Anorektal Malformasyonlar Nedir? Belirtileri, Tanısı, Tedavisi ve Uzun Dönem Takibi

Anorektal Malformasyonlar Nedir? Belirtileri, Tanısı, Tedavisi ve Uzun Dönem Takibi

Anorektal Malformasyon Nedir?

Anorektal malformasyonlar (ARM), doğum sırasında normal anal açıklığın bulunmadığı ve rektumun olması gereken anatomik konuma ulaşamadığı doğumsal anomaliler grubudur. Geçmişte sıklıkla “imperfore anüs” olarak adlandırılan bu durum, günümüzde farklı anatomik tipleri kapsayan daha geniş bir hastalık spektrumu olarak değerlendirilmektedir.

Bu hastalarda rektum genellikle normal anüs yerine perine bölgesine veya komşu anatomik yapılara açılan anormal bir kanal (fistül) aracılığıyla sonlanır. Erkek çocuklarda bu bağlantı çoğunlukla üriner sisteme uzanırken, kız çocuklarda vajinal veya vestibüler yapılara açılabilir.

Fistülün normal anal açıklığın olması gereken noktadan ne kadar uzak olduğu, malformasyonun şiddeti hakkında önemli bilgiler verir. Çünkü fistülün daha yukarı seviyelerde sonlanması, anal sfinkter kompleksinin ve çevre kas yapılarının gelişim bozukluğu ile birlikte görülebilir. Bu durum ilerleyen yaşlarda bağırsak kontrolünü etkileyebilmektedir.

Anorektal Malformasyonlar Ne Kadar Sık Görülür?

Anorektal malformasyonlar yaklaşık her 5.000 canlı doğumun birinde görülmektedir.

Hastalık erkeklerde kadınlara göre biraz daha sık görülür. Erkek çocuklarda vakaların yaklaşık %70’inde rektum ile üriner sistem arasında bağlantı bulunur ve bu durum rektoüretral fistül olarak adlandırılır.

Kız çocuklarında ise en sık görülen form rektovestibüler fistüldür. Bu durumda bağırsak son kısmı vajina girişinin hemen önündeki vestibül bölgesine açılır.

Anorektal Malformasyonların Nedenleri

Günümüzde anorektal malformasyonların kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte genetik faktörlerin hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığı düşünülmektedir.

Araştırmalar ikinci çocukta anorektal malformasyon görülme riskinin yaklaşık %1 olduğunu göstermektedir.

Bazı genetik sendromlarla ilişki saptanmıştır:

Currarino Sendromu

Otozomal dominant geçişli olan bu sendrom anorektal malformasyonlarla yakından ilişkilidir.

Trizomi 21 (Down Sendromu)

Down sendromlu çocuklarda fistülsüz anorektal malformasyon görülme oranı belirgin şekilde yüksektir. Trizomi 21 bulunan hastaların yaklaşık %95’inde fistülsüz tipler görülmektedir.

Çevresel Faktörler

Bazı çalışmalar aşağıdaki durumların risk artışıyla ilişkili olabileceğini göstermektedir:

  • İn vitro fertilizasyon (IVF)
  • Anne adayında diyabet
  • Talidomid maruziyeti
  • Retinoik asit maruziyeti
  • Etilen tiyoüre maruziyeti

Ancak bu ilişkilerin tamamı kesin olarak kanıtlanmış değildir ve araştırmalar devam etmektedir.

Hastalık Nasıl Gelişir?

Embriyolojik gelişim sırasında sindirim sistemi, üriner sistem ve genital sistem başlangıçta kloaka adı verilen ortak bir boşluk oluşturur.

Gebeliğin yaklaşık yedinci haftasında bu yapıların birbirinden ayrılması gerekir.

Anorektal malformasyonların oluşumunu açıklamaya çalışan iki temel teori bulunmaktadır:

  • Anorektal septum gelişimindeki bozukluklar
  • Rektumun perineye doğru göçündeki anormallikler

Bununla birlikte mevcut teorilerin hiçbiri tamamen doğrulanmış değildir ve hastalığın embriyolojik kökeni halen araştırılmaktadır.

Belirtiler ve Klinik Bulgular

Vakaların büyük çoğunluğu doğumdan hemen sonra yapılan yenidoğan muayenesinde fark edilir.

En önemli bulgu normal anal açıklığın bulunmamasıdır.

Buna ek olarak şu bulgular görülebilir:

  • Mekonyum çıkışının olmaması
  • Perinede anormal açıklık bulunması
  • Karında şişlik
  • İdrar yollarından dışkı gelmesi
  • Vajinal açıklıklardan dışkı çıkışı
  • Dışkılama güçlüğü

Perine bölgesinin ayrıntılı değerlendirilmesi tanı açısından kritik önem taşır.

Anorektal Malformasyonlarla Birlikte Görülen Hastalıklar

Bu hastalarda ek doğumsal anomaliler oldukça yaygındır.

Araştırmalar anorektal malformasyonlu çocukların yaklaşık %60’ında başka doğumsal anomalilerin bulunduğunu göstermektedir.

Özellikle VACTERL birlikteliği açısından değerlendirme yapılmalıdır.

VACTERL Birlikteliği

VACTERL şu anomalileri ifade eder:

  • Vertebral anomaliler
  • Anorektal malformasyonlar
  • Kardiyak anomaliler
  • Trakeoözofageal fistül veya özofagus atrezisi
  • Renal anomaliler
  • Ekstremite anomalileri

Bu nedenle her hastada ayrıntılı sistem değerlendirmesi yapılmalıdır.

