Sarkopeni Nedir? Kas Kaybının Belirtileri, EWGSOP2 Tanı Kriterleri ve Güncel Tedavi Yaklaşımları
Kas gücünde azalma çoğu zaman yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak görülür. Oysa günümüzde bunun önemli bir kısmının önlenebilir ve tedavi edilebilir olduğu bilinmektedir. Yaş ilerledikçe gelişen kas kaybı yalnızca hareket kabiliyetini azaltmaz; düşme, kırık, hastaneye yatış, bağımsız yaşamın kaybı ve ölüm riskini de anlamlı şekilde artırır. Bu nedenle sarkopeni artık yalnızca “yaşlılık belirtisi” olarak değil, tanı ve tedavi gerektiren bir iskelet kası hastalığı olarak kabul edilmektedir.
Avrupa Yaşlılarda Sarkopeni Çalışma Grubu’nun yayımladığı EWGSOP2 Uzlaşı Raporu (2019), günümüzde Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede klinik uygulamanın temelini oluşturmaktadır. Bu raporun en önemli değişikliği, sarkopeni tanısında kas miktarından önce kas gücünü merkeze yerleştirmesidir. Çünkü araştırmalar, düşme ve fonksiyon kaybını belirlemede kas kuvvetinin, kas hacminden daha güçlü bir belirteç olduğunu göstermektedir.
Bu yazıda sarkopeninin güncel tanımı, nedenleri, tanı kriterleri ve bilimsel olarak kabul gören tedavi yaklaşımları özetlenmektedir.
Sarkopeni Neden Olur?
Sarkopeni tek bir nedene bağlı olarak gelişen bir hastalık değildir. Çoğu hastada yaşlanma süreci, fiziksel inaktivite, yetersiz beslenme ve kronik hastalıkların birlikte etkisiyle ortaya çıkar. Bu nedenle günümüzde sarkopeni, çok faktörlü bir kas hastalığı olarak kabul edilmektedir. Kas protein sentezinin azalması, kas yıkımının artması ve kasın kendini yenileme kapasitesinin düşmesi zamanla kas gücü ve fonksiyonunda belirgin kayıplara yol açar.
Yaşlanma ile Kas Dokusunda Meydana Gelen Değişiklikler
İleri yaşla birlikte iskelet kasında hem yapısal hem de metabolik değişiklikler gelişir. Kas liflerinin sayısı azalırken özellikle yüksek kuvvet üretiminden sorumlu Tip II (hızlı kasılan) kas liflerinde belirgin atrofi görülür. Aynı dönemde motor nöron kaybı nedeniyle kas liflerinin sinirsel uyarımı bozulur ve kasın maksimum kuvvet üretme kapasitesi giderek azalır.
Kas dokusunun yenilenmesinden sorumlu uydu hücrelerin (satellite cells) aktivitesi de yaşla birlikte azalır. Bunun sonucunda kas, egzersiz veya hastalık sonrası eski kapasitesine dönmekte zorlanır.
Bunlara ek olarak;
- mitokondriyal fonksiyonlarda bozulma,
- oksidatif stresin artması,
- kronik düşük dereceli inflamasyon (inflammaging),
- anabolik hormonların azalması,
- insülin direnci
kas kaybını hızlandıran temel biyolojik mekanizmalar arasında yer alır.
Fiziksel İnaktivite
Kas dokusu kullanılmadığında hızla küçülmeye başlar. Uzun süre yatak istirahati, hastanede yatış, kırıklar, cerrahi girişimler veya sedanter yaşam tarzı kas protein sentezini azaltırken protein yıkımını artırır.Araştırmalar, yalnızca 1–2 haftalık immobilizasyonun bile özellikle yaşlı bireylerde ölçülebilir kas kaybına yol açabileceğini göstermektedir. Bu nedenle hastaneye yatış sonrası gelişen sarkopeni, geriatrik hastalarda önemli bir klinik sorundur.
Yetersiz Protein ve Enerji Alımı
Kas dokusunun korunabilmesi için yeterli miktarda protein alımı gereklidir. Yaş ilerledikçe kasların aminoasitlere verdiği anabolik yanıt azalır. Bu durum anabolik direnç (anabolic resistance) olarak adlandırılır.
