Artikülasyon Nedir?
Artikülasyon, tıbbi terminolojide kullanıldığı disipline göre farklı fakat birbiriyle ilişkili anlamlar taşıyan bir terimdir. Anatomi ve ortopedide eklemleşmeyi veya eklem bölgesini, dil ve konuşma bilimlerinde konuşma seslerinin artikülatör yapıların kontrollü hareketleriyle oluşturulmasını, diş hekimliğinde ise mandibular hareketler sırasında üst ve alt dişler arasındaki dinamik temas ilişkisini ifade eder. Bu nedenle terimin klinik anlamı, kullanıldığı bağlama göre belirlenir.
Anatomi ve ortopedide artikülasyon
Anatomide artikülasyon (articulatio), iki veya daha fazla iskelet yapısının birbirleriyle birleştiği eklem bölgesini ifade eder. Eklem kavramı yalnızca hareket eden yapıları kapsamaz; kafatası sütürleri gibi hareketin son derece sınırlı olduğu bağlantılar da artikülasyon kapsamında değerlendirilir. Eklemler klasik olarak yapısal ve fonksiyonel özelliklerine göre sınıflandırılır (Juneja et al., 2024).
Yapısal sınıflandırmada eklemler fibröz, kıkırdaksı ve sinovyal eklemler olarak üç ana gruba ayrılır. Fibröz eklemlerde kemikler fibröz bağ dokusuyla birbirine bağlanır. Kıkırdaksı eklemlerde bağlantıyı hiyalin kıkırdak veya fibrokıkırdak sağlar. Sinovyal eklemlerde ise eklemleşen yüzler arasında bir eklem boşluğu bulunur; bu yapı eklem kapsülü ve sinovyal membranla çevrilidir ve eklem yüzleri eklem kıkırdağıyla kaplıdır (Juneja et al., 2024).
Fonksiyonel sınıflandırma ise eklemin izin verdiği hareket miktarını temel alır. Sinartroz hareketin çok sınırlı veya bulunmadığı eklemleri, amfiartroz sınırlı hareket sağlayan eklemleri, diartroz ise serbest hareket edebilen eklemleri ifade eder. Yapısal ve fonksiyonel sınıflandırmalar birbiriyle yakından ilişkilidir; bununla birlikte iki sınıflandırma aynı ölçütü kullanmaz. Örneğin fibröz eklemlerin çoğu sinartroz özelliği gösterirken bazı fibröz bağlantılar sınırlı hareket gösterebilir. Benzer şekilde kıkırdaksı eklemlerin önemli bölümü sınırlı hareketlidir; sinovyal eklemler ise fonksiyonel olarak diartroz grubundadır (Juneja et al., 2024).
Bu nedenle “oynar eklem = sinovyal eklem”, “yarı oynar eklem = kıkırdaksı eklem”, “oynamaz eklem = fibröz eklem” şeklindeki eşleştirme pratik açıdan yararlı olsa da anatomik sınıflandırmanın tam karşılığı değildir. Yapısal ve fonksiyonel sınıflandırmalar farklı özellikleri tanımlar ve bazı eklemlerde birebir örtüşme bulunmayabilir (Juneja et al., 2024).
Sinovyal eklemler ayrıca eklem yüzlerinin geometrisi ve izin verdikleri hareketlere göre düzlem, menteşe, pivot, kondiloid, eyer ve küresel eklemler gibi alt tiplere ayrılır. Diz ve dirsek menteşe tipi eklemlere; kalça ve omuz ise küresel eklemlere örnek gösterilebilir. Sinovyal eklemlerin hareket kapasitesi, eklem yüzlerinin şekli, kapsül ve bağların özellikleri, eklem kıkırdağı ve çevredeki kasların koordineli çalışmasıyla belirlenir (Juneja et al., 2024).
Omurlar arasındaki eklemler bu açıdan özel bir örnektir. Komşu vertebra cisimleri arasındaki bağlantılar fibrokıkırdak içeren intervertebral disklerle ilişkili simfiz tipi kıkırdaksı eklemlerdir; buna karşılık vertebraların arka bölümündeki faset (zygapophyseal) eklemleri sinovyal eklemlerdir. Dolayısıyla “intervertebral eklemler” ifadesinin tamamını tek bir yapısal eklem grubuyla eşleştirmek anatomik açıdan doğru değildir (Juneja et al., 2024).
