Tiroid hormonları hakkında genel bilgiler

Tiroid bezi, folliküler hücreler ve C hücreleri içerir. Tiroid bezindeki folliküler hücrelere tiroisit de denilmektedir. Tiroid hormonlarının ana ateşleyicisi hipotalamustan salgılanan ve hipofize talimat gönderen tirotirpin relezaing hormon (TRH)’dur. TRH hipofiz bezine uyarı göndererek hipofizin tiroid sentezleyici hormon (TSH) (tirotirpin) salgılamasını sağlar.

Tiroid Hormonları ve Görevleri

Tiroid hormonları, insan vücudunda metabolizmanın düzenlenmesinden sorumlu en önemli hormonlar arasında yer alır. Boynun ön kısmında bulunan tiroid bezi tarafından sentezlenen bu hormonlar; enerji üretimi, büyüme ve gelişme, vücut sıcaklığının korunması, kalp ve damar sistemi, sinir sistemi, kas-iskelet sistemi ve birçok organın normal fonksiyonlarının devamı için gereklidir.

Tiroid hormonlarının kandaki düzeyindeki küçük değişiklikler bile tüm vücudu etkileyebilir. Bu nedenle tiroid bezinin normal çalışması, sağlıklı bir metabolizmanın sürdürülmesi açısından hayati önem taşır.

Tiroid hormonları, yalnızca erişkin yaşamda değil; anne karnındaki bebekten yaşlı bireylere kadar yaşamın her döneminde kritik görevler üstlenir. Özellikle gebelikte ve çocukluk çağında yeterli tiroid hormonu bulunması, beyin gelişimi ve fiziksel büyüme açısından vazgeçilmezdir.

Tiroid Hormonları Nelerdir?

 

Tiroid bezi başlıca iki hormon üretir:

  • Tiroksin (T4, Tetraiyodotironin)
  • Triiyodotironin (T3)

Her iki hormon da yapılarında iyot atomu içerir. T4 molekülü dört, T3 molekülü ise üç iyot atomundan oluşur. Bu nedenle yeterli iyot alımı, normal tiroid hormonu sentezi için zorunludur.

Tiroid bezi salgıladığı hormonların yaklaşık %80–90’ını T4, %10–20’sini ise T3 şeklinde üretir. Ancak dolaşımdaki T3’ün büyük bir kısmı doğrudan tiroid bezinden değil; karaciğer, böbrek, iskelet kası ve diğer dokularda T4’ün enzimatik olarak T3’e dönüştürülmesiyle oluşur.

Bu nedenle T4, dolaşımdaki temel hormon deposu olarak kabul edilirken; T3, dokularda biyolojik etkinliği daha yüksek olan aktif hormondur.

Tiroid Hormonlarının Yapısı

Tiroid hormonları aminoasit kökenli hormonlardır. Yapılarının temelini tirozin aminoasidi oluşturur. Tiroid bezinde tirozin moleküllerine iyot atomlarının eklenmesiyle T3 ve T4 hormonları sentezlenir.

Diğer birçok endokrin bezden farklı olarak tiroid bezi, sentezlediği hormonları hemen kana vermez. Önce bu hormonları tiroglobulin adı verilen büyük bir protein içerisinde depolar. Gereksinim olduğunda hormonlar bu depodan serbestleştirilerek dolaşıma salınır.

Bu özellik, tiroid bezini insan vücudundaki diğer endokrin organlardan ayıran en önemli fizyolojik özelliklerden biridir.

T3 ve T4 Arasındaki Fark Nedir?

Tiroid bezinin salgıladığı iki temel hormon olan T3 ve T4 benzer yapıda olmasına rağmen biyolojik etkileri bakımından önemli farklılıklar gösterir.

T4 (Tiroksin)

T4, tiroid bezinden en fazla salgılanan hormondur. Dolaşımda uzun süre kalabilir ve dokular için bir hormon rezervi görevi görür. Tek başına biyolojik etkisi bulunmakla birlikte, etkisinin önemli bir kısmını T3’e dönüştürüldükten sonra gösterir.

T3 (Triiyodotironin)

T3, hücrelerdeki tiroid hormon reseptörlerine daha güçlü bağlanır ve metabolik etkilerinin büyük bölümünden sorumlu olan aktif hormondur. Bu nedenle kandaki miktarı T4’ten daha düşük olmasına rağmen fizyolojik etkisi çok daha fazladır.

Sağlıklı bireylerde dolaşımdaki T3’ün büyük bölümü, T4 hormonunun deiyodinaz enzimleri aracılığıyla dönüştürülmesi sonucunda oluşur.

Tiroid Hormonlarının Taşınması

Tiroid hormonlarının büyük bölümü kanda serbest halde dolaşmaz. Yaklaşık %99’dan fazlası çeşitli taşıyıcı proteinlere bağlanarak taşınır.

Başlıca taşıyıcı proteinler şunlardır:

  • Tiroksin bağlayıcı globulin (TBG)
  • Transtiretin
  • Albümin

Proteinlere bağlı hormonlar dolaşımda depo görevi görür. Hücreler üzerinde biyolojik etki gösteren ise yalnızca serbest T3 (fT3) ve serbest T4 (fT4) fraksiyonlarıdır.

Bu nedenle tiroid hastalıklarının değerlendirilmesinde çoğu zaman serbest hormon düzeyleri ölçülür.

Tiroid Hormonlarının Üretimi Nasıl Kontrol Edilir?

Tiroid hormonlarının üretimi, vücudun en hassas hormonal düzenleme sistemlerinden biri olan hipotalamus–hipofiz–tiroid ekseni tarafından kontrol edilir.

Hipotalamustan salgılanan TRH (Tirotropin Salgılatıcı Hormon), hipofiz bezini uyararak TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon) salgılanmasını sağlar. TSH ise tiroid bezini uyararak T3 ve T4 üretimini artırır.

Kandaki tiroid hormonları yeterli düzeye ulaştığında ise negatif geri bildirim mekanizması devreye girer ve hem TRH hem de TSH salgılanması baskılanır. Böylece hormon düzeyleri fizyolojik sınırlar içinde tutulur.

Bu sistem sayesinde vücudun değişen enerji ihtiyacına göre tiroid hormon üretimi sürekli olarak ayarlanır.