Özellikle;
- düşük protein tüketimi,
- yetersiz enerji alımı,
- iştahsızlık,
- çiğneme ve yutma güçlüğü,
- malabsorpsiyon sendromları
kas kaybını hızlandırabilir.Bu nedenle sarkopeni tedavisinde yalnızca egzersiz değil, yeterli protein desteği de temel tedavi bileşenlerinden biridir.
Kronik Hastalıklar
Birçok kronik hastalık kas yıkımını hızlandırabilir. En sık ilişkilendirilen hastalıklar şunlardır:
- Tip 2 diyabet
- Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH)
- Kronik kalp yetmezliği
- Kronik böbrek hastalığı
- Karaciğer sirozu
- Kanser ve kanser kaşeksisi
- Romatoid artrit ve diğer inflamatuvar romatizmal hastalıklar
- İnflamatuvar bağırsak hastalıkları
Bu hastalıklarda kronik inflamasyon, hormonal değişiklikler ve fiziksel aktivitede azalma birlikte etkili olur.
Hormonal Değişiklikler
Kas metabolizması birçok hormon tarafından düzenlenir.
Yaşla birlikte;
- testosteron,
- östrojen,
- büyüme hormonu,
- IGF-1,
- DHEA
düzeylerinde görülen azalma kas protein sentezini olumsuz etkiler.Buna karşılık kronik yüksek kortizol düzeyleri kas proteinlerinin parçalanmasını hızlandırabilir. Uzun süreli kortikosteroid tedavisi alan hastalarda görülen steroid miyopatisi bunun klinik örneklerinden biridir.
Kronik İnflamasyon
Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan düşük dereceli sistemik inflamasyon, sarkopeninin en önemli biyolojik mekanizmalarından biridir.
TNF-α, IL-6 ve diğer proinflamatuvar sitokinlerin uzun süre yüksek seyretmesi;
- kas protein sentezini baskılar,
- proteolitik sistemleri aktive eder,
- kas rejenerasyonunu azaltır.
Bu nedenle kronik inflamatuvar hastalıklarda sarkopeni gelişme riski belirgin şekilde artmaktadır.
Kimler Sarkopeni Açısından Daha Yüksek Risk Altındadır?
Her yaşlı bireyde sarkopeni gelişmez. Ancak bazı gruplarda risk anlamlı derecede yüksektir.
Risk altındaki başlıca gruplar şunlardır:
- 65 yaş ve üzerindeki bireyler
- Düzenli fiziksel aktivite yapmayan kişiler
- Uzun süre yatağa bağımlı kalan hastalar
- Hızlı veya istemsiz kilo kaybı yaşayanlar
- Protein yetersizliği bulunan bireyler
- Kanser hastaları
- KOAH ve kalp yetmezliği bulunan kişiler
- Kronik böbrek hastaları
- Diyabet hastaları
- Uzun süre kortikosteroid kullanan bireyler
- Huzurevinde yaşayan ileri yaşlı kişiler
Bu gruplarda kas gücünün düzenli aralıklarla değerlendirilmesi, sarkopeninin erken tanınmasını sağlayabilir. EWGSOP2 de özellikle ileri yaşta fonksiyon kaybı, düşme öyküsü veya istemsiz kilo kaybı bulunan bireylerde aktif tarama yapılmasını önermektedir.
Sarkopeni Belirtileri Nelerdir?
Sarkopeni çoğu zaman yavaş ilerleyen bir süreçtir. Kas kaybı yıllar içinde geliştiği için birçok kişi başlangıç dönemindeki belirtileri yaşlanmanın doğal bir parçası olarak değerlendirir. Oysa erken dönemde fark edilen kas gücü kaybı, uygun egzersiz ve beslenme programlarıyla büyük ölçüde yavaşlatılabilir, hatta bazı hastalarda geri döndürülebilir.
Sarkopeninin en önemli özelliği, yalnızca kas hacminde azalma değil, kasın fonksiyonunu kaybetmesidir. Bu nedenle hasta normal kiloda hatta fazla kilolu olabilir; ancak günlük yaşam aktivitelerinde belirgin güçsüzlük yaşayabilir. Özellikle sarkopenik obezite olarak adlandırılan tabloda, artmış yağ dokusu azalan kas kütlesini maskeleyebilir ve tanıyı geciktirebilir.
