Risperdal nedir? Risperidonun kullanım alanları, yan etkileri ve ilaç etkileşimleri

Risperdal nedir? Risperidonun kullanım alanları, yan etkileri ve ilaç etkileşimleri

Risperdal, etken maddesi risperidon olan ikinci nesil bir antipsikotiktir. RxList’te yer alan güncel ilaç bilgilerinde Risperdal’ın başlıca kullanım alanları arasında şizofreni, Bipolar I Bozukluğu ile ilişkili akut manik veya karma dönemler ve otistik bozuklukla ilişkili irritabilite bulunuyor. İlaç ayrıca jenerik risperidon olarak da temin edilebiliyor. Ancak Risperdal kullanımı sırasında yalnızca tedavi edilen hastalığa değil, kullanılan diğer ilaçlara, alkol ve merkezi sinir sistemi üzerinde etkili maddelere ve ortaya çıkabilecek yan etkilere de dikkat edilmesi gerekiyor.

Risperdal hangi hastalıkların tedavisinde kullanılıyor?

Risperdal, şizofreni tedavisinde kullanılmaktadır. RxList’te ilacın erişkinlerde yapılan dört kısa süreli çalışmada, 13-17 yaş arasındaki ergenlerde yapılan iki kısa süreli çalışmada ve erişkinlerde gerçekleştirilen uzun süreli bir idame çalışmasında değerlendirildiği belirtiliyor. Şizofreni tedavisinde erişkinlerde başlangıç dozu genellikle günde 2 mg olarak verilirken, doz hastanın toleransına göre artırılabiliyor ve önerilen doz 4-8 mg/gün aralığında bulunuyor. Etkinliğin 4-16 mg/gün aralığında gösterildiği belirtilse de özellikle günde iki kez uygulamada 6 mg üzerindeki dozların daha düşük dozlara göre daha etkili olduğu gösterilmemiş ve daha fazla ekstrapiramidal semptom ile diğer advers etkilerle ilişkilendirilmiş. 16 mg/gün üzerindeki dozların güvenliliği klinik çalışmalarda değerlendirilmemiştir.

Risperdal’ın bir diğer kullanım alanı Bipolar I Bozukluğu ile ilişkili akut manik veya karma dönemlerdir. Erişkinlerde tek başına kullanılabildiği gibi lityum veya valproat ile birlikte yardımcı tedavi şeklinde de kullanılabilir. Çocuk ve ergenlerde de akut manik veya karma dönemlerde kullanımı değerlendirilmiştir. Erişkinlerde başlangıç dozu 2-3 mg/gün olup çalışmalarda etkili doz aralığı 1-6 mg/gün olarak belirtilmektedir. Çocuk ve ergenlerde başlangıç dozu 0,5 mg/gün, önerilen hedef doz ise 1-2,5 mg/gün arasındadır.

Risperdal ayrıca otistik bozuklukla ilişkili irritabilitenin tedavisinde çocuk ve ergenlerde kullanılmaktadır. Bu kapsamda başkalarına yönelik saldırganlık, kasıtlı kendine zarar verme, öfke nöbetleri ve hızlı değişen duygu durumları kaynakta belirtilen belirtiler arasında yer alıyor. Doz, vücut ağırlığı ve tedaviye verilen yanıta göre belirleniyor. Etkili doz aralığı 0,5-3 mg/gün olarak belirtiliyor.

Risperdal hangi formlarda bulunuyor?

RxList’e göre Risperdal tabletleri 0,25, 0,5, 1, 2, 3 ve 4 mg dozlarında bulunuyor. Ayrıca 1 mg/mL oral çözelti ve ağızda dağılan M-TAB tablet formları da mevcut. Oral çözelti su, kahve, portakal suyu ve az yağlı süt ile karıştırılabilirken kola veya çay ile uyumlu olmadığı belirtiliyor. M-TAB tabletlerin blister ambalajından ancak kullanılacağı zaman çıkarılması ve çıkarıldıktan sonra hemen dil üzerine yerleştirilmesi gerekiyor; tabletlerin bölünmemesi veya çiğnenmemesi gerektiği de kaynakta belirtiliyor.