Klinik ortopedide artikülasyonun değerlendirilmesi, eklem yüzlerinin anatomik ilişkisi ile bu yapıların hareket sırasında oluşturduğu mekanik ilişkiyi kapsar. Eklem kıkırdağındaki yapısal değişiklikler, bağ yaralanmaları, eklem instabilitesi, deformiteler veya eklem hareket açıklığındaki değişiklikler eklemin normal fonksiyonunu etkileyebilir. Bu nedenle klinik değerlendirmede eklem yüzleri, hareket açıklığı, stabilite, ağrı ve çevre dokular birlikte değerlendirilir.
Dil, konuşma ve nörolojide artikülasyon
Dil ve konuşma bilimlerinde artikülasyon, konuşma seslerinin oluşturulması sırasında konuşma organlarının belirli konumlara getirilmesi ve koordineli biçimde hareket ettirilmesi sürecidir. Başlıca artikülatör yapılar arasında dil, dudaklar, mandibula ve damak yapıları bulunur. Konuşma üretiminde solunum, fonasyon, rezonans ve artikülasyon birbirleriyle bağlantılı motor süreçlerdir (American Speech-Language-Hearing Association [ASHA], n.d.; Kröger, 2022).
Konuşma sırasında merkezi sinir sisteminden kaynaklanan motor komutlar beyin sapındaki kraniyal sinir çekirdekleri üzerinden konuşma için görev yapan kaslara iletilir. Dil, dudaklar, mandibula ve larenks gibi yapıların hareketleri, hava akımıyla birlikte konuşma seslerinin oluşmasını sağlar. Güncel nörofizyolojik çalışmalar konuşma artikülasyonunun kortikobulber motor sistem tarafından kontrol edildiğini ve sensorimotor korteks ile beyin sapı ve kraniyal sinirler arasındaki bağlantıların bu kontrolün temelini oluşturduğunu göstermektedir (Kell et al., 2024).
Bu nedenle artikülasyon, “akciğerlerden gelen havanın ses tellerinde titreşmesiyle oluşan ham sesin kelimeye dönüştürülmesi” şeklinde tek aşamalı bir süreç olarak tanımlanamaz. Fonasyon larenkste ses kaynağının oluşturulmasıyla, artikülasyon ise bu ses kaynağının konuşma yolundaki yapıların hareketleriyle belirli konuşma seslerine dönüştürülmesiyle ilişkilidir. Artikülasyonun zamanlaması, hareket yönü, kuvveti, hızı ve artikülatörlerin konumu konuşma seslerinin doğru üretimi açısından önem taşır (ASHA, n.d.; Kröger, 2022).
Artikülasyon bozuklukları
Artikülasyon bozukluğu, konuşma seslerinin üretimindeki motor doğrulukla ilişkili bir bozukluğu ifade eder. Bununla birlikte güncel dil ve konuşma terminolojisinde konuşma sesi bozuklukları daha geniş bir çerçevede ele alınır. Bir çocukta veya yetişkinde konuşma seslerinin üretimindeki güçlük; seslerin motor olarak oluşturulması, fonolojik temsiller veya konuşma seslerinin algılanmasıyla ilişkili olabilir. Bu nedenle her sesletim güçlüğünü yalnızca artikülatör organların mekanik hareketindeki bir problem olarak sınıflandırmak doğru değildir (ASHA, n.d.).
Örneğin bir bireyin belirli bir konuşma sesini başka bir sesle değiştirmesi, bir sesi atlaması veya hedef sese yakın ancak fonetik olarak hatalı bir üretim gerçekleştirmesi konuşma sesi bozuklukları kapsamında değerlendirilebilir. Klinik değerlendirme sırasında hatanın fonetik üretim, fonolojik organizasyon, motor planlama/programlama veya başka bir nörolojik ya da yapısal durumla ilişkisi araştırılır (ASHA, n.d.).