En sık görülen belirtiler şunlardır:
- Genel kas güçsüzlüğü
- Merdiven çıkarken zorlanma
- Sandalyeden destek almadan kalkamama
- Yürüme hızında belirgin yavaşlama
- Denge bozukluğu
- Sık düşme veya düşme korkusu
- Kavrama gücünde azalma
- Günlük işlerde çabuk yorulma
- Fiziksel aktivite kapasitesinde düşüş
- İstemsiz kilo kaybı ve kaslarda incelme
İleri evrelerde bireylerin alışveriş yapma, ev işleri, banyo yapma veya uzun mesafe yürüme gibi temel günlük aktiviteleri bağımsız olarak sürdürebilmesi zorlaşabilir. Bu durum yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürür ve bakım ihtiyacını artırır.
Kas gücündeki azalma aynı zamanda kırılganlık (frailty) sendromunun da önemli bileşenlerinden biridir. Her sarkopeni hastasında kırılganlık görülmez; ancak iki durum sıklıkla birlikte bulunur ve birbirini olumsuz etkiler.
Sarkopeni Nasıl Tanı Konur? EWGSOP2 Tanı Yaklaşımı
Sarkopeni tanısında günümüzde en yaygın kullanılan yaklaşım, European Working Group on Sarcopenia in Older People (EWGSOP2) tarafından 2019 yılında güncellenen algoritmadır. Bu rehber, tanıyı yalnızca kas kütlesine dayandırmak yerine, kas gücü, kas miktarı ve fiziksel performansı birlikte değerlendirir.EWGSOP2’nin önerdiği yaklaşım dört basamaktan oluşur ve F-A-C-S algoritması olarak özetlenir.
1. Find (Riski Belirleme)
İlk aşamada sarkopeni açısından risk taşıyan bireyler belirlenir.
Bunun için en sık kullanılan tarama aracı SARC-F anketidir.
SARC-F beş temel alanı değerlendirir:
- Kuvvet kaybı
- Yardımla yürüme ihtiyacı
- Sandalyeden kalkabilme
- Merdiven çıkabilme
- Düşme öyküsü
Toplam 4 ve üzeri puan, sarkopeni açısından yüksek risk kabul edilir ve ileri değerlendirme gerektirir.
Bunun yanında aşağıdaki klinik durumlarda da doğrudan değerlendirme önerilir:
- İleri yaş
- İstemsiz kilo kaybı
- Tekrarlayan düşmeler
- Uzun süre hastanede yatış
- Kronik hastalıklar
- Belirgin kas güçsüzlüğü
2. Assess (Kas Gücünün Değerlendirilmesi)
EWGSOP2’ye göre tanının en önemli basamağı budur.Kas gücünde azalma saptandığında “olası sarkopeni” tanısı konabilir ve tedavi geciktirilmeden başlanabilir.Kas gücü değerlendirmesinde iki test önerilmektedir.
El kavrama gücü (Handgrip Strength)
El dinamometresi ile ölçülür ve klinik uygulamada en sık kullanılan yöntemdir.
EWGSOP2 eşik değerleri:
- Erkeklerde 27 kg’ın altı
- Kadınlarda 16 kg’ın altı
kas gücünde azalma olarak kabul edilir.
Alternatif olarak;
Beş kez sandalyeden kalkma testi (Chair Stand Test) uygulanabilir.Kişiden kollarını kullanmadan sandalyeden beş kez kalkıp oturması istenir.Sürenin 15 saniyeden uzun olması, kas gücünde azalmayı düşündürür.Kas gücü düşük bulunan hastalarda artık ileri görüntüleme beklenmeden beslenme düzenlenmesi ve direnç egzersizleri planlanabilir. Bu yaklaşım, EWGSOP2’nin önceki kılavuzlardan ayrılan en önemli yeniliklerinden biridir.
3. Confirm (Kas Kütlesinin Doğrulanması)
Kas gücü düşük saptandıktan sonra tanının doğrulanması için kas miktarı veya kas kalitesi değerlendirilir.