Tiroid Hormonlarının Önemi

Tiroid hormonları, insan yaşamının her döneminde vazgeçilmez görevler üstlenir. Anne karnındaki bebeğin beyin gelişiminden erişkin dönemde metabolizmanın düzenlenmesine kadar çok geniş bir etki alanına sahiptir.

Tiroid hormonlarının yetersiz veya aşırı salgılanması yalnızca tiroid bezini değil; kalp, beyin, kaslar, kemikler, sindirim sistemi, üreme sistemi ve psikolojik durumu da etkileyebilir. Bu nedenle tiroid hastalıklarının erken tanınması ve uygun şekilde tedavi edilmesi büyük önem taşır.

Tiroid hormonlarının vücuttaki organ ve sistemler üzerindeki ayrıntılı etkileri, bu yazının bir sonraki bölümünde ele alınacaktır.

Tiroid Hormonlarının Görevleri Nelerdir?

Tiroid hormonları, hemen hemen tüm dokularda hücresel metabolizmayı düzenleyen temel hormonlardır. Bu hormonların etkileri yalnızca enerji metabolizması ile sınırlı değildir. Kardiyovasküler sistem, merkezi sinir sistemi, kas-iskelet sistemi, sindirim sistemi, üreme sistemi ve bağ dokusu dahil olmak üzere birçok organ ve sistemin normal çalışmasında önemli rol oynarlar.

Tiroid hormonları etkilerini büyük ölçüde hücre çekirdeğinde bulunan tiroid hormon reseptörlerine (TRα ve TRβ) bağlanarak gösterir. Bu reseptörlerin aktive olmasıyla yüzlerce genin ekspresyonu değişir ve protein sentezi yeniden düzenlenir. Bunun yanında, hücre zarı ve sitoplazma düzeyinde daha hızlı gelişen genomik olmayan (non-genomik) etkileri de bulunmaktadır.

Bu nedenle tiroid hormonları hem kısa süreli metabolik yanıtların hem de uzun vadeli büyüme ve gelişme süreçlerinin düzenlenmesinde görev alır.

Tiroid Hormonlarının Metabolizma Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonlarının en önemli görevi, vücudun bazal metabolizma hızını düzenlemektir.

Bazal metabolizma hızı; kişinin dinlenme halinde yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan minimum enerji tüketimini ifade eder. Tiroid hormonları, hemen hemen bütün dokularda oksijen tüketimini ve enerji üretimini artırarak bazal metabolizma hızını yükseltir.

Bu etki sayesinde;

  • Hücrelerin enerji üretimi artar.
  • Oksijen tüketimi yükselir.
  • Isı üretimi artar.
  • Günlük enerji harcaması hızlanır.
  • Besinlerin enerjiye dönüştürülmesi kolaylaşır.

Hipertiroidisi olan bireylerde metabolizma hızlandığı için iştah artsa bile kilo kaybı görülebilir. Hipotiroidide ise metabolizma yavaşladığından kilo alma eğilimi ortaya çıkabilir.

Ancak kilo değişikliği yalnızca tiroid hormonlarına bağlı değildir. Beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyi, yaş ve diğer hormonal faktörler de vücut ağırlığını etkiler.

Hücresel Enerji Üretimine Etkileri

Tiroid hormonları hücrelerin enerji santrali olan mitokondrilerin sayısını ve aktivitesini artırır.

Mitokondrilerde gerçekleşen oksidatif fosforilasyon süreci hızlanır ve daha fazla ATP (adenozin trifosfat) üretilir. ATP, hücrelerin tüm yaşamsal faaliyetlerinde kullandığı temel enerji kaynağıdır.

Tiroid hormonları ayrıca sodyum-potasyum ATPaz pompasının aktivitesini artırarak hücrelerin enerji tüketimini yükseltir. Bu durum oksijen ihtiyacını artırırken aynı zamanda daha fazla ısı oluşmasına neden olur.

Bu nedenle hipertiroidili hastalar sıcak ortamlarda rahatsızlık hissedebilir ve aşırı terleme yaşayabilirken, hipotiroidili hastalarda soğuğa karşı hassasiyet gelişebilir.

Karbonhidrat Metabolizmasına Etkileri

Tiroid hormonları karbonhidrat metabolizmasının birçok basamağını düzenler.

Başlıca etkileri şunlardır:

  • Bağırsaklardan glukoz emilimini artırır.
  • Karaciğerde glikojen yıkımını hızlandırır.
  • Glukoneogenezi destekler.
  • Hücrelerin glukoz kullanımını artırır.
  • İnsülin metabolizmasını etkileyebilir.

Hipertiroidide glukoz döngüsü hızlandığından diyabet hastalarında kan şekeri kontrolü güçleşebilir. Buna karşın hipotiroidide glukoz metabolizması yavaşlayabilir.

Tiroid hastalıkları tek başına diyabet nedeni değildir; ancak mevcut diyabetin kontrolünü etkileyebilir.

Yağ Metabolizmasına Etkileri

Tiroid hormonları yağ metabolizmasının düzenlenmesinde de önemli rol oynar.

Normal düzeylerde;

  • Yağ asitlerinin parçalanmasını artırırlar.
  • Kolesterol kullanımını hızlandırırlar.
  • LDL reseptörlerinin sayısını artırırlar.
  • Karaciğerde kolesterol metabolizmasını düzenlerler.

Bu nedenle hipotiroidi hastalarında en sık görülen laboratuvar bulgularından biri LDL kolesterol ve total kolesterol düzeylerinde yükselmedir.

Uzun süre tedavi edilmeyen hipotiroidi, ateroskleroz ve kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir.

Protein Metabolizmasına Etkileri

Tiroid hormonları protein sentezi ve protein yıkımı arasında denge kurulmasını sağlar.

Normal fizyolojik düzeylerde protein sentezini desteklerler ve büyüme için gerekli olan yapısal proteinlerin oluşumuna katkıda bulunurlar.

Ancak hipertiroidide protein yıkımı sentezden daha fazla hale gelir.

Bunun sonucunda;

  • Kas kitlesinde azalma,
  • Kas güçsüzlüğü,
  • İstemsiz kilo kaybı,
  • Egzersiz kapasitesinde düşme

gelişebilir.

