Mangosteen (Garcinia mangostana) Nedir? Botanik Özellikleri, Fitokimyasal Yapısı, Farmakolojik Etkileri ve Güvenlilik Profili
Mangosteen (Garcinia mangostana L.), tropikal meyveler arasında hem besin değeri hem de farmakolojik potansiyeli nedeniyle en fazla araştırılan türlerden biridir. Clusiaceae (Guttiferae) familyasına ait olan bu tür, Güneydoğu Asya kökenlidir ve özellikle Tayland, Malezya, Endonezya, Vietnam ve Filipinler’de yetiştirilmektedir. Beyaz renkli meyve eti yüzyıllardır gıda olarak tüketilirken, mor renkli dış kabuğu (perikarp) geleneksel tıpta çeşitli amaçlarla kullanılmıştır.
Son yirmi yılda yapılan araştırmalar, mangosteenin biyolojik etkilerinin büyük ölçüde meyve etinden değil, ksantonlar bakımından oldukça zengin olan perikarpından kaynaklandığını göstermiştir. Özellikle α-mangostin, γ-mangostin, garcinon türevleri ve diğer polifenolik bileşikler; antioksidan, antiinflamatuvar, antimikrobiyal ve deneysel antikanser etkileri nedeniyle yoğun şekilde araştırılmaktadır. Bununla birlikte laboratuvar ortamında elde edilen olumlu sonuçların tamamı insanlar için klinik etkinlik anlamına gelmemektedir. Günümüzde mangosteen ekstrelerinin birçok etkisi deneysel düzeyde kanıtlanmış olsa da, rutin tıbbi kullanımını destekleyecek yüksek kaliteli klinik kanıtlar halen sınırlıdır.
Bu yazıda, Garcinia mangostana‘nın botanik özellikleri, fitokimyasal bileşimi, farmakolojik mekanizmaları, klinik çalışmaların mevcut durumu ve güvenlilik profili güncel bilimsel literatür doğrultusunda ele alınmaktadır.
Mangosteen Nedir?
Mangosteen, Malpighiales takımında yer alan Clusiaceae familyasının ekonomik değeri yüksek türlerinden biridir. Yaklaşık 6–25 metreye kadar boylanabilen herdem yeşil bir ağaçtır. Meyveleri küresel yapıdadır; kalın mor kabuk, beyaz etli segmentler ve büyük tohumlardan oluşur.
Meyvenin ticari değeri büyük ölçüde beyaz etli kısmından kaynaklansa da bilimsel araştırmaların odak noktası, toplam meyve ağırlığının yaklaşık %60–70’ini oluşturan mor renkli dış kabuktur. Perikarp, ksantonlar başta olmak üzere çok sayıda sekonder metabolit içerdiğinden fitokimya ve farmakoloji çalışmalarının temel materyalini oluşturur.
Mangosteen tropikal iklim koşullarına son derece bağımlıdır. Yüksek sıcaklık, düzenli yağış ve nemli ortamlar optimum gelişme için gereklidir. Don olaylarına karşı oldukça hassastır ve bu nedenle doğal yayılışı ekvator kuşağıyla sınırlıdır.
Botanik açıdan dikkat çekici özelliklerinden biri, çoğu kültür formunun fakültatif apomiksi göstermesidir. Yani tohum oluşumu çoğunlukla döllenmeye ihtiyaç duymadan gerçekleşebilir. Bu durum kültür çeşitleri arasında genetik çeşitliliğin düşük olmasının temel nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak tüm bireylerin tamamen klonal olduğu yönündeki eski görüşler, son yıllardaki moleküler çalışmalarla daha temkinli değerlendirilmektedir.
Mangosteenin Fitokimyasal Yapısı
Mangosteeni farmakolojik açıdan önemli kılan temel unsur, perikarpın zengin fitokimyasal bileşimidir. Yapılan analizlerde ksantonlar, flavonoidler, fenolik asitler, proantosiyanidinler, tanenler ve çeşitli triterpenoid bileşikler tanımlanmıştır.
En fazla araştırılan grup ksantonlardır.Bugüne kadar mangosteen kabuğundan 70’in üzerinde ksanton türevi izole edilmiştir. Bunların biyolojik açıdan en önemli olanları şunlardır:
- α-Mangostin
- γ-Mangostin
- β-Mangostin
- Garcinone E
- Gartanin
- 8-Deoxygartanin
- Mangostanol
- Mangostenol
Bu bileşikler lipofilik karakter gösterdiklerinden hücre zarını kolay geçebilir ve birçok hücresel sinyal yolunu etkileyebilir.
Perikarp ayrıca;
- kateşinler,
- epikateşin,
- proantosiyanidinler,
- gallik asit,
- ferulik asit,
- kafeik asit,
- çeşitli antosiyaninler
gibi polifenoller açısından da oldukça zengindir.