Bunun için en sık kullanılan yöntemler:
- Dual-energy X-ray absorptiometry (DXA)
- Biyoelektrik impedans analizi (BIA)
DXA, appendiküler iskelet kas kütlesini değerlendirmede referans yöntemlerden biri olarak kabul edilir. BIA ise daha kolay ulaşılabilir ve maliyet-etkin bir alternatif olsa da hidrasyon durumu, ödem ve kullanılan cihaza bağlı olarak sonuçları etkilenebilir.
EWGSOP2’de önerilen DXA eşik değerleri şöyledir:
- Erkeklerde appendiküler kas kütlesi 20 kg’ın altı
- Kadınlarda 15 kg’ın altı
veya boya göre düzeltilmiş ASM indeksinin;
- Erkeklerde 7,0 kg/m²’nin altı
- Kadınlarda 5,5 kg/m²’nin altı
olması düşük kas kütlesini destekler.
Kas gücü ile birlikte düşük kas kütlesi de saptanırsa “doğrulanmış sarkopeni” tanısı konur.
4. Severity (Fiziksel Performansın Değerlendirilmesi)
EWGSOP2 algoritmasının son basamağı, hastalığın şiddetini belirlemektir. Bu aşamada amaç yalnızca kas kaybını göstermek değil, kas kaybının bireyin günlük yaşam fonksiyonlarını ne ölçüde etkilediğini ortaya koymaktır.Kas gücü ve kas kütlesindeki azalma her zaman aynı düzeyde fonksiyon kaybına yol açmayabilir. Bu nedenle fiziksel performans testleri, düşme riski, bağımsız yaşam kapasitesi ve prognoz hakkında önemli bilgiler sağlar.EWGSOP2’ye göre kas gücü ve kas kütlesine ek olarak fiziksel performans da bozulmuşsa hasta şiddetli (severe) sarkopeni olarak değerlendirilir.
Klinikte en sık kullanılan testler şunlardır:
Yürüme Hızı (Gait Speed)
En pratik ve en güçlü prognostik göstergelerden biridir.Hasta genellikle 4 metrelik düz bir parkurda normal yürüme hızında yürütülür.≤0,8 m/sn yürüme hızı düşük fiziksel performans lehine kabul edilir.
Çok sayıda prospektif çalışma, düşük yürüme hızının;
- düşme,
- hastaneye yatış,
- fonksiyon kaybı,
- kardiyovasküler olaylar
- ve mortalite
ile güçlü şekilde ilişkili olduğunu göstermektedir.
Short Physical Performance Battery (SPPB)
SPPB, yaşlı bireylerde fonksiyonel kapasiteyi değerlendiren standart testlerden biridir.
Üç bölümden oluşur:
- Denge testleri
- 4 metre yürüme testi
- Beş tekrar otur-kalk testi
Toplam puan 0-12 arasındadır.8 puan ve altı, düşük fiziksel performansı düşündürür.SPPB özellikle geriatri kliniklerinde ve bilimsel araştırmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır.
Timed Up and Go (TUG) Testi
TUG testi günlük yaşam fonksiyonlarını değerlendiren oldukça basit bir uygulamadır.
Hastadan;
- sandalyeden kalkması,
- yaklaşık 3 metre yürümesi,
- geri dönmesi
- ve tekrar sandalyeye oturması istenir.
Toplam süre ölçülür.Yaklaşık 20 saniye ve üzerindeki değerler belirgin fonksiyon kaybı ve düşme riski açısından önemlidir. Ancak TUG için kullanılacak eşik değerin bireyin yaşı, eşlik eden hastalıkları ve değerlendirme amacına göre değişebileceği unutulmamalıdır.
400 Metre Yürüme Testi
Araştırmalarda kullanılan daha ayrıntılı performans testlerinden biridir.Hastanın 400 metreyi tamamlayamaması veya belirgin gecikmeyle tamamlaması ileri fonksiyon kaybını düşündürebilir.Bu test rutin poliklinik uygulamalarından çok araştırma merkezlerinde tercih edilmektedir.
