Androblastom (Sertoli-Leydig Hücreli Tümör)
Epidemiyoloji ve Yaş Dağılımı
Patofizyoloji ve Hormonal Özellikler
- DICER1-mutant (en sık, özellikle genç hastalarda)
- FOXL2-mutant
- DICER1/FOXL2 wild-type
DICER1 mutasyonu (germline veya somatic), mikroRNA işlenmesinde rol alan bir genetik değişikliktir ve DICER1 sendromu (pleuropulmoner blastoma, multinodüler guatr, böbrek tümörleri vb.) ile ilişkilidir. Bu mutasyon, orta ve kötü diferansiye tümörlerde daha yaygındır; iyi diferansiye tümörlerde genellikle görülmez.
Klinik Bulgular
- Hirsutizm (aşırı kıllanma)
- Ses kalınlaşması
- Klitoris büyümesi (clitoromegaly)
- Meme küçülmesi ve yağ dağılımında değişiklik
- Adet düzensizliği veya amenore (adet kesilmesi)
- Erkek tipi saç dökülmesi
Yaklaşık yarısı hormonal semptom göstermez ve pelvik ağrı, karın şişliği veya kitle hissiyle başvurur. Nadiren tümör rüptürü veya assit gelişebilir. Çocukluk çağındaki vakalarda puberte prekoks veya virilizasyon daha belirgin olabilir.
Tanı Yöntemleri
- Genç kadınlarda (ortalama 25 yaş) ani başlayan veya hızla ilerleyen virilizasyon belirtileri (hirsutizm, ses kalınlaşması, klitoris büyümesi, adet kesilmesi, meme küçülmesi).
- Pelvik ağrı, karın şişliği veya palpe edilebilen kitle.
- Hormonal olarak inaktif vakalarda ise tesadüfen veya rutin kontrollerde saptanabilir.
Hızlı ilerleyen virilizasyon + pelvik kitle kombinasyonu, SLCT’yi güçlü şekilde akla getirmelidir.
- Androjen seviyeleri: Serum testosteron ve androstenedion düzeylerinde belirgin yükselme (çoğu virilizan vakada). Total testosteron sıklıkla 200 ng/dL’nin üzerindedir.
- İnhibin B: Genellikle yükselir ve sex cord-stromal tümörler için yardımcı bir belirteçtir.
- Diğer hormonlar: DHEA-S normal veya hafif yüksek olabilir (adrenal kaynaklı hiperandrojenizmi dışlamak için önemlidir). Östrojen seviyeleri nadiren yükselebilir.
- Diğer belirteçler: AFP (alfa-fetoprotein) bazı heterolog elemanlı veya kötü diferansiye vakalarda hafif yükselebilir. CA-125 genellikle normaldir.
- Germline ve somatic test: DICER1 mutasyonu şüphesi olan vakalarda (özellikle orta/kötü diferansiye tümörlerde) kan ve tümör dokusunda DICER1 genetik testi yapılır. RNase IIIb hotspot mutasyonları (örneğin p.E1705K) SLCT’lerin büyük çoğunluğunda (özellikle orta ve kötü diferansiye olanlarda %97’ye varan oranda) saptanır.
Laboratuvar sonuçları tek başına tanı koydurmaz ancak klinik şüpheyi güçlendirir ve ayırıcı tanıyı daraltır.
- Transvajinal / Transabdominal Ultrason: İlk tercih edilen yöntemdir. Genellikle solid veya solid-kistik unilateral adneksiyel kitle gösterir. Ortalama çap 10-15 cm’dir. Doppler’de hipervaskülarite (zengin kanlanma) görülebilir.
- Pelvik Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): En iyi doku karakterizasyonu sağlar. Düşük T2 sinyali, solid alanlarda kontrast tutulumu ve hemorajik/kistik komponentler tipiktir. Özellikle genç hastalarda cerrahi planlamada yardımcıdır.
- Bilgisayarlı Tomografi (CT): Karın-pelvis evrelemesi için kullanılır. Solid veya karmaşık kitleyi gösterir. Uzak metastaz şüphesinde (nadir) akciğer ve karaciğer değerlendirilir.
- Diğer: PET-CT rutin olarak önerilmez, ancak ileri evre şüphesinde faydalı olabilir.
Görüntüleme bulguları non-spesifiktir; granüloza hücreli tümör, fibroma veya germ hücreli tümörlerle benzerlik gösterebilir.