Beyaz meyve eti ise kabuğa göre çok daha düşük miktarda fenolik bileşik içerir. Buna karşılık C vitamini, lif, doğal şekerler ve potasyum bakımından besleyici özellik taşır. Bu nedenle günlük beslenmede tüketilen meyve ile ticari kabuk ekstrelerinin biyolojik etkileri birbirinden ayrılmalıdır.
Ksantonların bitkide temel görevi; mantarlar, bakteriler, böcekler ve çevresel oksidatif stres gibi biyotik ve abiyotik tehzirki faktörlere karşı koruma sağlamaktır. İnsanlarda gözlenen biyolojik etkilerin önemli kısmı da bu doğal savunma moleküllerinin hücresel sinyal yollarını etkilemesinden kaynaklanmaktadır.
Mangosteenin Farmakolojik Etkileri
Mangosteen üzerine yapılan bilimsel çalışmaların büyük bölümü, meyvenin kendisinden çok perikarp (kabuk) ekstraktı ve buradan izole edilen ksanton bileşikleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Günümüzde bildirilen biyolojik etkilerin önemli kısmı in vitro (hücre kültürü) ve in vivo (hayvan) çalışmalarından elde edilmiştir. İnsanlarda yürütülen klinik çalışmalar ise sayı ve kalite bakımından henüz sınırlıdır. Bu nedenle deneysel bulguların doğrudan tedavi edici etki olarak yorumlanması doğru değildir.
Antioksidan Etki
Mangosteen ekstraktı, özellikle α-mangostin ve γ-mangostin sayesinde güçlü antioksidan kapasite gösteren bitkisel kaynaklardan biridir. Bu etki yalnızca serbest radikalleri doğrudan nötralize etmesine değil, aynı zamanda hücrenin kendi antioksidan savunma sistemini desteklemesine de bağlanmaktadır.
Deneysel çalışmalarda ksantonların;
- reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumunu azaltabildiği,
- lipid peroksidasyonunu baskılayabildiği,
- hücre zarının oksidatif hasarını sınırlandırabildiği,
- glutatyon dengesinin korunmasına katkı sağlayabildiği
gösterilmiştir.
Bunun yanında bazı çalışmalarda süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GPx) gibi endojen antioksidan enzimlerin aktivitesinde artış bildirilmiştir. Ancak bu sonuçların büyük kısmı deneysel modellere dayanmaktadır ve insanlarda aynı etkinin hangi dozlarda ortaya çıktığı henüz net değildir.Bu nedenle mangosteen için “oksidatif stresi tedavi eder” şeklinde bir ifade bilimsel olarak doğru değildir. Mevcut veriler yalnızca antioksidan mekanizmaları desteklediğini göstermektedir.
Antiinflamatuvar Etki
Mangosteen üzerine en güçlü deneysel kanıtların bulunduğu alanlardan biri inflamasyonun düzenlenmesidir.İnflamasyon sırasında bağışıklık hücreleri çok sayıda sitokin ve inflamatuvar mediyatör üretir. Bu süreçte özellikle NF-κB isimli transkripsiyon faktörü merkezi rol oynar. NF-κB aktive olduğunda birçok inflamatuvar gen eş zamanlı olarak çalışmaya başlar.Deneysel araştırmalar, özellikle γ-mangostin ve α-mangostinin NF-κB aktivasyonunu baskılayabildiğini göstermektedir.
Bunun sonucunda;
- COX-2 ekspresyonu azalabilir,
- iNOS sentezi baskılanabilir,
- prostaglandin E2 üretimi düşebilir,
- nitrik oksit sentezi azalabilir,
- TNF-α, IL-1β ve IL-6 gibi proinflamatuvar sitokinlerin üretimi sınırlanabilir.
Bazı çalışmalarda MAPK sinyal yolaklarının da ksantonlardan etkilendiği bildirilmiştir.Bu mekanizmalar nedeniyle mangosteen, deneysel artrit, kolit ve metabolik inflamasyon modellerinde olumlu sonuçlar göstermiştir. Ancak bu çalışmaların büyük bölümü laboratuvar ortamında veya hayvan modellerinde gerçekleştirilmiştir. Günümüzde romatizmal hastalıklar ya da kronik inflamatuvar hastalıkların tedavisinde mangosteen kullanımını destekleyen yeterli klinik kanıt bulunmamaktadır.
Antimikrobiyal Etkiler
Mangosteen kabuk ekstraktının antibakteriyel özellikleri uzun yıllardır araştırılmaktadır.