Sarkopenik Obezite: Gözden Kaçan Klinik Tablo
Sarkopeni denildiğinde çoğu kişinin aklına zayıf ve güçsüz yaşlı bireyler gelir. Oysa son yıllarda en fazla dikkat çeken durumlardan biri sarkopenik obezitedir. Sarkopenik obezite, kas kütlesi ve kas gücünün azalmasına rağmen yağ dokusunun artmış olması şeklinde tanımlanır.Bu hastalarda vücut ağırlığı normal hatta fazla olabilir. Bu nedenle yalnızca tartı veya vücut kitle indeksine bakılarak yapılan değerlendirmeler yanıltıcı olabilir.
Kas dokusunun yerini yağ dokusunun alması;
- hareket kapasitesini azaltır,
- insülin direncini artırır,
- kronik inflamasyonu güçlendirir,
- kardiyovasküler hastalık riskini yükseltir.
Bu nedenle özellikle ileri yaşta görülen obezite vakalarında yalnızca kilo vermeye odaklanmak yeterli değildir. Kas kütlesinin korunması ve artırılması da tedavinin temel hedeflerinden biri olmalıdır.Son yıllarda yayımlanan European Society for Clinical Nutrition and Metabolism (ESPEN) ve European Association for the Study of Obesity (EASO) uzlaşı raporları, sarkopenik obezitenin ayrı bir klinik tablo olarak değerlendirilmesini ve mümkün olduğunca vücut kompozisyonunun analiz edilmesini önermektedir.
Sarkopeni Tedavisi
Sarkopeninin tedavisinde temel amaç yalnızca kas kütlesini artırmak değildir. Asıl hedef; kas gücünü, fiziksel performansı ve bireyin günlük yaşam bağımsızlığını yeniden kazandırmaktır.Bugüne kadar yapılan çalışmalar, en etkili yaklaşımın direnç egzersizi ile yeterli protein alımının birlikte uygulanması olduğunu göstermektedir.
1. Direnç Egzersizleri
Bilimsel kanıt düzeyi en yüksek tedavi yöntemidir.Haftada en az 2-3 gün, büyük kas gruplarını çalıştıran progresif direnç egzersizleri önerilmektedir.Direnç bantları, serbest ağırlıklar, makineler veya vücut ağırlığıyla yapılan egzersizler uygun programlar içinde uygulanabilir.
Düzenli direnç egzersizi;
- kas gücünü artırır,
- dengeyi iyileştirir,
- düşme riskini azaltır,
- kemik sağlığını destekler
- ve yaşam kalitesini anlamlı şekilde yükseltir.
Uluslararası rehberler, mümkün olan her hastada egzersizin tedavinin temel bileşeni olması gerektiğini vurgulamaktadır.
2. Protein Alımı
İleri yaşta kas protein sentezi genç bireylere göre daha düşük yanıt verir. Bu nedenle günlük protein gereksinimi artabilir.ESPEN rehberleri, ciddi böbrek yetmezliği gibi özel durumlar dışında, yaşlı bireylerde günlük protein alımının yaklaşık 1,0-1,2 g/kg/gün, akut veya kronik hastalık varlığında ise daha yüksek düzeylerde planlanabileceğini belirtmektedir.Protein alımının gün içine dengeli dağıtılması ve lösinden zengin kaynakların tercih edilmesi kas protein sentezini destekleyebilir.
3. Vitamin D ve Diğer Destekler
D vitamini eksikliği bulunan bireylerde uygun replasman yapılması önerilir. Ancak D vitamini düzeyi normal olan kişilerde yalnızca sarkopeniyi tedavi etmek amacıyla yüksek doz D vitamini kullanımını destekleyen yeterli kanıt bulunmamaktadır.Benzer şekilde kreatin, HMB veya bazı aminoasit destekleri belirli hasta gruplarında araştırılmakla birlikte, bunların rutin kullanımına ilişkin öneriler bireysel değerlendirme gerektirir.Farmakolojik tedavi konusunda ise günümüzde sarkopeni için onaylanmış spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Bu nedenle tedavinin temelini egzersiz, yeterli beslenme ve altta yatan hastalıkların uygun şekilde yönetilmesi oluşturur.