- Laparoskopik veya açık cerrahi ile unilateral salpingo-ooferektomi (genç hastalarda fertilite koruyucu) yapılır.
- İntraoperatif frozen section (dondurulmuş kesit) incelemesi, cerrahi kapsamını belirlemede çok değerlidir. SLCT şüphesi doğrulandığında evreleme prosedürleri (peritoneal wash, omentektomi, lenf nodu örneklemesi) eklenebilir.
5. Patolojik Tanı (Altın Standart)
- Makroskopik: Genellikle solid veya solid-kistik, sarı-kahverengi kesit yüzeyi.
- Mikroskopik: Sertoli hücreleri tübüler veya kord benzeri yapılar oluşturur; Leydig hücreleri interstisyel alanda kümeler halindedir. Diferansiyasyon derecesine göre iyi, orta veya kötü diferansiye olarak sınıflandırılır (WHO 2020). Retiform pattern veya heterolog elemanlar (mukinöz epitel, rabdomiyosarkom vb.) eklenebilir.
- İmmünohistokimya (IHC):
- Pozitif: α-Inhibin, Calretinin, SF-1, CD99, FOXL2 (çoğu vakada), Vimentin.
- Negatif: EMA, CK7 (genellikle), SALL4 (germ hücreli tümörleri dışlamak için).
- Leydig hücreleri Melan-A ve MART-1 ile boyanır.
- Ki-67 proliferasyon indeksi diferansiyasyon derecesiyle ilişkilidir.
6. Moleküler Testler
- DICER1 hotspot mutasyon analizi (somatik ve germline): Özellikle orta ve kötü diferansiye SLCT’lerde %97’ye varan oranda pozitiftir.
- Germline DICER1 mutasyonu saptandığında DICER1 sendromu taraması yapılır (pleuropulmoner blastoma, tiroid nodülleri, Wilms tümörü vb. riski nedeniyle).
Moleküler testler, ayırıcı tanıda (juvenile granüloza hücreli tümör, diğer sex cord-stromal tümörler) ve prognoz değerlendirmesinde yardımcı olur.
Patolojik Sınıflandırma (WHO 2020)
- İyi diferansiye (Well-differentiated): En iyi prognoz, en az malign potansiyel.
- Orta diferansiye (Moderately differentiated): En sık görülen tip.
- Kötü diferansiye (Poorly differentiated): Daha agresif davranış.
- Retiform pattern: Anastomoz yapan yarık benzeri yapılar içerir.
- Heterolog elemanlar: Mukinöz epitel veya mezenkimal doku (kıkırdak, kas vb.) içerebilir.
Retiform pattern veya heterolog elemanlar varlığı prognozu olumsuz etkileyebilir.
Tedavi Yaklaşımları
- Genç kadınlarda (özellikle <40 yaş) ve doğurganlık isteyen hastalarda tercih edilen yaklaşımdır.
- Unilateral salpingo-ooferektomi (etkilenen yumurtalık ve tüpün alınması) + kapsamlı cerrahi evreleme yapılır.
- Evreleme prosedürleri: Peritoneal wash (yıkama sıvısı), omentektomi (omentum örneklemesi), pelvik ve para-aortik lenf nodu örneklemesi (lenfadenektomi rutin olarak önerilmez, ancak şüpheli nodlarda yapılır).
- Karşı taraf over biyopsisi rutin yapılmaz; makroskopik olarak normal görünüyorsa korunur.
- Laparoskopik yaklaşım, uygun vakalarda tercih edilir (daha az morbidite).
Radikal Cerrahi:
- Menopoz sonrası kadınlarda veya doğurganlık istemeyen hastalarda total histerektomi + bilateral salpingo-ooferektomi + tam evreleme önerilir.
- İleri evre (Stage II-IV) hastalarında optimal sitoreduktif cerrahi (tümörün mümkün olduğunca temizlenmesi) hedeflenir.
Özel Durumlar:
- Stage IA, iyi diferansiye SLCT → Cerrahi sonrası sadece gözlem (observation) yeterlidir. Adjuvan kemoterapi genellikle gerekmez.
- Mezenkimal heterolog eleman (özellikle rabdomiyosarkom komponenti) içeren Stage I tümörlerde, cerrahi sonrası nüks riski belirgin şekilde arttığı için adjuvan kemoterapi güçlü şekilde önerilir.