Hipotiroidide ise protein sentezi de yavaşladığı için kaslarda sertlik, güçsüzlük ve egzersiz intoleransı görülebilir.

Vücut Isısının Düzenlenmesindeki Rolü

Tiroid hormonları, termogenez olarak adlandırılan ısı üretiminde temel rol oynayan hormonlardır.

Metabolizma hızını artırmaları sonucunda hücrelerde daha fazla enerji açığa çıkar ve bunun bir kısmı ısı şeklinde ortama verilir.

Bu nedenle;

Hipertiroidide:

  • Isıya tahammülsüzlük
  • Aşırı terleme
  • Sürekli sıcak hissetme

görülür.

Hipotiroidide ise:

  • Üşüme hissi
  • Soğuk ortamlara karşı hassasiyet
  • Vücut sıcaklığında azalma

ön planda olabilir.

Oksijen Tüketimi Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonları beyin, dalak ve testis gibi bazı organlar dışında çoğu dokuda oksijen tüketimini artırır.

Artan oksijen kullanımı sayesinde dokular daha fazla enerji üretir.

Buna bağlı olarak kalp debisi yükselir ve dokuların kanlanma ihtiyacı artar. Bu durum hipertiroidide dolaşım sisteminin neden daha yoğun çalıştığını açıklayan temel mekanizmalardan biridir.

Vitamin ve Mineral Metabolizmasına Etkileri

Tiroid hormonları birçok vitamin ve mineralin kullanımını dolaylı olarak etkiler.

Özellikle;

  • B grubu vitaminleri,
  • D vitamini,
  • Kalsiyum,
  • Fosfor

metabolizması üzerinde dolaylı düzenleyici etkileri bulunmaktadır.

Uzun süreli hipertiroidide kemik döngüsünün hızlanmasına bağlı olarak kemik mineral yoğunluğu azalabilir. Bu nedenle kontrolsüz hipertiroidi, özellikle menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riskini artırabilir.

Tiroid hormonları metabolizmanın temel düzenleyicileridir. Hücresel enerji üretiminden karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasına kadar birçok biyokimyasal süreç bu hormonların kontrolü altındadır. Ayrıca oksijen tüketimi, ısı üretimi ve enerji dengesi üzerinde belirgin etkileri vardır. Tiroid hormonlarının normal düzeyde salgılanması yalnızca metabolik denge için değil, tüm organ sistemlerinin sağlıklı çalışması için de gereklidir.

Tiroid Hormonlarının Organ ve Sistemler Üzerindeki Görevleri

Tiroid hormonları yalnızca metabolizma hızını düzenleyen hormonlar değildir. İnsan vücudundaki hemen hemen tüm organ ve dokular, farklı düzeylerde tiroid hormonlarının etkisi altındadır. Hücrelerin enerji üretimi, büyümesi, farklılaşması ve fonksiyonlarını sürdürebilmesi için fizyolojik düzeylerde tiroid hormonu gereklidir.

Tiroid hormonlarının etkileri, organlara göre farklı mekanizmalarla ortaya çıkar. Bu nedenle hipotiroidizm ve hipertiroidizm yalnızca tiroid bezini değil, çok sayıda organ sistemini etkileyen sistemik hastalıklardır.

Tiroid Hormonlarının Kalp ve Damar Sistemi Üzerindeki Etkileri

Kalp, tiroid hormonlarına en duyarlı organlardan biridir. Özellikle aktif hormon olan T3, kalp kası hücrelerinde bulunan tiroid hormon reseptörlerini uyararak hem kalbin kasılma gücünü hem de kalp hızını artırır.

Tiroid hormonları;

  • Kalp hızını artırır.
  • Kalp kasının kasılma gücünü artırır.
  • Kalbin gevşeme fonksiyonunu destekler.
  • Kalp debisini yükseltir.
  • Dokuların artan oksijen ihtiyacını karşılamak için dolaşımı hızlandırır.

Ayrıca damar düz kaslarını gevşeterek periferik damar direncini azaltır. Bunun sonucunda dolaşım daha etkin hale gelir.

Hipertiroidili hastalarda bu fizyolojik etkiler belirginleştiğinde;

  • Sinüs taşikardisi,
  • Çarpıntı,
  • Egzersiz intoleransı,
  • Atriyal fibrilasyon,
  • Yüksek debili kalp yetmezliği

gibi kardiyovasküler komplikasyonlar gelişebilir.

Hipotiroidizmde ise tam tersine;

  • Kalp hızı yavaşlayabilir (bradikardi),
  • Kalp debisi azalabilir,
  • Diyastolik kan basıncı yükselebilir,
  • Perikardiyal efüzyon gelişebilir,
  • LDL kolesterol yükselmesine bağlı ateroskleroz riski artabilir.

Bu nedenle özellikle açıklanamayan ritim bozukluklarında ve yeni gelişen kalp yetmezliği tablolarında tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi önerilir.

Tiroid Hormonlarının Sinir Sistemi Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonları merkezi ve periferik sinir sisteminin gelişmesi ve normal çalışması için zorunludur.

Anne karnında özellikle gebeliğin ilk yarısında yeterli tiroid hormonu bulunması;

  • Nöron gelişimi,
  • Sinaptik bağlantılar,
  • Miyelinleşme,
  • Beyin korteksinin olgunlaşması

için kritik öneme sahiptir.

Doğumsal hipotiroidizmin erken dönemde tedavi edilmemesi, kalıcı nörogelişimsel bozukluklara ve zeka geriliğine neden olabilir. Bu nedenle birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yenidoğanlarda konjenital hipotiroidi taraması yapılmaktadır.

Erişkinlerde ise tiroid hormonları;

  • Dikkat,
  • Hafıza,
  • Konsantrasyon,
  • Psikomotor hız,
  • Duygudurum

üzerinde önemli etkilere sahiptir.

Hipertiroidide sinir sistemi aşırı uyarıldığı için;

  • Sinirlilik,
  • Huzursuzluk,
  • Kaygı,
  • İnce tremor,
  • Uykusuzluk,
  • Hiperrefleksi

görülebilir.

Hipotiroidide ise;

  • Unutkanlık,
  • Düşünmede yavaşlama,
  • Uyku eğilimi,
  • Depresif belirtiler,
  • Konsantrasyon güçlüğü

daha ön plandadır.