Sarkopeni Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
Sarkopeni, toplumda en sık yanlış anlaşılan yaşlılık sendromlarından biridir. “Kas kaybı yaşlanmanın doğal sonucudur” düşüncesi nedeniyle birçok hasta değerlendirme ve tedavi fırsatını kaçırmaktadır. Oysa güncel bilimsel veriler, erken tanı konulan sarkopeninin uygun egzersiz ve beslenme programlarıyla büyük ölçüde yönetilebildiğini göstermektedir.
Yanlış: Sarkopeni yaşlanmanın kaçınılmaz bir parçasıdır.
Doğrusu: Yaşlanma kas kütlesinde fizyolojik bir azalmaya neden olsa da sarkopeni bunun ötesinde klinik olarak tanımlanabilen bir kas hastalığıdır. Her yaşlı birey sarkopeni geliştirmez. Düzenli direnç egzersizi, yeterli protein alımı ve kronik hastalıkların etkin yönetimiyle kas kaybı önemli ölçüde yavaşlatılabilir.
Yanlış: Sadece zayıf insanlar sarkopeni olur.
Doğrusu: Sarkopeni normal kilolu hatta obez bireylerde de görülebilir. Özellikle sarkopenik obezite olarak adlandırılan durumda yağ dokusu artarken kas kütlesi ve kas gücü azalır. Bu nedenle yalnızca tartı veya vücut kitle indeksine bakılarak sarkopeni dışlanamaz.
Yanlış: Kas hacmi normalse kaslar da güçlüdür.
Doğrusu: Kas hacmi ile kas fonksiyonu her zaman aynı değildir. EWGSOP2’nin tanıda kas gücünü ön plana almasının nedeni de budur. Kas miktarı normal görünse bile kas kalitesi ve nöromüsküler fonksiyon bozulmuş olabilir.
Yanlış: Yürüyebiliyorsam sarkopenim yoktur.
Doğrusu: Sarkopeninin erken döneminde birey günlük yaşamını sürdürebilir. Ancak merdiven çıkarken zorlanma, sandalyeden kalkarken destek alma, kavrama gücünde azalma veya yürüyüş hızının yavaşlaması erken belirtiler olabilir. Bu nedenle yalnızca yürüyebilmek sarkopeniyi dışlamaz.
Yanlış: Protein tozu kullanmak sarkopeniyi tedavi eder.
Doğrusu: Tek başına hiçbir besin desteği sarkopeniyi tedavi etmez. Bilimsel kanıtlar, en etkili yaklaşımın progresif direnç egzersizi ile yeterli protein alımının birlikte uygulanması olduğunu göstermektedir. Gereksiz veya kontrolsüz takviye kullanımı önerilmez.
Yanlış: Sarkopeni sadece yaşlılarda görülür.
Doğrusu: İleri yaş en önemli risk faktörü olsa da kanser, kronik böbrek hastalığı, KOAH, kalp yetmezliği, uzun süreli immobilizasyon, yoğun bakım yatışı veya kronik kortikosteroid kullanımı gibi durumlarda daha genç bireylerde de sekonder sarkopeni gelişebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sarkopeni tamamen iyileşebilir mi?
Erken evrede tanı konulan birçok hastada kas gücü ve fiziksel performans belirgin şekilde artırılabilir. Özellikle düzenli direnç egzersizi ve yeterli protein alımı ile fonksiyonel kazanımlar mümkündür. Ancak ileri evre sarkopenide amaç çoğunlukla hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, düşme riskini azaltmak ve bağımsız yaşamı korumaktır.
Evde sarkopeni riski değerlendirilebilir mi?
Kesin tanı yalnızca klinik değerlendirme ile konulur. Bununla birlikte SARC-F anketi basit bir tarama aracıdır. Ayrıca sandalyeden kolları kullanmadan beş kez kalkıp oturma testinde belirgin zorlanma veya yürüyüş hızında dikkat çekici yavaşlama olması, ayrıntılı değerlendirme gerektirebilir.
Hangi doktora başvurmalıyım?
Sarkopeni şüphesi olan bireyler;
- Geriatri
- Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon
- Dahiliye (İç Hastalıkları)
- Endokrinoloji
- Spor Hekimliği
uzmanları tarafından değerlendirilebilir. Tedavi sürecinde diyetisyen ve fizyoterapist desteği de önemli rol oynar.