- Tümör rüptürü (spontan veya intraoperatif) varsa Stage IC olarak kabul edilir ve adjuvan tedavi düşünülür.
2. Adjuvan Kemoterapi (Yardımcı Tedavi)
- FIGO Stage IC (rüptür, yüzey tutulumu veya malign asit)
- Stage II-IV hastalık
- Kötü diferansiye (poorly differentiated) tümör
- Retiform pattern veya heterolog elemanlar (özellikle mezenkimal/rabdomiyosarkomatöz komponent)
- Yüksek mitotik indeks veya nekroz varlığı
Kullanılan Rejimler:
- BEP (Bleomycin + Etoposide + Cisplatin): Klasik ve en sık kullanılan rejim. Genellikle 3-4 kür uygulanır. Pulmoner toksisite (bleomycin nedeniyle) önemli bir yan etkidir; bu yüzden bleomisin dozu sınırlanır.
- Paclitaxel + Carboplatin (TC): BEP’e alternatif olarak giderek daha fazla tercih edilmektedir. Daha az toksik (özellikle pulmoner ve nörotoksisite açısından) ve fertilite üzerinde daha az olumsuz etki gösterir. 2024’te yayınlanan randomize faz II çalışmalar, germ hücreli tümörlerde TC’nin BEP ile benzer etkinlikte olduğunu, ancak daha iyi tolere edildiğini göstermiştir. SLCT’lerde de bu rejim giderek kabul görmektedir.
- Diğer alternatifler: PEI (Cisplatin + Etoposide + Ifosfamide), EP (Etoposide + Cisplatin) veya vincristine-actinomycin-cyclophosphamide (VAC) gibi pediatrik rejimler (özellikle çocuklarda).
Kemoterapi Kararı:
- NCCN: Düşük riskli Stage I’de gözlem; orta/yüksek riskli Stage I’de kemoterapi “düşünülebilir”.
- EXPeRT/PARTNER (pediatrik ve genç erişkin): Stage IA dışında genellikle kemoterapi önerir.
- Mezenkimal heterolog eleman varlığında, Stage IA bile olsa kemoterapi güçlü şekilde düşünülmelidir (yüksek nüks riski nedeniyle).
3. Rekürren (Nüks) Hastalıkta Tedavi
- Cerrahi olarak rezeke edilebilen nükslerde ikincil sitoreduktif cerrahi tercih edilir.
- Tekrarlayan kemoterapi (platinum-sensitive ise tekrar BEP veya TC).
- Hormonal tedavi (GnRH agonistleri veya anti-androjenler) bazı hormon salgılayan nükslerde denenebilir, ancak etkinlik sınırlıdır.
- Hedefe yönelik tedaviler (DICER1 mutasyonu için) henüz standart değildir; klinik çalışmalarda araştırılmaktadır.
4. Takip (Surveillance)
- İlk 2 yıl: Her 3 ayda klinik muayene, hormon düzeyleri (testosteron, inhibin B) ve pelvik ultrason.
- 3-5. yıllar: 6 ayda bir.
- 5 yıldan sonra: Yıllık takip.
- DICER1 mutasyonu pozitif hastalarda ek taramalar (tiroid USG, akciğer BT, böbrek görüntüleme) yapılmalıdır.
Sertoli-Leydig Hücreli Tümörlerin tedavisinde temel prensip, genç hastalarda fertiliteyi korumaya özen göstererek optimal cerrahi yapmaktır. Düşük riskli erken evre vakalarda cerrahi yeterliyken, yüksek riskli özellikler (kötü diferansiyasyon, heterolog elemanlar, rüptür) varlığında adjuvan platin bazlı kemoterapi (BEP veya TC) eklenir. Güncel veriler, özellikle mezenkimal heterolog eleman içeren vakalarda agresif yaklaşımın önemini vurgulamaktadır.Bu stratejiyle erken evre hastaların prognozu mükemmeldir. Tedavi kararları mutlaka jinekolojik onkoloji uzmanı tarafından, multidisipliner yaklaşımla verilmelidir.
Prognoz
Ayırıcı Tanı
- Diğer sex cord-stromal tümörler (granüloza hücreli tümör, steroid hücreli tümör)
- Germ hücreli tümörler (özellikle AFP yüksekliğinde)
- Polikistik over sendromu veya adrenal kaynaklı hiperandrojenizm
Hızlı ilerleyen virilizasyon + pelvik kitle varlığında SLCT mutlaka akla getirilmelidir.