Tiroid Hormonlarının Kas ve İskelet Sistemi Üzerindeki Etkileri

Kas dokusu da tiroid hormonlarından yoğun şekilde etkilenir.

Normal tiroid hormon düzeyleri;

  • Kas protein sentezini destekler.
  • Kas kasılmasını düzenler.
  • Mitokondriyal enerji üretimini artırır.
  • Egzersiz performansını destekler.

Hipertiroidizmde protein yıkımı arttığı için özellikle omuz ve kalça çevresindeki büyük kaslarda güçsüzlük gelişebilir. Bu tablo tirotoksik miyopati olarak adlandırılır.

Hipotiroidide ise;

  • Kas sertliği,
  • Egzersiz sonrası ağrı,
  • Kas krampları,
  • Reflekslerde yavaşlama,
  • Kas enzimlerinde yükselme

görülebilir.

Uzun süre tedavi edilmeyen hipotiroidide nadiren kas hasarı (rabdomiyoliz) gelişebilir.

Tiroid Hormonlarının Kemik Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonları çocukluk döneminde normal boy uzaması ve iskelet gelişimi için gereklidir.

Büyüme hormonu ve insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) ile birlikte çalışarak epifiz plaklarının normal gelişimini destekler.

Erişkinlerde ise kemik yapım ve yıkımı arasındaki dengeyi düzenleyen kemik döngüsünde rol oynar.

Hipertiroidizmde kemik yıkımı, kemik yapımından daha hızlı hale gelir. Uzun süre devam eden kontrolsüz hipertiroidi;

  • Osteopeni,
  • Osteoporoz,
  • Kırık riskinde artış

ile ilişkilidir.

Hipotiroidide kemik döngüsü yavaşlar. Ancak uygun dozda tiroid hormonu replasman tedavisi alan hastalarda kemik sağlığı genellikle korunur.

Tiroid Hormonlarının Solunum Sistemi Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonları solunum merkezinin çalışmasını ve solunum kaslarının fonksiyonunu da etkiler.

Normal düzeylerde;

  • Solunum kaslarının gücünü destekler.
  • Dokuların oksijen ihtiyacına göre ventilasyonu düzenler.
  • Karbondioksit atılımına katkı sağlar.

Hipertiroidide artan metabolizma nedeniyle oksijen tüketimi yükselir ve hastalarda nefes darlığı hissi gelişebilir.

Hipotiroidide ise solunum kaslarının güçsüzleşmesi ve solunum merkezinin duyarlılığının azalması nedeniyle özellikle ileri olgularda hipoventilasyon gelişebilir.

Tiroid Hormonlarının Sindirim Sistemi Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonları gastrointestinal sistem motilitesini düzenleyen önemli hormonlardır.

Normal düzeylerde;

  • Mide boşalmasını destekler.
  • Bağırsak hareketlerini düzenler.
  • Sindirim sisteminin enerji ihtiyacını karşılar.

Hipertiroidide bağırsak hareketleri hızlanır.

Bunun sonucunda;

  • Sık dışkılama,
  • İshal,
  • Karın rahatsızlığı

görülebilir.

Hipotiroidide ise bağırsak hareketleri yavaşlar ve en sık görülen yakınmalardan biri kronik kabızlıktır.

Tiroid hormonları, kalp ve damar sistemi, sinir sistemi, kaslar, kemikler, solunum sistemi ve sindirim sistemi üzerinde çok yönlü fizyolojik etkilere sahiptir. Bu nedenle tiroid hormonlarının eksikliği veya fazlalığı yalnızca metabolizmayı değil, tüm vücudu etkileyen sistemik değişikliklere yol açabilir.

Tiroid Hormonlarının Karaciğer, Böbrek, Üreme Sistemi ve Diğer Organlar Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonlarının etkileri yalnızca metabolizma ve enerji üretimi ile sınırlı değildir. Karaciğer, böbrekler, üreme sistemi, deri, saç, bağışıklık sistemi ve hematopoetik sistem gibi birçok organ ve doku da normal fonksiyonlarını sürdürebilmek için fizyolojik düzeylerde tiroid hormonlarına ihtiyaç duyar. Bu nedenle hipotiroidizm ve hipertiroidizm çok sayıda farklı klinik belirti ile ortaya çıkabilir.

Tiroid Hormonlarının Karaciğer Üzerindeki Etkileri

Karaciğer, tiroid hormonlarının hem hedef organlarından biri hem de metabolizmasında önemli rol oynayan bir organdır.

Karaciğerde;

  • T4 hormonunun önemli bir bölümü aktif hormon olan T3’e dönüştürülür.
  • Tiroid hormonlarının taşınmasını sağlayan tiroksin bağlayıcı globulin (TBG), transtiretin ve albümin gibi proteinler sentezlenir.
  • Kolesterol metabolizması düzenlenir.
  • Safra asidi sentezi ve lipid metabolizması kontrol edilir.
  • Glukoz üretimi ve depolanması dengelenir.

Tiroid hormonları karaciğerde LDL reseptörlerinin ekspresyonunu artırarak kolesterolün dolaşımdan uzaklaştırılmasını kolaylaştırır. Bu nedenle hipotiroidizmde LDL kolesterol ve total kolesterol düzeyleri yükselme eğilimindedir.

Hipertiroidizmde ise karaciğer metabolizması hızlanabilir. Bazı hastalarda hafif karaciğer enzim yüksekliği görülebilir. Bununla birlikte belirgin karaciğer fonksiyon bozukluğu geliştiğinde yalnızca tiroid hastalığı değil, ilaç yan etkileri ve diğer karaciğer hastalıkları da araştırılmalıdır.

Tiroid Hormonlarının Böbrekler Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonları böbrek fonksiyonlarını doğrudan ve dolaylı olarak etkiler.

Normal tiroid hormon düzeyleri;

  • Böbrek kan akımını artırır.
  • Glomerüler filtrasyon hızını (GFR) destekler.
  • Su ve elektrolit dengesinin korunmasına katkıda bulunur.
  • Renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini dolaylı olarak etkiler.

