Anjiyokavernom Nedir?

Anjiyokavernom Nedir?

Anjiyokavernom (angiocavernoma), damar yapılarından oluşan ve içinde genişlemiş, kanla dolu boşluklar bulunan vasküler lezyonları tanımlamak için kullanılan eski bir tıbbi terimdir. Kelime kökeni Yunanca “angeion” (damar) ve “caverna” (oyuk, boşluk) sözcüklerinden gelir. Yani anjiyokavernom, boşluklu damar yapılarından oluşan tümör benzeri oluşum anlamına gelir. Günümüzde bu terim yerine daha çok “kavernöz hemanjiyom”, “kavernöz malformasyon” veya “serebral kavernom” gibi daha spesifik isimler kullanılmaktadır. (Johns Hopkins Medicine, Cleveland Clinic)

Bu yapılar genellikle ince duvarlı, genişlemiş damar boşluklarından oluşur. Normal damarlardan farklı olarak damar duvarları zayıftır ve düzensiz yapı gösterir. Bu nedenle zaman zaman küçük kanamalar gelişebilir. Özellikle beyinde görülen kavernöz damar malformasyonları nörolojik belirtilere yol açabilir. Bazı kişilerde ise hiçbir belirti oluşturmaz ve tesadüfen fark edilir.

Anjiyokavernom kavramı tarihsel olarak özellikle damar açısından zengin, boşluklu lezyonları tanımlamak için kullanılmıştır. Modern tıpta ise bu yapıların çoğu “kavernöz malformasyon” grubunda değerlendirilir. En sık merkezi sinir sisteminde görülse de karaciğer, deri veya diğer organlarda da benzer damar lezyonları gelişebilir.

Beyindeki kavernöz malformasyonlarda belirtiler lezyonun yerine göre değişir. En sık görülen belirtiler:

  • Baş ağrısı,
  • Epileptik nöbetler,
  • Görme bozuklukları,
  • Denge problemleri,
  • Kol veya bacakta güçsüzlük,
  • Uyuşma,
  • Beyin kanaması

şeklindedir.

Bazı küçük lezyonlar yıllarca sessiz kalabilirken, bazıları tekrarlayan mikroskobik kanamalara neden olabilir. Özellikle beyin sapı gibi hassas bölgelerde bulunan kavernöz lezyonlar daha ciddi nörolojik sorunlara yol açabilir. (Mayo Clinic, National Organization for Rare Disorders)

Tanı genellikle manyetik rezonans görüntüleme (MR) ile konur. MR incelemelerinde bu damar yapıları karakteristik görünüm oluşturur. Özellikle eski ve yeni kanama alanları birlikte görülebilir. Bilgisayarlı tomografi bazı durumlarda yardımcı olsa da en ayrıntılı değerlendirme MR ile yapılır.

Tedavi hastanın belirtilerine ve lezyonun yerine göre değişir. Belirti vermeyen küçük lezyonlarda yalnızca takip yeterli olabilir. Ancak nöbet, tekrarlayan kanama veya ciddi nörolojik baskı oluşturan durumlarda cerrahi tedavi düşünülebilir. Bazı hastalarda radyocerrahi yöntemleri de kullanılabilir.

Anjiyokavernomların bir kısmı sporadik yani rastlantısal gelişirken, bazıları kalıtsal olabilir. Ailesel kavernöz malformasyon sendromlarında beyinde birden fazla damar lezyonu görülebilir.

Sonuç olarak anjiyokavernom, damar boşluklarından oluşan kavernöz vasküler lezyonları tanımlayan eski bir tıbbi terimdir. Günümüzde daha çok kavernöz malformasyon veya kavernöz hemanjiyom kavramları kullanılmaktadır. Özellikle beyinde yerleşen lezyonlar nörolojik belirtiler ve kanama riski nedeniyle dikkatli takip gerektirebilir.