogliom Nedir?
Anjiyogliom (angioglioma), damar yapıları ile glial hücrelerin birlikte bulunduğu nadir tümörleri tanımlamak için kullanılan eski bir nöropatoloji terimidir. Kelime kökeni Yunanca “angeion” (damar) ve “glia” (sinir sistemini destekleyen hücreler) sözcüklerinden gelir. Yani anjiyogliom, hem damar dokusu hem de glial hücre özellikleri taşıyan bir tümör anlamına gelir. Günümüzde modern beyin tümörü sınıflamalarında bu terim çok sık kullanılmaz. Çünkü geçmişte “anjiyogliom” olarak adlandırılan birçok tümör artık daha spesifik patolojik isimlerle sınıflandırılmaktadır. (WHO Classification of Central Nervous System Tumours, PathologyOutlines)
Glial hücreler, merkezi sinir sisteminde nöronları destekleyen hücrelerdir. Astrositler, oligodendrositler ve ependimal hücreler bu grubun içinde yer alır. Anjiyogliom terimi ise tarihsel olarak, yoğun damar ağı içeren glial tümörleri tanımlamak amacıyla kullanılmıştır. Özellikle bazı düşük dereceli gliomlar veya damar yapısından zengin beyin tümörleri bu isim altında değerlendirilmiştir. Bazı eski kaynaklarda hemanjiyoblastom veya vasküler gliom benzeri yapılarla ilişkili olarak da geçebilir. Ancak modern nöropatolojide tümörler artık hücresel yapı, genetik özellikler ve moleküler belirteçlere göre daha ayrıntılı şekilde sınıflandırıldığı için “anjiyogliom” kavramı büyük ölçüde tarihsel bir terim haline gelmiştir. (National Cancer Institute, Brain Tumour Research)
Bu tür tümörlerde belirtiler tümörün beyindeki yerine göre değişir. En sık görülen belirtiler:
- Baş ağrısı,
- Nöbet geçirme,
- Denge bozukluğu,
- Görme problemleri,
- Hafıza ve konsantrasyon sorunları,
- Kol veya bacakta güçsüzlük
şeklindedir.
Tümör büyüdükçe çevre dokular üzerinde baskı oluşturabilir ve kafa içi basıncını artırabilir. Özellikle damar açısından zengin tümörlerde kanama riski de bulunabilir.
Tanı genellikle MR görüntüleme ile başlar. Damar yapısından zengin tümörler kontrastlı incelemelerde belirgin görüntü verebilir. Kesin tanı ise biyopsi veya cerrahi sonrası yapılan histopatolojik incelemeyle konur. Günümüzde moleküler patoloji yöntemleri de tümörün tam sınıflandırılması açısından büyük önem taşır.
Tedavi planı tümörün tipine, yerine ve büyüme hızına göre belirlenir. Cerrahi çıkarım en sık tercih edilen yöntemdir. Bazı vakalarda radyoterapi veya kemoterapi de uygulanabilir. Modern nöroonkoloji yaklaşımında artık tümörün genetik özellikleri de tedavi seçiminde belirleyici rol oynar.
Sonuç olarak anjiyogliom, damar yapıları ile glial hücre özelliklerini birlikte taşıyan beyin tümörlerini tanımlamak için kullanılan eski bir tıbbi terimdir. Günümüzde daha ayrıntılı nöropatolojik sınıflamalar kullanılmasına rağmen, bu kavram tıp tarihinde vasküler özellik gösteren glial tümörleri tanımlayan önemli terimlerden biri olarak kabul edilir.