Dizartri ve artikülasyon
Dizartri, artikülasyon bozukluğunun eş anlamlısı değildir. Dizartri, nörolojik kaynaklı bir motor konuşma bozuklukları grubudur ve konuşma için gerekli hareketlerin kuvveti, hızı, hareket genişliği, koordinasyonu, tonusu veya doğruluğundaki bozukluklarla karakterizedir. Bu etkilenme yalnızca artikülasyonu değil; solunum, fonasyon, rezonans ve prozodi gibi konuşmanın diğer motor bileşenlerini de kapsayabilir (ASHA, n.d.; Duffy, 2020).
İnme, Parkinson hastalığı, multipl skleroz ve diğer nörolojik hastalıklar dizartriye yol açabilen klinik durumlar arasında yer alabilir. Bulgular altta yatan nörolojik sisteme ve dizartrinin tipine göre değişir; konuşmanın anlaşılabilirliğinde azalma, ses şiddetinde değişiklik, konuşma hızında bozulma, artikülasyonun belirsizleşmesi, rezonans değişiklikleri veya fonasyon sorunları ortaya çıkabilir (Duffy, 2020; ASHA, n.d.).
Dolayısıyla nörolojik hastalığı bulunan bir kişide konuşma seslerinin bozulması, yalnızca “artikülasyon problemi” şeklinde ele alınmaz. Klinik değerlendirme, konuşmanın hangi motor bileşenlerinin etkilendiğini belirlemeye ve dizartri, konuşma apraksisi veya başka bir iletişim bozukluğunun ayırt edilmesine yöneliktir (ASHA, n.d.).
Konuşma apraksisi ve artikülasyon
Konuşma apraksisi, konuşma için gerekli istemli hareketlerin planlanması ve programlanmasındaki bozuklukla ilişkili motor konuşma bozukluğudur. Özellikle konuşma hareketlerinin zamanlaması, sıralanması, yönü ve kuvvetinin planlanmasındaki sorunlar artikülatör hareketlerin doğruluğunu ve tutarlılığını etkileyebilir (ASHA, n.d.).
Bu nedenle konuşma apraksisinde artikülasyon hataları görülebilir; ancak temel mekanizma dizartrideki nöromüsküler yürütme bozukluğundan farklıdır. Dizartride güçsüzlük, koordinasyon bozukluğu, istemsiz hareketler veya kas tonusundaki değişiklikler gibi sensorimotor sorunlar öne çıkarken, apraksinin temel özelliği konuşma hareketlerinin planlanması/programlanmasıyla ilişkilidir (ASHA, n.d.; Duffy, 2020).
Diş hekimliğinde artikülasyon
Diş hekimliğinde artikülasyon, üst ve alt dişlerin mandibular hareketlerle ilişkili temaslarını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu alanda artikülasyon ile oklüzyon kavramları birbirine yakın olmakla birlikte terminolojik kullanım, kaynak ve prostodontik ekole göre değişebilir. Güncel klinik terminolojide dinamik oklüzyon veya dental articulation terimleri, mandibulanın hareketi sırasında ortaya çıkan diş temaslarını tanımlamak için kullanılabilir (Deutsche Gesellschaft für Funktionsdiagnostik und Therapie [DGFDT] & Deutsche Gesellschaft für Zahnärztliche Prothetik und Biomaterialien, 2005).
Bu nedenle “oklüzyon yalnızca statiktir, artikülasyon ise yalnızca dinamiktir” şeklindeki kesin ayrım terminolojiyi gereğinden fazla basitleştirir. Oklüzyon kavramı hem statik hem de dinamik ilişkileri içerebilir; örneğin mandibular ve maksiller diş arklarının temas ilişkileri statik veya mandibular hareket sırasında dinamik olarak değerlendirilebilir. Prostodontik literatürde de statik ve dinamik oklüzyon kavramları birlikte kullanılmaktadır (Sivam & Chen, 2023; Rangarajan et al., 2015).