Risperdal kullanırken hangi ilaçlarla etkileşime dikkat edilmeli?

Risperdal ile ilgili en önemli konulardan biri, birlikte kullanılan ilaçların risperidonun vücuttaki düzeyini değiştirebilmesidir. RxList, özellikle CYP2D6 enzimi inhibitörleri ile enzim indükleyicileri kullanıldığında Risperdal dozunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Fluoksetin ve paroksetin CYP2D6 inhibitörleri arasında, karbamazepin ise enzim indükleyicileri arasında yer alıyor.

Fluoksetin, Risperdal ile birlikte kullanıldığında aktif bileşene maruziyeti artırabiliyor. Kaynakta fluoksetin 20 mg/gün ile birlikte risperidon kullanımında aktif bileşen için AUC oranının 1,4, maksimum plazma konsantrasyonu oranının ise 1,5 olduğu belirtiliyor. Bu nedenle Risperdal dozunun yeniden değerlendirilmesi ve erişkinlerde günde 8 mg’ın üzerine çıkılmaması gerekiyor.

Paroksetin ile birlikte kullanımda da Risperdal dozunun yeniden değerlendirilmesi gerekiyor ve erişkinlerde maksimum Risperdal dozu 8 mg/gün olarak belirtiliyor. Paroksetinin 10, 20 ve 40 mg/gün dozlarıyla yapılan değerlendirmelerde aktif bileşene maruziyet oranları sırasıyla 1,3, 1,6 ve 1,8 olarak bildirilmiş. Fluoksetin veya paroksetin tedavisi başlatılırken Risperdal’ın yavaş titre edilmesi, bu ilaçlar kesildiğinde ise Risperdal dozunun yeniden artırılmasının gerekebileceği belirtiliyor.

Karbamazepin ise bunun tersine Risperdal’ın aktif bileşenine maruziyeti azaltabiliyor. Kaynakta karbamazepin ile birlikte kullanımda Risperdal dozunun kademeli olarak artırılabileceği, ancak hastanın alışılmış dozunun iki katından daha yüksek bir doza çıkılmaması gerektiği belirtiliyor. Karbamazepin bırakıldığında ise Risperdal dozunun azaltılması gerekebiliyor. Benzer etkinin fenitoin, rifampin ve fenobarbital gibi diğer enzim indükleyicileriyle birlikte kullanımda da ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.

Buna karşılık ranitidin, simetidin, eritromisin ve amitriptilin ile birlikte kullanımda Risperdal için doz ayarlaması önerilmiyor. Kaynakta ranitidin ve simetidin ile aktif bileşen maruziyetindeki değişikliklerin sırasıyla 1,2 ve 1,1 AUC oranında olduğu, eritromisin ile 1,1 ve amitriptilin ile 1,2 AUC oranında değişim görüldüğü belirtiliyor. Bu ilaçlarla ilgili klinik değerlendirmede Risperdal dozunun değiştirilmesi önerilmiyor.

Lityum, valproat ve digoksin ile birlikte kullanım

Risperdal’ın bazı ilaçlar üzerindeki etkileri de ayrıca incelenmiş. Tekrarlanan 3 mg günde iki kez Risperdal kullanımının lityumun AUC veya maksimum plazma konsantrasyonunu değiştirmediği ve lityum dozunda ayarlama önerilmediği belirtiliyor.

Valproat ile birlikte kullanımda ise Risperdal, valproatın doz öncesi veya ortalama plazma konsantrasyonunu ve AUC değerini değiştirmemiş; ancak valproatın maksimum plazma konsantrasyonunda yüzde 20 artış görülmüş. Buna rağmen valproat dozunda ayarlama önerilmiyor. Digoksin açısından da Risperdal’ın klinik olarak anlamlı bir farmakokinetik etki göstermediği ve digoksin dozunda değişiklik önerilmediği belirtiliyor.

Alkol ve merkezi sinir sistemini etkileyen ilaçlar

Risperidonun temel etkileri merkezi sinir sistemi üzerinde olduğundan, başka merkezi etkili ilaçlarla veya alkolle birlikte kullanılırken dikkatli olunması gerekiyor. RxList, özellikle soğuk algınlığı ve alerji ilaçları, narkotik ağrı kesiciler, uyku ilaçları, kas gevşeticiler ile nöbet, depresyon veya anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçların Risperdal ile etkileşebileceğini belirtiyor. Bu nedenle hastaların kullandıkları tüm ilaç ve takviyeleri sağlık profesyoneline bildirmesi gerekiyor.

