Uyku hijyeni için 20 öneri
Uyku hijyeni sizin uyku kalitenizi artırmak amacıyla size önerilen davranışlar ve uykunuzu etkileyen çevresel etkenlerin tümüdür.
Uyku hijyeni sizin uyku kalitenizi artırmak amacıyla size önerilen davranışlar ve uykunuzu etkileyen çevresel etkenlerin tümüdür.
Uykusuzluk her zaman tek başına olmayabilir. Uykusuzluğa sebep olan birçok hastalık vardır. Bunlar yan etki veya komplikasyon olarak uykusuzluğa neden olabilir.
Uyku apnesinin tedavisi apneye sebep olan duruma göre değişebilir. Uyku apnesi eğer solunum yollarını tıkayıcı bir sebebe bağlı ise aşağıdaki tedavi yöntemleri uygulanır:
Yanıklarda ilk yardım. Yanıklar bazen ciddi komplikasyonlarla seyreder ve ölümcül olabilir. Bu nedenle yanıklara zamanında ve etkin müdahale önemlidir. Diğer taraftan geç yapılan veya yanlış yapılan müdahaleler ciltte kalıcı izler bırakabilir.
Isı ya da ısı oluşturan bir madde ile temas sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Sıcak su veya buhar neden olmuşsa haşlanma olarak da adlandırılır. Yanığın şiddetine bağlı olarak deri katmanları, kas veya kemik doku etkilenebilir.
Tiroidit, tiroid bezinin iltihaplanmasını ifade eder. Tiroid bezlerindeki hücreler, kolloid doku, enzimler, hormonların üretimi veya salınımı gibi herhangi bir aşamadaki olumsuzluklardan kaynaklanabilir. Bu olumsuzluklar genetik kaynaklı doğuştan olabileceği gibi, içerden veya dışardan kaynaklanan sebeplerle de oluşabilir.
Tiroid bezi, folliküler hücreler ve C hücreleri içerir. Tiroid bezindeki folliküler hücrelere tiroisit de denilmektedir. Tiroid hormonlarının ana ateşleyicisi hipotalamustan salgılanan ve hipofize talimat gönderen tirotirpin relezaing hormon (TRH)’dur. TRH hipofiz bezine uyarı göndererek hipofizin tiroid sentezleyici hormon (TSH) (tirotirpin) salgılamasını sağlar.
Günlük kullanılan alkol etil alkoldür. Etil alkol kullanımı toplumlara göre değişiklik göstermekle birlikte tüm dünyada yaygındır. Alkol kullanımının temel sorunu, sekonder yaralanmalardır. Motorlu araç kazalarının hemen yarısının nedeni etil alkol kullanımıdır. İntihar amaçlı kullanımı da olabilir.
En sık karşılaşılan konuşma bozukluğudur. Konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılmasında ve anlaşılmasında bir bozukluk olması durumudur.
Depresyon hem hastalar hem de yakınları açısından bazen hayatı zorlaştırıcı bir hastalıktır. Çoğu hasta şikayetlerinin kendi gayretleri ile düzelebileceğini düşünür. Kullanacağı ilaçların bağımlılık yaptığı düşüncesi, toplumsal damgalanma korkusu, anlaşılamama endişesi tedaviyi zorlaştırabilir. Hasta yakınları da gözle görebildiği belirtileri olmayan hastalığı anlamakta zorlanabilir. Hastanın intihar edebileceği düşüncesi de ayrı bir endişe kaynağıdır.
Depresyon tedavisi hastanın yaşına, eşlik eden hastalıklarına, kullandığı ilaçlara ve daha önce depresyon nedeniyle aldığı tedaviye verdiği cevaba göre değişir.
Depresyon biyolojik, psikososyal ya da genetik nedenlerden kaynaklanabilir. Ancak her üç etken arasında net olarak bir ayırım yapmak zordur. Depresyon nedeni olarak bu üç etkenin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.