Statik oklüzyon, mandibula belirli bir konumdayken üst ve alt dişler arasındaki temasların değerlendirilmesini; dinamik oklüzyon veya dental artikülasyon ise mandibular hareket sırasında ortaya çıkan temasların ve dişler arasındaki kayma ilişkilerinin incelenmesini ifade edebilir. Çiğneme sırasında mandibulanın açılma-kapanma, protrüzyon, retrüzyon ve lateral hareketleri ile diş temasları birbirleriyle koordineli biçimde gerçekleşir (Sivam & Chen, 2023; Rangarajan et al., 2015).
Bu ayrım özellikle protetik diş hekimliği açısından önemlidir. Bir kron, köprü, implant üstü restorasyon veya tam protezin yalnızca statik kapanıştaki temaslarının değil, mandibular hareketler sırasında oluşan temaslarının da değerlendirilmesi gerekebilir. Restorasyonun oklüzal anatomisi, karşıt dişlerle ilişkisi ve mandibular hareketlerle uyumu tedavinin fonksiyonel sonuçlarını etkileyebilir (Rangarajan et al., 2015; Ogawa et al., 2000).
Diş hekimliğinde artikülatör
Artikülatör, maksilla ve mandibulaya ait modellerin belirli ilişkiler içinde konumlandırılmasına ve mandibular hareketlerin belirli özelliklerinin laboratuvar ortamında taklit edilmesine olanak sağlayan mekanik bir cihazdır. Artikülatörlerin karmaşıklığı ve ayarlanabilirliği değişir; bazı sistemler yalnızca temel hareketleri simüle ederken daha gelişmiş sistemler kondiler hareketler ve diğer mandibular hareket parametrelerini daha ayrıntılı biçimde taklit edebilir (Ogawa et al., 2000).
Artikülatörler özellikle protez ve restoratif tedavilerin planlanmasında, modellerin maksillomandibular ilişkilerinin değerlendirilmesinde ve restorasyonların oklüzal morfolojisinin düzenlenmesinde kullanılır. Bununla birlikte artikülatörün klinik değeri, kullanılan kayıtların doğruluğu ve cihazın gerçek mandibular hareketleri ne ölçüde temsil edebildiğiyle ilişkilidir (Ogawa et al., 2000).
Dijital diş hekimliğinde sanal artikülatörler de kullanılmaktadır. Bunlar dijital çene modellerini ve mandibular hareket verilerini kullanarak statik veya dinamik oklüzal ilişkilerin bilgisayar ortamında simüle edilmesini amaçlar. 2022 tarihli sistematik derleme, intraoral tarayıcılarla elde edilen sanal interoklüzal kayıtların statik sanal artikülasyonda kabul edilebilir doğruluk gösterebildiğini bildirmiştir (Shadid & Sadaqah, 2022).
Daha güncel bir 2026 sistematik derlemede ise sanal artikülasyonun statik ve dinamik oklüzyonu simüle etme doğruluğu değerlendirilmiş; mevcut çalışmaların sınırlı sayıda olması ve yöntemler arasındaki farklılıklar nedeniyle sonuçların sistemler arasında doğrudan genellenmesinin güç olduğu bildirilmiştir (Jain & Abduo, 2026). Bu nedenle sanal artikülatörlerin klinik kullanımı hızla gelişmekle birlikte, özellikle dinamik oklüzyon simülasyonunda kullanılan kayıt, hareket izleme yöntemi ve yazılım algoritmasının sonuç üzerindeki etkisi dikkate alınmalıdır (Jain & Abduo, 2026).
Artikülasyon ile temporomandibular bozukluklar arasındaki ilişki
Diş hekimliği açısından artikülasyon ve oklüzyonun klinik önemi, temporomandibular bozukluklar (TMD) ile ilişkileri nedeniyle de araştırılmıştır. Güncel kanıtlar, belirli bir oklüzal özelliğin tek başına TMD’nin nedeni olduğunu gösterecek güçlü ve tutarlı bir nedensellik ilişkisi ortaya koymamaktadır. Manfredini ve arkadaşlarının sistematik incelemesinde 25 klinik çalışma değerlendirilmiş ve incelenen çok sayıdaki oklüzal özellik arasında TMD ile klinik açıdan anlamlı ve tutarlı bir ilişki için sınırlı kanıt bulunmuştur (Manfredini et al., 2017).