Laboratuvar çalışmalarında özellikle;
- Staphylococcus aureus
- metisiline dirençli S. aureus (MRSA)
- Bacillus subtilis
- Propionibacterium acnes (güncel adıyla Cutibacterium acnes)
üzerinde büyümeyi baskılayıcı etkiler bildirilmiştir.
Bazı araştırmalar mantarlara karşı da inhibitör etki göstermiştir.
Önerilen mekanizmalar arasında;
- bakteri hücre zarının bozulması,
- membran geçirgenliğinin artması,
- ATP üretiminin azalması,
- biyofilm oluşumunun baskılanması
yer almaktadır.
Bununla birlikte bu çalışmaların çoğu laboratuvar koşullarında yapılmıştır. İnsan enfeksiyonlarının tedavisinde mangosteen ekstraktının antibiyotik yerine kullanılabileceğini gösteren klinik kanıt bulunmamaktadır.
Metabolik Hastalıklar Üzerine Etkileri
Mangosteen son yıllarda obezite, tip 2 diyabet ve metabolik sendrom açısından da araştırılmaktadır.
Deneysel çalışmalarda α-mangostinin;
- insülin direncini azaltabileceği,
- adipositlerde inflamasyonu baskılayabileceği,
- yağ dokusunda sitokin üretimini azaltabileceği,
- glukoz metabolizmasını düzenleyen bazı enzimleri etkileyebileceği
bildirilmiştir.
Hayvan modellerinde açlık kan şekeri, trigliserid ve LDL kolesterol düzeylerinde iyileşmeler gösteren çalışmalar bulunmaktadır.İnsanlarda yapılan sınırlı sayıdaki klinik araştırmada ise antioksidan kapasitede artış ve bazı inflamasyon belirteçlerinde azalma bildirilmiş olsa da, bu çalışmaların örneklem sayıları düşüktür ve takip süreleri kısadır.Bu nedenle güncel bilimsel görüş, mangosteenin diyabet veya obezite tedavisinde etkinliği kanıtlanmış bir ajan olarak değerlendirilmemesi yönündedir.
Deneysel Antikanser Araştırmaları
Mangosteen hakkında kamuoyunda en fazla yanlış bilginin bulunduğu konu kanserdir.Bilimsel literatürde α-mangostinin birçok kanser hücre hattı üzerinde sitotoksik etkileri gösterilmiş olsa da, bu sonuçlar laboratuvar ortamında elde edilmiştir ve insanlar için tedavi edici etkinlik anlamına gelmez.
Deneysel çalışmalarda α-mangostinin;
- meme kanseri,
- kolon kanseri,
- pankreas kanseri,
- prostat kanseri,
- akciğer kanseri,
- lösemi,
- melanom
gibi farklı hücre hatlarında proliferasyonu baskılayabildiği bildirilmiştir.
Önerilen mekanizmalar arasında;
- mitokondriyal apoptozun uyarılması,
- kaspaz-3 ve kaspaz-9 aktivasyonu,
- hücre döngüsünün G1 veya G2/M fazında durdurulması,
- PI3K/Akt/mTOR sinyal yolunun baskılanması,
- MAPK yolaklarının modülasyonu,
- VEGF aracılı anjiyogenezin azaltılması
yer almaktadır.
Ancak bu çalışmaların büyük bölümü kültür ortamında gerçekleştirildiğinden kullanılan konsantrasyonlara insan dokularında ulaşılması çoğu zaman mümkün değildir. Ayrıca oral alım sonrasında α-mangostinin biyoyararlanımı düşüktür ve karaciğerde hızla metabolize olur.Bu nedenle günümüzde hiçbir uluslararası onkoloji kılavuzu mangosteen veya ksanton preparatlarını kanser tedavisinin bir parçası olarak önermemektedir.
Klinik Çalışmalar ve Kanıt Düzeyi
Mangosteen üzerine yapılan araştırmalar son yıllarda önemli ölçüde artmış olsa da, mevcut bilimsel kanıtların büyük bölümü hücre kültürü ve hayvan deneylerinden oluşmaktadır. İnsanlarda gerçekleştirilen randomize kontrollü çalışmaların sayısı ise sınırlıdır. Bu nedenle günümüzde mangosteen veya ksanton ekstreleri için herhangi bir hastalığın tedavisinde rutin kullanım önerisi bulunmamaktadır.
Yayımlanan klinik araştırmalar çoğunlukla antioksidan kapasite, inflamasyon belirteçleri, metabolik parametreler ve yaşam kalitesi üzerine odaklanmıştır. Bazı çalışmalarda mangosteen ekstraktı kullanılan bireylerde C-reaktif protein (CRP), interlökin-6 (IL-6) ve diğer inflamatuvar biyobelirteçlerde azalma; oksidatif stres göstergelerinde ise iyileşme bildirilmiştir. Bununla birlikte bu çalışmaların önemli bir kısmı küçük örneklem gruplarında yürütülmüş, takip süreleri kısa tutulmuş ve kullanılan preparatlar arasında standardizasyon sağlanamamıştır.