Risperdal ayrıca hipotansiyona neden olabileceğinden, tansiyon düşürücü etkisi bulunan diğer ilaçların etkisini artırabilir. Levodopa ve dopamin agonistlerinin etkilerini ise antagonize edebilir. Bu nedenle Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlarla birlikte kullanım ayrıca değerlendirilmelidir.

Metilfenidat ve klozapinle birlikte kullanım

Risperdal ile metilfenidat birlikte kullanıldığında, ilaçlardan herhangi birinin dozunda değişiklik yapılması ekstrapiramidal semptom riskini artırabilir. RxList’te, iki ilacın birlikte kullanılması sırasında ekstrapiramidal semptomların izlenmesi gerektiği belirtiliyor. Pazarlama sonrası bildirimlerde de metilfenidat ve risperidon kullanan kişilerde ilaçlardan birinin veya her ikisinin dozunun artırılması, azaltılması, tedaviye başlanması ya da bırakılmasıyla bağlantılı distoni ve diskinezi vakaları bildirilmiş.

Klozapin ile kronik birlikte kullanımda ise risperidonun klerensinin azalabileceği belirtiliyor. Bu durum, iki ilacın birlikte kullanıldığı tedavilerde risperidon maruziyetinin dikkate alınmasını gerektiren bir etkileşim olarak kaynakta yer alıyor.

Risperdal’ın en sık görülen yan etkileri neler?

RxList’te klinik çalışmalarda yüzde 5’in üzerinde görülen ve plaseboya göre en az iki kat daha sık bildirilen advers reaksiyonlar arasında parkinsonizm, akatizi, distoni, tremor, sedasyon, baş dönmesi, anksiyete, bulanık görme, bulantı, kusma, üst karın ağrısı, mide rahatsızlığı, dispepsi, ishal, tükürük salgısında artış, kabızlık, ağız kuruluğu, iştah artışı, kilo artışı, yorgunluk, döküntü, burun tıkanıklığı, üst solunum yolu enfeksiyonu, nazofarenjit ve boğaz ağrısı bulunuyor.

İlacın ciddi yan etkileri arasında kontrol edilemeyen yüz hareketleri, meme şişliği veya hassasiyeti, meme başından akıntı, erektil işlev bozukluğu, cinsel istekte azalma, adet düzensizlikleri veya adet görememe, çok sert kaslar, yüksek ateş, terleme, bilinç bulanıklığı, hızlı veya düzensiz kalp atımı, titreme ve baş dönmesi bulunuyor. Ayrıca yutma güçlüğü, solunum güçlüğü, olağandışı kanama veya morarma, susama ve idrara çıkmada artış, kuru ağız, meyvemsi nefes kokusu ve dört saatten uzun süren ağrılı ereksiyon da acil değerlendirme gerektirebilecek belirtiler arasında sıralanıyor.

Uzun süreli kullanımda hangi riskler bulunuyor?

RxList, Risperdal kullanımıyla ilgili olarak nöroleptik malign sendrom, tardif diskinezi, hiperglisemi ve diyabet, lipid değişiklikleri, kilo artışı, hiperprolaktinemi, ortostatik hipotansiyon, düşme, lökopeni-nötropeni-agranülositoz, bilişsel ve motor bozulma, nöbet, yutma güçlüğü, priapizm ve vücut sıcaklığının düzenlenmesinde bozulma gibi önemli uyarıları ayrıca ele alıyor.

Nöroleptik malign sendrom, yüksek ateş, kas sertliği, bilinç durumunda değişiklik ve otonom sinir sistemi düzensizlikleriyle seyreden ve potansiyel olarak ölümcül olabilen bir tablo olarak tanımlanıyor. Şüphe edilmesi halinde Risperdal’ın derhal kesilmesi ve semptomatik tedavi ile izlem yapılması gerektiği belirtiliyor.