Daha yeni çalışmalar da TMD’nin çok faktörlü yapısını desteklemektedir. TMD risk faktörlerini inceleyen 2024 tarihli sistematik derlemede psikososyal özellikler, uyku kalitesi, depresyon ve anksiyete belirtileri, stres, baş ağrısı ve çeşitli eşlik eden durumlar dahil olmak üzere birçok faktörün TMD gelişimiyle ilişkili olduğu bildirilmiştir (Da-Cas et al., 2024).
Oklüzal faktörler ile TMD arasındaki ilişkiyi inceleyen 2024 tarihli başka bir sistematik literatür incelemesi de maloklüzyon, bruksizm ve diş kaybı gibi değişkenleri değerlendirmiştir; sonuçlar bu faktörlerin TMD ile ilişkisinin tek ve basit bir nedensel modelle açıklanamayacağını göstermektedir (Lekaviciute & Kriauciunas, 2024).
Tedavi açısından da benzer bir dikkat gereklidir. 2024 tarihli Cochrane derlemesi, TMD tedavisinde kullanılan oklüzal girişimlerin etkinliğini değerlendiren 57 randomize çalışmayı ve 2.846 katılımcıyı incelemiş; mevcut kanıtların birçok klinik sonuç açısından kesin bir tedavi üstünlüğü ortaya koymak için yetersiz olduğunu bildirmiştir (Singh et al., 2024).
Dolayısıyla klinik olarak artikülasyon veya oklüzal temasların değerlendirilmesi; hastanın diş yapısı, restorasyonları, mandibular hareketleri, çiğneme fonksiyonu, parafonksiyonları ve mevcut temporomandibular bulguları ile birlikte yapılmalıdır. Tek bir oklüzal temasın veya artikülasyon özelliğinin baş ağrısı, TME ağrısı ya da TMD’nin doğrudan nedeni olduğu sonucuna ulaşmak mevcut kanıt düzeyiyle desteklenmemektedir (Manfredini et al., 2017; Da-Cas et al., 2024; Singh et al., 2024).
Anatomi ve ortopedide artikülasyon, kemiklerin veya diğer iskelet yapıların birbirleriyle oluşturduğu eklemleşme bölgesini ifade eder. Eklemler yapısal olarak fibröz, kıkırdaksı ve sinovyal; fonksiyonel olarak sinartroz, amfiartroz ve diartroz şeklinde sınıflandırılabilir (Juneja et al., 2024).
Dil ve konuşma bilimlerinde artikülasyon, konuşma seslerinin dil, dudaklar, mandibula ve diğer konuşma yapılarının koordineli hareketleriyle oluşturulmasıdır. Artikülasyon bozuklukları konuşma sesi bozukluklarının bir bölümünü oluşturabilir; dizartri ise artikülasyonun yanında fonasyon, rezonans, solunum ve prozodiyi de etkileyebilen nörojenik bir motor konuşma bozukluğu grubudur (ASHA, n.d.; Duffy, 2020).
Diş hekimliğinde artikülasyon, özellikle mandibular hareketler sırasında ortaya çıkan üst ve alt diş temasları ve bu temasların hareketle değişen ilişkisi bağlamında kullanılır. Oklüzyon ve artikülasyon terimleri literatürde kısmen örtüşebilir; dinamik oklüzyon, mandibular hareket sırasında oluşan diş temaslarının önemli bir klinik karşılığıdır (Sivam & Chen, 2023; DGFDT & DGZPW, 2005).
Bu nedenle artikülasyonun tıbbi anlamı bağlama bağlıdır: anatomi açısından eklemleşme, konuşma bilimleri açısından konuşma seslerinin artikülatör hareketlerle oluşturulması, diş hekimliği açısından ise mandibular hareketler ve diş temasları arasındaki fonksiyonel ilişki anlamında kullanılır.