DEXA yaptırmak zorunlu mudur?
Hayır. DEXA kas kütlesini değerlendirmede referans yöntemlerden biri olsa da her hastada gerekli değildir. Klinik şüphe bulunan olgularda kas gücü ölçümleri ve fonksiyon testleri ilk değerlendirme için çoğu zaman yeterlidir. Gerektiğinde BIA veya DEXA gibi yöntemlerle tanı doğrulanabilir.
Sarkopeni düşme riskini gerçekten artırır mı?
Evet. Azalan kas gücü ve bozulan denge, yaşlı bireylerde düşme ve buna bağlı kalça kırığı riskini anlamlı şekilde artırır. Bu nedenle sarkopeninin erken tanınması yalnızca kas sağlığı açısından değil, bağımsız yaşamın korunması açısından da büyük önem taşır. EWGSOP2 ve diğer uluslararası rehberler, kas gücünün düzenli değerlendirilmesini sağlıklı yaşlanmanın önemli bir parçası olarak önermektedir.
Sorumluluk Reddi
Bu içerik yalnızca bilgilendirme, eğitim ve klinik farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Tanı, tedavi veya tıbbi öneri yerine geçmez. Kas güçsüzlüğü, sık düşme, istemsiz kilo kaybı, hareketlerde yavaşlama veya günlük yaşam aktivitelerinde belirgin zorlanma yaşayan bireylerin, uygun değerlendirme için geriatri, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, dahiliye veya ilgili uzmanlık alanındaki bir hekime başvurması önerilir. Beslenme desteği, egzersiz programı veya takviye kullanımı bireysel sağlık durumu değerlendirilmeden planlanmamalıdır.
Kaynaklar
Bauer, J., Morley, J. E., Schols, A. M. W. J., Ferrucci, L., Cruz-Jentoft, A. J., Dent, E., … Anker, S. D. (2019). Sarcopenia: A Time for Action. An SCWD Position Paper. Journal of Cachexia, Sarcopenia and Muscle, 10(5), 956–961. https://doi.org/10.1002/jcsm.12483
Beaudart, C., McCloskey, E., Bruyère, O., Cesari, M., Rolland, Y., Rizzoli, R., … Cooper, C. (2016). Sarcopenia in daily practice: Assessment and management. BMC Geriatrics, 16, 170. https://doi.org/10.1186/s12877-016-0349-4
Chen, L. K., Woo, J., Assantachai, P., Auyeung, T. W., Chou, M. Y., Iijima, K., … Arai, H. (2020). Asian Working Group for Sarcopenia: 2019 Consensus Update on Sarcopenia Diagnosis and Treatment. Journal of the American Medical Directors Association, 21(3), 300–307.e2. https://doi.org/10.1016/j.jamda.2019.12.012
Cruz-Jentoft, A. J., Bahat, G., Bauer, J., Boirie, Y., Bruyère, O., Cederholm, T., … Zamboni, M. (2019). Sarcopenia: Revised European consensus on definition and diagnosis. Age and Ageing, 48(1), 16–31. https://doi.org/10.1093/ageing/afy169
Cruz-Jentoft, A. J., Kiesswetter, E., Drey, M., & Sieber, C. C. (2017). Nutrition, frailty, and sarcopenia. Aging Clinical and Experimental Research, 29(1), 43–48. https://doi.org/10.1007/s40520-016-0709-0
Dent, E., Morley, J. E., Cruz-Jentoft, A. J., Arai, H., Kritchevsky, S. B., Guralnik, J., … Woo, J. (2018). International Clinical Practice Guidelines for Sarcopenia (ICFSR): Screening, diagnosis and management. The Journal of Nutrition, Health & Aging, 22(10), 1148–1161. https://doi.org/10.1007/s12603-018-1139-9
Shafiee, G., Keshtkar, A., Soltani, A., Ahadi, Z., Larijani, B., & Heshmat, R. (2017). Prevalence of sarcopenia in the world: A systematic review and meta-analysis of general population studies. Journal of Diabetes & Metabolic Disorders, 16, 21. https://doi.org/10.1186/s40200-017-0302-x