Hipotiroidizmde böbrek kan akımı ve GFR azalabilir. Buna bağlı olarak serum kreatinin düzeyinde hafif artış görülebilir ve serbest su atılımı azalabileceği için bazı hastalarda hiponatremi gelişebilir.

Hipertiroidizmde ise böbrek kan akımı ve glomerüler filtrasyon hızı artabilir. Ancak bu değişiklikler çoğunlukla tiroid fonksiyonları normale döndüğünde düzelir.

Tiroid Hormonlarının Üreme Sistemi Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonları kadın ve erkek üreme sistemi üzerinde önemli düzenleyici etkilere sahiptir.

Kadınlarda

Normal tiroid fonksiyonları;

  • Hipotalamus-hipofiz-over ekseninin düzenli çalışmasını destekler.
  • Ovulasyonun devamına katkı sağlar.
  • Menstrüel döngünün düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Gebelik için uygun hormonal ortamın oluşmasını destekler.

Hipotiroidizm;

  • Adet düzensizlikleri,
  • Ovulasyon bozukluğu,
  • Fertilitede azalma,
  • Düşük riskinde artış,
  • Hiperprolaktinemi

ile ilişkili olabilir.

Hipertiroidizmde ise adet kanamaları azalabilir, adet araları uzayabilir ve gebe kalma olasılığı geçici olarak etkilenebilir.

Erkeklerde

Tiroid hormonları;

  • Testis fonksiyonlarını,
  • Spermatogenezi,
  • Libidoyu,
  • Cinsel fonksiyonları

dolaylı olarak etkiler.

Kontrolsüz hipotiroidizm veya hipertiroidizm bazı erkeklerde sperm kalitesinde azalma ve cinsel işlev bozukluklarına katkıda bulunabilir. Tiroid fonksiyonlarının düzeltilmesiyle bu değişikliklerin önemli bir kısmı gerileyebilir.

Tiroid Hormonlarının Gebelikteki Önemi

Gebelik boyunca tiroid hormonlarına olan ihtiyaç artar.

Gebeliğin ilk haftalarında fetusun tiroid bezi henüz yeterli hormon üretemediği için gelişmekte olan beyin büyük ölçüde annenin tiroid hormonlarına bağımlıdır.

Yeterli maternal tiroid hormonu;

  • Beyin gelişimi,
  • Sinir sistemi olgunlaşması,
  • İşitme ve görme yollarının gelişimi,
  • Normal büyüme

için gereklidir.

Bu nedenle gebelik öncesinde bilinen tiroid hastalıklarının kontrol altına alınması ve gebelik sırasında tiroid fonksiyonlarının uygun aralıklarla değerlendirilmesi önem taşır.

Tiroid Hormonlarının Çocukluk Çağındaki Görevleri

Çocuklarda tiroid hormonları büyüme ve gelişmenin temel düzenleyicileri arasındadır.

Başlıca görevleri şunlardır:

  • Boy uzamasını desteklemek,
  • Kemik olgunlaşmasını sağlamak,
  • Beyin gelişimini düzenlemek,
  • Öğrenme ve bilişsel fonksiyonları desteklemek,
  • Kas gelişimine katkıda bulunmak.

Doğumsal hipotiroidinin erken tanınmaması kalıcı nörogelişimsel bozukluklara neden olabileceğinden, yenidoğan tarama programları büyük önem taşır.

Tiroid Hormonlarının Deri, Saç ve Tırnaklar Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonları deri ve deri eklerinin yenilenmesini de düzenler.

Normal düzeylerde;

  • Epidermal hücre yenilenmesini destekler.
  • Ter bezlerinin çalışmasına katkı sağlar.
  • Saç foliküllerinin büyüme döngüsünü düzenler.
  • Tırnak gelişimini destekler.

Hipotiroidizmde;

  • Kuru ve soğuk cilt,
  • Soluk görünüm,
  • Saç dökülmesi,
  • Kaşların dış üçte birinde seyrelme,
  • Kırılgan tırnaklar

görülebilir.

Hipertiroidizmde ise;

  • İnce ve nemli cilt,
  • Aşırı terleme,
  • İnce telli saç,
  • Hızlı uzayan ancak kolay kırılan tırnaklar

ortaya çıkabilir.

Graves hastalığında bazı hastalarda pretibial miksödem olarak adlandırılan lokalize deri kalınlaşması gelişebilir.

Tiroid Hormonlarının Kan Yapımı Üzerindeki Etkileri

Tiroid hormonları kemik iliğinde kan hücrelerinin üretimini de dolaylı olarak etkiler.

Normal düzeylerde eritropoietin sentezini destekleyerek kırmızı kan hücresi üretimine katkıda bulunurlar.

Hipotiroidili hastalarda;

  • Normositik,
  • Mikrositik,
  • Makrositik

özelliklerde anemi gelişebilir. Bu nedenle açıklanamayan anemilerde tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi yararlı olabilir.

Tiroid Hormonlarının Bağışıklık Sistemi ile İlişkisi

Tiroid hormonları bağışıklık sisteminin temel düzenleyicisi değildir. Ancak bağışıklık hücrelerinin enerji metabolizmasını ve bazı immün yanıtları dolaylı olarak etkileyebilir.

Bununla birlikte tiroid hastalıklarının önemli bir kısmı, özellikle Hashimoto tiroiditi ve Graves hastalığı, otoimmün mekanizmalar sonucunda gelişir. Bu hastalıklarda bağışıklık sistemi tiroid dokusunu hedef alan antikorlar üretir.

Dolayısıyla tiroid hormonları ile bağışıklık sistemi arasında dolaylı fakat klinik açıdan önemli bir ilişki bulunmaktadır.

Yaşlanma Sürecinde Tiroid Hormonları

İleri yaşlarda tiroid hormonlarının metabolizması genç erişkinlerden farklılık gösterebilir.

Yaşlanmayla birlikte;

  • Serum T3 düzeyi hafif azalabilir.
  • Bazal metabolizma hızı düşebilir.
  • Tiroid hastalıklarının belirtileri daha silik seyredebilir.

Özellikle yaşlı bireylerde hipertiroidizm klasik kilo kaybı ve belirgin çarpıntı yerine yalnızca halsizlik, ritim bozukluğu veya açıklanamayan kilo kaybı ile ortaya çıkabilir. Bu nedenle ileri yaş grubunda tiroid hastalıklarının tanısı daha dikkatli değerlendirilmelidir.