Kaynaklar:
- American Speech-Language-Hearing Association. (n.d.). Dysarthria in adults. ASHA Practice Portal. ASHA Practice Portal – Dysarthria in Adults
- American Speech-Language-Hearing Association. (n.d.). Speech sound disorders: Articulation and phonology. ASHA Practice Portal. ASHA Practice Portal – Speech Sound Disorders
- Da-Cas, C. D., Valesan, L. F., do Nascimento, L. P., Denardin, A. C. S., Januzzi, E., Fernandes, G., Stuginski-Barbosa, J., & Mendes de Souza, B. D. M. (2024). Risk factors for temporomandibular disorders: A systematic review of cohort studies. Oral Surgery, Oral Medicine, Oral Pathology and Oral Radiology, 138(4), 502–515. https://doi.org/10.1016/j.oooo.2024.06.007
- Deutsche Gesellschaft für Funktionsdiagnostik und Therapie, & Deutsche Gesellschaft für Zahnärztliche Prothetik und Werkstoffkunde. (2005). Terminologieliste der Deutschen Gesellschaft für Funktionsdiagnostik und Therapie (DGFDT) und der Deutschen Gesellschaft für Zahnärztliche Prothetik und Werkstoffkunde (DGZPW).
- Duffy, J. R. (2020). Motor speech disorders: Substrates, differential diagnosis, and management (4th ed.). Elsevier.
- Finch, E., Rumbach, A. F., & Park, S. (2020). Speech pathology management of non-progressive dysarthria: A systematic review of the literature. Disability and Rehabilitation, 42(3), 296–306. https://doi.org/10.1080/09638288.2018.1497714
- Jain, M., & Abduo, J. (2026). Accuracy of static and dynamic occlusion simulation of virtual articulation compared with a conventional articulator: A systematic review. The Journal of Prosthetic Dentistry, 136(1), e63–e69. https://doi.org/10.1016/j.prosdent.2026.01.028
- Juneja, P., Munjal, A., & Hubbard, J. B. (2024). Anatomy, joints. StatPearls Publishing. NCBI Bookshelf – Anatomy, Joints
- Kell, C. A., et al. (2024). The speech neuroprosthesis. Nature.
- Kröger, B. J. (2022). Computer-implemented articulatory models for speech production: A review. Frontiers in Robotics and AI, 9, 796739. https://doi.org/10.3389/frobt.2022.796739
- Lekaviciute, R., & Kriauciunas, A. (2024). Relationship between occlusal factors and temporomandibular disorders: A systematic literature review. Cureus, 16(2), e54130. https://doi.org/10.7759/cureus.54130
- Manfredini, D., Lombardo, L., & Siciliani, G. (2017). Temporomandibular disorders and dental occlusion. A systematic review of association studies: End of an era? Journal of Oral Rehabilitation, 44(11), 908–923. https://doi.org/10.1111/joor.12531
- Ogawa, T., Koyano, K., & Suetsugu, T. (2000). The relationship between inclination of the occlusal plane and mandibular movement. The Journal of Prosthetic Dentistry, 83(5), 594–599.
- Rangarajan, V., Gajapathi, B., Yogesh, P. B., Mohamed Ibrahim, M., Ganesh Kumar, R., & Karthik, P. (2015). Concepts of occlusion in prosthodontics: A literature review, part I. Journal of Indian Prosthodontic Society, 15(3), 200–205. https://doi.org/10.4103/0972-4052.165172
- Shadid, R., & Sadaqah, N. (2022). Accuracy of virtual static articulation: A systematic review. International Journal of Prosthodontics, 35(5), 627–646. https://doi.org/10.11607/ijp.7407
- Singh, B. P., Singh, N., Jayaraman, S., Kirubakaran, R., Joseph, S., Muthu, M. S., Jivnani, H., & Hua, F. (2024). Occlusal interventions for managing temporomandibular disorders. Cochrane Database of Systematic Reviews, 2024(9), CD012850. https://doi.org/10.1002/14651858.CD012850.pub2
- Sivam, S., & Chen, P. (2023). Anatomy, occlusal contact relations and mandibular movements. StatPearls Publishing. NCBI Bookshelf – Occlusal Contact Relations and Mandibular Movements