Tardif diskinezi ise potansiyel olarak geri dönüşümsüz istemsiz hareketlerle karakterize bir sendromdur. Kaynakta riskin tedavi süresi ve toplam kümülatif doz arttıkça yükseldiği, ancak tablonun nispeten kısa süreli tedavilerde ve düşük dozlarda da ortaya çıkabileceği belirtiliyor. Tedavi bırakıldıktan sonra da görülebileceği ifade ediliyor.

Risperdal gibi atipik antipsikotiklerle hiperglisemi, diyabet, dislipidemi ve kilo artışı da ilişkilendiriliyor. Diyabeti bulunan hastalarda glukoz kontrolünün kötüleşmesi açısından düzenli takip önerilirken, diyabet açısından risk faktörleri bulunan hastalarda tedavinin başlangıcında ve tedavi süresince periyodik açlık kan şekeri ölçümü öneriliyor.

Yaşlı hastalar için önemli uyarı

Risperdal’ın en önemli uyarılarından biri, demansa bağlı psikozu bulunan yaşlı hastalarla ilgili. RxList’te antipsikotiklerle tedavi edilen bu hasta grubunda ölüm riskinin arttığı belirtiliyor. 17 plasebo kontrollü çalışmanın analizinde, ilaçla tedavi edilen hastalarda ölüm riskinin plaseboya kıyasla 1,6-1,7 kat arasında olduğu; tipik 10 haftalık kontrollü çalışmalarda ölüm oranının ilaç grubunda yaklaşık yüzde 4,5, plasebo grubunda ise yaklaşık yüzde 2,6 olduğu aktarılıyor. Ölümlerin çoğunun kardiyovasküler veya enfeksiyöz nedenlerle ilişkili göründüğü belirtiliyor. Risperdal, demansa bağlı psikozun tedavisi için onaylanmamıştır.

Bu hasta grubunda inme ve geçici iskemik atak dahil serebrovasküler advers olaylar ve ölümler de bildirilmiştir. Plasebo kontrollü çalışmalarda risperidon kullananlarda serebrovasküler olayların daha yüksek oranda görüldüğü belirtiliyor.

Gebelik ve emzirme döneminde Risperdal kullanımı

RxList’te gebelerde risperidonla ilgili yeterli çalışma bulunmadığı ve potansiyel bilinmeyen risklere karşı yararların ağır basması dışında kullanılmaması gerektiği belirtiliyor. Risperidonun insan sütüne geçtiği ve risperidon kullanan kadınların emzirmemesi gerektiği de kaynakta açıkça ifade ediliyor.

Risperdal kullanırken dikkat edilmesi gereken temel noktalar

Risperdal tedavisinde ilaç etkileşimleri kişiden kişiye değişebileceğinden, tedavi sırasında kullanılan tüm reçeteli ve reçetesiz ilaçların sağlık profesyoneline bildirilmesi gerekiyor. Özellikle fluoksetin ve paroksetin gibi CYP2D6 inhibitörleri Risperdal düzeylerini artırabilirken, karbamazepin, fenitoin, rifampin ve fenobarbital gibi enzim indükleyicileri risperidonun aktif bileşenine maruziyeti azaltabiliyor. Merkezi sinir sistemini etkileyen ilaçlar ve alkolle birlikte kullanımda dikkat edilmesi, hipotansiyona neden olabilecek ilaçlarla birlikte tansiyon düşürücü etkinin artabileceğinin göz önünde bulundurulması ve levodopa ile dopamin agonistlerinin etkilerinin antagonize edilebileceğinin bilinmesi gerekiyor.

Risperdal’ın kullanımında doz değişiklikleri de doktor tarafından değerlendirilmelidir. Özellikle ilaç etkileşimleri söz konusu olduğunda dozun kendiliğinden değiştirilmesi uygun değildir. RxList’in verdiği bilgiler, risperidon tedavisinin yalnızca hastalığın türüne göre değil, kişinin kullandığı diğer ilaçlar, tedaviye verdiği yanıt ve ortaya çıkan advers etkiler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Kaynak: https://www.rxlist.com/risperdal-drug.htm#interactions

Sağlık Hattınız
Sağlık Hattınız
Articles: 1405