Tiroid hormonları; karaciğer, böbrekler, üreme sistemi, gebelik, çocukluk çağı gelişimi, deri, saç, kemik iliği ve bağışıklık sistemi dahil olmak üzere çok sayıda organın normal fonksiyonlarının sürdürülmesinde görev alır. Bu hormonların eksikliği veya fazlalığı yalnızca metabolik değişikliklere değil, tüm vücudu etkileyen sistemik tablolara yol açabilir.

Tiroid hormonlarının bu geniş fizyolojik etkileri nedeniyle tiroid hastalıklarının tanı ve tedavisinde yalnızca laboratuvar değerleri değil, hastanın tüm klinik bulguları birlikte değerlendirilmelidir.

Tiroid Hormonu Fazlalığında (Hipertiroidizm) Vücutta Neler Olur?

Hipertiroidizm, tiroid bezinin vücudun ihtiyacından daha fazla tiroid hormonu üretmesi ve dolaşıma salması sonucu gelişen klinik tablodur. Bu durumda özellikle serbest T3 (fT3) ve serbest T4 (fT4) düzeyleri yükselir, buna karşılık negatif geri bildirim mekanizması nedeniyle TSH düzeyi çoğu hastada baskılanır.

Tiroid hormonlarının fazlalığı, metabolizmanın hızlanmasına ve birçok organ sisteminin normalden daha fazla çalışmasına neden olur. Bu nedenle hipertiroidizm yalnızca tiroid bezini değil, tüm vücudu etkileyen sistemik bir hastalıktır.

Hipertiroidizmin en sık nedenleri arasında Graves hastalığı, toksik multinodüler guatr, toksik adenom ve tiroiditler yer alır. Daha nadir olarak aşırı tiroid hormonu kullanımı veya TSH salgılayan hipofiz adenomları da hipertiroidizme neden olabilir.

Metabolizma Nasıl Etkilenir?

Tiroid hormonlarının artışı bazal metabolizma hızını belirgin şekilde yükseltir.

Bu nedenle hastalarda;

  • İştah artmasına rağmen kilo kaybı,
  • Isıya tahammülsüzlük,
  • Aşırı terleme,
  • Sıcak ve nemli cilt,
  • Enerji tüketiminde artış

görülebilir.

Bazı hastalarda belirgin kilo kaybına rağmen kas kitlesi de azaldığı için güçsüzlük gelişebilir.

Kalp ve Damar Sisteminde Görülen Değişiklikler

Hipertiroidizm kardiyovasküler sistemi en fazla etkileyen endokrin hastalıklardan biridir.

Tiroid hormonlarının fazlalığında;

  • Kalp hızı artar (sinüs taşikardisi),
  • Kalbin kasılma gücü artar,
  • Kalp debisi yükselir,
  • Nabız basıncı genişleyebilir.

İleri yaş hastalarda veya altta yatan kalp hastalığı bulunan kişilerde;

  • Atriyal fibrilasyon,
  • Atriyal flutter,
  • Anjina,
  • Kalp yetmezliği

gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir.

Tedavi edilmeyen ağır hipertiroidizm, nadir ancak yaşamı tehdit eden tiroid fırtınası tablosuna ilerleyebilir.

Sinir Sistemi Üzerindeki Etkileri

Merkezi sinir sistemi tiroid hormonlarına oldukça duyarlıdır.

Hipertiroidizmde;

  • Sinirlilik,
  • Huzursuzluk,
  • Kaygı,
  • Duygusal dalgalanmalar,
  • Uykusuzluk,
  • İnce el titremesi,
  • Hiperrefleksi

sık görülen bulgulardır.

Bazı hastalarda dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon güçlüğü de gelişebilir.

İleri yaş grubunda ise tablo farklı olabilir ve yalnızca halsizlik, depresyon veya ritim bozukluğu ile başvurulabilir. Bu durum “apatik hipertiroidizm” olarak adlandırılır.

Kas ve Kemiklerde Görülen Değişiklikler

Hipertiroidizm protein yıkımını artırdığı için özellikle omuz ve kalça çevresindeki büyük kaslarda güç kaybı gelişebilir.

Hastalarda;

  • Merdiven çıkmada zorlanma,
  • Sandalyeden kalkarken güçlük,
  • Çabuk yorulma,
  • Kaslarda incelme

görülebilir.

Uzun süre kontrol altına alınmayan hipertiroidizm kemik döngüsünü hızlandırarak kemik mineral yoğunluğunun azalmasına neden olabilir. Bu durum osteoporoz ve kırık riskini artırır.

Sindirim Sistemi Üzerindeki Etkileri

Bağırsak hareketleri hızlandığı için;

  • Sık dışkılama,
  • İshal,
  • Karın rahatsızlığı

görülebilir.

Karaciğer metabolizması da hızlanabilir ve bazı hastalarda hafif karaciğer enzim yüksekliği saptanabilir.

Göz Bulguları

Hipertiroidizmin tüm nedenlerinde göz tutulumu görülmez.

Özellikle Graves hastalığında bağışıklık sisteminin göz çevresindeki dokuları da etkilemesi sonucunda Graves orbitopatisi gelişebilir.

Başlıca belirtiler şunlardır:

  • Gözlerde öne doğru belirginleşme (proptozis),
  • Göz kuruluğu,
  • Çift görme,
  • Göz kapaklarında çekilme,
  • Işığa hassasiyet,
  • Göz ağrısı.

Şiddetli olgularda görme siniri etkilenebilir ve acil tedavi gerekebilir.

Üreme Sistemi Üzerindeki Etkileri

Hipertiroidizm;

Kadınlarda;

  • Adet düzensizliklerine,
  • Adet kanamasında azalmaya,
  • Gebe kalmada güçlüğe

neden olabilir.

Erkeklerde ise;

  • Libido azalması,
  • Erektil disfonksiyon,
  • Sperm kalitesinde bozulma

görülebilir.

Bu değişikliklerin önemli bir kısmı uygun tedavi sonrasında düzelebilir.

Tiroid Fırtınası

Hipertiroidizmin en ağır komplikasyonu tiroid fırtınasıdır.