Tanı Süreci

Tanı yalnızca anal bölgenin incelenmesiyle sınırlı değildir.

Fizik Muayene

Yenidoğanın:

  • Kalp muayenesi
  • Genitoüriner sistemi
  • Omurga yapısı
  • Ekstremiteleri

ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.

Radyolojik İncelemeler

Tanı sonrasında çeşitli görüntüleme yöntemleri uygulanır:

Göğüs ve Karın Grafileri

Özofagus atrezisi ve trakeoözofageal fistül araştırılır.

Omurga Grafileri

Vertebral anomalilerin saptanmasını sağlar.

İnvertogram veya Lateral Prone Film

Özellikle belirgin fistülü olmayan erkek bebeklerde rektumun seviyesini belirlemek amacıyla kullanılır.

Karın Ultrasonografisi

Böbrekler, hidronefroz ve hidrokolpos değerlendirilir.

Ekokardiyografi

Doğumsal kalp hastalıklarını dışlamak için yapılır.

Spinal Ultrasonografi

Yapışık omurilik gibi nörolojik sorunların araştırılmasını sağlar.

Sakral Oran Nedir ve Neden Önemlidir?

Anorektal malformasyonlu çocukların uzun dönem bağırsak kontrol potansiyelini değerlendirmede kullanılan önemli ölçütlerden biri sakral orandır.

Normal sakral oran yaklaşık 0,9’dur.

0,4’ün altındaki değerler bağırsak kontrolü açısından olumsuz prognostik faktör olarak kabul edilir.

Bu ölçüm ailelere uzun dönem beklentiler hakkında bilgi verilmesinde önemli rol oynar.

Tedavi Yaklaşımı

Tedavi tamamen malformasyonun tipine göre planlanır.

Perineal ve Rektovestibüler Fistüller

Bu gruptaki hastalarda:

  • Yenidoğan döneminde cerrahi yapılabilir.
  • Bazı olgularda Hegar dilatasyonu uygulanabilir.
  • Cerrahi genellikle yaklaşık 3 aylıkken gerçekleştirilir.

Bu yöntem kabızlık ve rektal genişleme riskini azaltmayı amaçlar.

Rektoüretral Fistüller

Üriner sistemle bağlantısı bulunan erkek hastalarda çoğunlukla:

  • Divertiküllü sigmoid kolostomi
  • Mukus fistülü

oluşturulur.

Bu yaklaşım cerrahi düzeltme öncesinde bağırsakların korunmasını ve detaylı anatomik değerlendirme yapılmasını sağlar.

Kloaka Malformasyonları

Tek perineal açıklığı bulunan kız çocukları en karmaşık hasta grubunu oluşturur.

Bu hastalarda:

  • Erken dönemde kolostomi
  • Ayrıntılı görüntüleme
  • Uzman merkez takibi

gerekebilir.

Kesin Cerrahi Onarım

Çoğu hastada kesin düzeltici ameliyat yaklaşık 3 aylık yaş civarında planlanır.

Daha yüksek seviyeli anomalilerde laparoskopik yöntemlerden de yararlanılabilir.

Uzun Dönem Prognoz

Anorektal malformasyonlarda başarı yalnızca ameliyatın teknik olarak başarılı olmasıyla değerlendirilmez.

En önemli hedef:

  • Sosyal kontinansın sağlanması
  • Düzenli bağırsak boşaltımının sürdürülmesi
  • Çocuğun yaşam kalitesinin korunmasıdır

Uzun dönem sonuçları etkileyen üç temel faktör vardır:

  1. Malformasyonun tipi
  2. Sakral oran
  3. Omuriliğin durumu

Bu üç faktör bağırsak kontrol kapasitesini belirlemede en önemli göstergelerdir.

Olası Komplikasyonlar

Cerrahi Sırasında

  • Üretra yaralanması
  • Vas deferens yaralanması
  • Seminal vezikül yaralanması
  • Vajinal yaralanma

Cerrahi Sonrasında

  • Yara enfeksiyonu
  • Anastomoz ayrılması
  • Anal darlık
  • Anoplastik prolapsus
  • Tekrarlayan fistüller

görülebilir.

Yaşam Boyu Takibin Önemi

Anorektal malformasyonlu çocukların büyük kısmı yalnızca bir ameliyatla takipten çıkarılmaz.

Bu hastalarda:

  • Çocuk cerrahisi
  • Çocuk gastroenterolojisi
  • Çocuk ürolojisi
  • Çocuk jinekolojisi
  • Özel eğitimli hemşireler

uzun yıllar birlikte çalışmalıdır.

Bağırsak yönetim programları sayesinde başlangıçta kontinans açısından riskli görülen birçok çocuk sosyal olarak tamamen temiz ve bağımsız bir yaşam sürdürebilmektedir.

Anorektal malformasyonlar nadir görülmesine rağmen multidisipliner yaklaşım gerektiren karmaşık doğumsal anomaliler arasında yer almaktadır. Hastalığın tipi, sakral gelişim düzeyi ve omurilik yapısı uzun dönem sonuçları belirleyen en önemli faktörlerdir. Erken tanı, doğru cerrahi planlama, uygun bağırsak yönetimi ve yaşam boyu takip sayesinde hastaların önemli bir kısmında başarılı fonksiyonel sonuçlar elde edilebilmektedir.