Bu tablo;

  • Yüksek ateş,
  • Şiddetli taşikardi,
  • Bilinç değişikliği,
  • Kusma,
  • İshal,
  • Hipotansiyon,
  • Çoklu organ yetmezliği

ile seyredebilir ve acil tedavi gerektirir.

Tedavi edilmediğinde ölüm riski yüksektir.

Hipertiroidizm Tedavi Edilebilir mi?

Hipertiroidizmin tedavisi altta yatan nedene göre planlanır.

Başlıca tedavi seçenekleri;

  • Antitiroid ilaçlar,
  • Beta bloker tedavisi,
  • Radyoaktif iyot tedavisi,
  • Cerrahi (tiroidektomi)

olarak sıralanabilir.

Uygun tedavi ile hastaların büyük bölümünde tiroid hormon düzeyleri normale döner ve semptomlar önemli ölçüde geriler.

Tiroid Hormonu Eksikliğinde (Hipotiroidizm) Vücutta Neler Olur?

Hipotiroidizm, tiroid bezinin yeterli miktarda hormon üretememesi veya salgılayamaması sonucu gelişen klinik tablodur. En sık nedeni iyot yeterli bölgelerde Hashimoto tiroiditi, iyot eksikliğinin yaygın olduğu bölgelerde ise iyot yetersizliğidir. Ayrıca tiroidektomi, radyoaktif iyot tedavisi, bazı ilaçlar ve hipofiz veya hipotalamus hastalıkları da hipotiroidizme neden olabilir.

Tiroid hormonlarının azalması metabolizmanın yavaşlamasına yol açar. Bu nedenle belirtiler çoğunlukla sinsi başlar ve zaman içinde belirginleşir.

Metabolizma Nasıl Etkilenir?

Bazal metabolizma hızının azalmasına bağlı olarak;

  • Halsizlik,
  • Çabuk yorulma,
  • Üşüme,
  • Kilo alma eğilimi,
  • Fiziksel performansta azalma

görülebilir.

Kilo artışı genellikle hafif düzeydedir ve yalnızca yağ dokusundan değil, sıvı tutulumu nedeniyle de gelişebilir.

Kalp ve Damar Sistemindeki Etkiler

Hipotiroidizmde;

  • Kalp hızı yavaşlar (bradikardi),
  • Kalp debisi azalır,
  • Egzersiz kapasitesi düşer.

Uzun süreli hipotiroidizmde;

  • LDL kolesterol yüksekliği,
  • Total kolesterol artışı,
  • Ateroskleroz riskinde yükselme

görülebilir.

Bazı hastalarda perikardiyal efüzyon gelişebilir.

Sinir Sistemi Üzerindeki Etkiler

Hipotiroidizmde;

  • Uyku hali,
  • Konsantrasyon güçlüğü,
  • Hafıza problemleri,
  • Depresif belirtiler,
  • Psikomotor yavaşlama

ön plandadır.

İleri ve tedavi edilmemiş olgularda çok nadir olarak miksödem koması gelişebilir. Bu durum yaşamı tehdit eden acil bir klinik tablodur.

Kas, Deri ve Saç Bulguları

Hipotiroidizmde;

  • Kas güçsüzlüğü,
  • Kas krampları,
  • Kuru cilt,
  • Saç dökülmesi,
  • Kırılgan tırnaklar,
  • Ses kısıklığı,
  • Yüzde hafif şişlik (miksödem)

görülebilir.

Bazı hastalarda kaşların dış kısmında seyrelme de dikkat çekici bir bulgudur.

Sindirim ve Üreme Sistemi Bulguları

Bağırsak hareketleri yavaşladığı için kronik kabızlık sık görülür.

Kadınlarda;

  • Adet düzensizliği,
  • Aşırı adet kanaması,
  • Ovulasyon bozukluğu,
  • Kısırlık

gelişebilir.

Gebelik planlayan kadınlarda hipotiroidizmin tedavi edilmesi hem anne hem de bebek sağlığı açısından önemlidir.

Hipotiroidizm Tedavi Edilebilir mi?

Hipotiroidizmin standart tedavisi eksik olan tiroid hormonunun levotiroksin ile yerine konmasıdır.

Tedavi dozu;

  • Hastanın yaşı,
  • Vücut ağırlığı,
  • Eşlik eden hastalıkları,
  • Gebelik durumu,
  • TSH düzeyi

göz önünde bulundurularak bireysel olarak ayarlanır.

Uygun dozda replasman tedavisi alan hastaların büyük çoğunluğu normal yaşamlarını sürdürebilir.

Tiroid hormonları, insan vücudundaki hemen hemen tüm organ sistemlerini etkileyen yaşamsal hormonlardır. Bu hormonların fazla salgılanması hipertiroidizme, yetersiz salgılanması ise hipotiroidizme neden olur. Her iki durumda da metabolizma, kalp, sinir sistemi, kaslar, kemikler, sindirim sistemi ve üreme sistemi başta olmak üzere birçok organ etkilenebilir.

Tiroid hastalıklarının erken tanısı ve uygun tedavisi, hem yaşam kalitesinin korunması hem de uzun dönem komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır.

Tiroid Hormonları Nasıl Değerlendirilir?

Tiroid hormonlarının değerlendirilmesinde yalnızca T3 veya T4 düzeylerine bakılması yeterli değildir. Tiroid bezinin çalışması, hipotalamus-hipofiz-tiroid ekseni tarafından kontrol edildiği için laboratuvar sonuçları bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde en sık kullanılan testler şunlardır:

  • TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon)
  • Serbest T4 (fT4)
  • Serbest T3 (fT3)

Gerektiğinde bunlara ek olarak;

  • TSH reseptör antikorları (TRAb)
  • Anti-tiroid peroksidaz antikoru (Anti-TPO)
  • Anti-tiroglobulin antikoru (Anti-Tg)
  • Tiroglobulin
  • Kalsitonin

gibi testler de istenebilir.

TSH Neden En Önemli Testtir?

TSH, hipofiz bezinden salgılanan ve tiroid bezini uyaran hormondur.

Tiroid hormonlarında meydana gelen küçük değişikliklere bile duyarlı olduğu için, tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde genellikle ilk tercih edilen laboratuvar testidir.

Primer hipotiroidizmde çoğu zaman TSH yükselirken, primer hipertiroidizmde TSH baskılanır. Ancak hipofiz veya hipotalamusu etkileyen hastalıklarda bu ilişki değişebileceğinden, TSH sonucu her zaman klinik bulgular ve serbest hormon düzeyleri ile birlikte yorumlanmalıdır.

Serbest T4 (fT4)

Serbest T4, dolaşımda proteinlere bağlı olmayan ve biyolojik olarak kullanılabilir tiroksin miktarını gösterir.

Hipotiroidizm ve hipertiroidizmin tanısı ile tedavi takibinde önemli bir parametredir.

Özellikle TSH değerinin tek başına yeterli olmadığı durumlarda serbest T4 ölçümü tanısal açıdan büyük önem taşır.

Serbest T3 (fT3)

Serbest T3, biyolojik olarak en aktif tiroid hormonudur.

Rutin değerlendirmede her hastada gerekli olmayabilir. Ancak özellikle;

  • T3 ağırlıklı hipertiroidizm,
  • Hipertiroidi tedavisinin takibi,
  • Bazı tirotoksikoz tabloları

gibi durumlarda klinik açıdan değerli bilgiler sağlayabilir.

Tiroid Testleri Tek Başına Tanı Koydurur mu?

Hayır.

Tiroid hastalıklarının tanısı yalnızca laboratuvar testlerine dayanmaz.

Tanı sürecinde;

  • Hastanın şikâyetleri,
  • Fizik muayene bulguları,
  • Tiroid ultrasonografisi,
  • Gerektiğinde sintigrafi,
  • Antikor testleri,
  • İnce iğne aspirasyon biyopsisi gibi ek değerlendirmeler

birlikte ele alınır.

Bu nedenle laboratuvar sonuçlarının tek başına yorumlanması yanıltıcı olabilir. Testlerin mutlaka hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular (SSS) – Tiroid Hormonları

Bu bölümde tiroid hormonları ile ilgili en sık sorulan klinik ve günlük sorulara bilimsel ve anlaşılır yanıtlar verilmiştir.

Tiroid hormonları neden bu kadar önemlidir?

Tiroid hormonları, vücuttaki hemen hemen tüm hücrelerin enerji üretimini düzenler. Kalp hızından beyin fonksiyonlarına, bağırsak hareketlerinden vücut ısısına kadar çok geniş bir etki alanına sahiptir. Bu nedenle küçük bir dengesizlik bile sistemik belirtilere yol açabilir.

TSH yüksekliği ne anlama gelir?

TSH yüksekliği genellikle tiroid bezinin yeterli hormon üretemediğini gösterir. Bu durum çoğunlukla primer hipotiroidizm ile uyumludur. En sık neden Hashimoto tiroiditidir.

TSH düşüklüğü ne anlama gelir?

TSH düşüklüğü çoğu zaman tiroid hormonlarının fazla olduğunu gösterir. Bu durum hipertiroidizm ile uyumludur. En sık neden Graves hastalığıdır.

Sadece TSH normal olması tiroidin normal olduğunu gösterir mi?

Çoğu durumda evet, ancak her zaman değil. Bazı erken dönem hastalıklarda veya merkezi (hipofiz kaynaklı) bozukluklarda TSH normal olsa bile serbest T4 ve klinik bulgular anormal olabilir. Bu nedenle tüm testler birlikte değerlendirilmelidir.

Tiroid hormonları kilo aldırır mı?

Tiroid hormonlarının kendisi doğrudan kilo aldırmaz veya verdirmez. Ancak;

  • Hipotiroidizm metabolizmayı yavaşlatarak kilo artışına,
  • Hipertiroidizm metabolizmayı hızlandırarak kilo kaybına

neden olabilir.

Tiroid hastalıkları kalıcı mıdır?

Her tiroid hastalığı kalıcı değildir. Örneğin;

  • Graves hastalığı remisyona girebilir,
  • Subakut tiroidit genellikle geçicidir,
  • Hashimoto tiroiditi çoğu zaman kronik seyirlidir.

Tedavi ve takip hastalığın türüne göre değişir.

Tiroid hastalığı hamileliği etkiler mi?

Evet. Tiroid hormonları gebelikte hem anne hem de fetal beyin gelişimi için kritik öneme sahiptir. Kontrolsüz hipotiroidizm düşük, erken doğum ve gelişim problemleri riskini artırabilir. Hipertiroidizm ise anne açısından kardiyovasküler komplikasyonlara yol açabilir.

Tiroid ilaçları ömür boyu kullanılır mı?

Bu hastalığa bağlıdır. Hipotiroidizmde genellikle levotiroksin tedavisi uzun süreli veya ömür boyu olabilir. Hipertiroidizmde ise antitiroid ilaçlar çoğu zaman belirli bir süre kullanılır ve bazı hastalarda remisyon sağlanabilir.

Tiroid nodülü tehlikeli midir?

Tiroid nodüllerinin büyük çoğunluğu iyi huyludur. Ancak bazı nodüllerde malignite riski bulunduğu için ultrason özelliklerine göre değerlendirme yapılır ve gerekirse ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılır.

Tiroid hastalığı stresten olur mu?

Stres tek başına tiroid hastalığının nedeni değildir. Ancak otoimmün süreçleri tetikleyebilir veya mevcut hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

Tiroid hastalıkları genetik midir?

Bazı tiroid hastalıklarında genetik yatkınlık vardır. Özellikle Hashimoto tiroiditi ve Graves hastalığında ailesel geçiş riski artabilir, ancak tek başına genetik faktör yeterli değildir.

Tiroid hormonları yaş ilerledikçe değişir mi?

Evet. Yaş ilerledikçe tiroid hormon metabolizması değişebilir ve bazı hastalarda tiroid hastalıklarının belirtileri daha silik seyredebilir. Bu nedenle özellikle ileri yaşta rutin takip önemlidir.

Tiroid hormonları vücudun temel metabolik düzenleyicileridir ve çok sayıda organ sistemi üzerinde etkili oldukları için klinik olarak geniş bir belirti yelpazesi oluştururlar. Tiroid hastalıklarının doğru anlaşılması, erken tanı ve uygun tedavi açısından büyük önem taşır.