Benzer şekilde obezite ve metabolik sendrom üzerine yapılan araştırmalarda insülin direnci, vücut ağırlığı veya lipid profili üzerinde olumlu değişiklikler bildiren çalışmalar bulunmasına rağmen, elde edilen sonuçlar farklı araştırmalarda tutarlı şekilde tekrarlanamamıştır. Bu nedenle mevcut kanıtlar, mangosteenin metabolik hastalıkların tedavisinde etkili olduğunu gösterecek düzeyde değildir.
Kanser alanındaki araştırmalar da çoğunlukla deneysel düzeydedir. α-Mangostinin çeşitli kanser hücre hatlarında proliferasyonu baskıladığı ve apoptozu uyardığı gösterilmiş olsa da, bu etkilerin klinik pratiğe yansıdığını gösteren yeterli insan çalışması bulunmamaktadır. Günümüzde FDA, EMA, ESMO, ASCO veya NCCN gibi uluslararası otoriteler tarafından mangosteen ya da ksanton preparatları herhangi bir kanser tedavisinin standart bileşeni olarak önerilmemektedir.
Mevcut bilimsel konsensüs, mangosteenin biyolojik aktivite gösteren umut verici bir bitkisel kaynak olduğu; ancak terapötik etkinliğinin doğrulanması için daha büyük örneklemli, uzun süreli ve iyi tasarlanmış klinik araştırmalara ihtiyaç bulunduğu yönündedir.
Biyoyararlanım ve Farmakokinetik
Mangosteen üzerine yapılan farmakolojik araştırmalardaki en önemli sınırlılıklardan biri, başlıca aktif bileşik olan α-mangostinin düşük oral biyoyararlanıma sahip olmasıdır.α-Mangostin lipofilik bir moleküldür ve suda çözünürlüğü oldukça düşüktür. Bu özellik gastrointestinal sistemden emilimini sınırlar. Emilimin ardından bileşik, bağırsak mukozası ve karaciğerde yoğun faz II metabolizmasına uğrar. Başlıca metabolik yollar glukuronidasyon ve sülfat konjugasyonudur. Sonuç olarak dolaşıma geçen serbest α-mangostin miktarı deneysel çalışmalarda kullanılan konsantrasyonların oldukça altında kalmaktadır.
Bu durum, hücre kültürlerinde elde edilen olumlu sonuçların insanlarda neden aynı düzeyde gözlenemediğini açıklayan temel nedenlerden biridir. Günümüzde farmasötik araştırmalar, bu sorunu aşmak amacıyla lipozomal taşıyıcı sistemler, katı lipid nanopartiküller, polimerik nanopartiküller ve siklodekstrin kompleksleri gibi ilaç taşıma teknolojileri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ancak bu yaklaşımlar henüz deneysel geliştirme aşamasındadır ve rutin klinik uygulamada yer almamaktadır.Dolayısıyla mevcut bilgiler ışığında, mangosteen ekstrelerinin biyolojik aktivitesi yüksek olmakla birlikte, klinik etkinliklerinin düşük biyoyararlanım nedeniyle sınırlanabileceği kabul edilmektedir.
Güvenlilik, Toksisite ve İlaç Etkileşimleri
Taze mangosteen meyvesinin normal beslenme kapsamında tüketilmesi genel olarak güvenli kabul edilmektedir. Bununla birlikte bilimsel literatürde güvenlilik değerlendirmeleri yapılırken meyvenin yenilebilir kısmı ile yüksek konsantrasyonda ksanton içeren perikarp ekstrelerinin birbirinden ayrılması gerekir. Bu iki ürünün biyolojik aktivitesi ve potansiyel risk profili aynı değildir.
Hayvan deneylerinde yüksek doz α-mangostin uygulanmasının karaciğer, böbrek ve enerji metabolizması üzerinde doza bağlı değişikliklere yol açabileceği bildirilmiştir. Ancak bu bulguların çoğu, insanlarda günlük beslenme ile ulaşılması mümkün olmayan dozlarda elde edilmiştir. Mevcut klinik çalışmalarda önerilen dozlarda kullanılan standartlaştırılmış preparatlar genellikle iyi tolere edilmiştir; yine de uzun dönem güvenlilik verileri sınırlıdır.
İlaç etkileşimleri açısından özellikle dikkat edilmesi gereken konu, ksantonların bazı sitokrom P450 enzimleri üzerinde inhibitör etki gösterebilmesidir. Deneysel çalışmalar CYP3A4, CYP2C9 ve bazı diğer metabolizma enzimleri üzerinde inhibisyon olasılığı bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle varfarin, bazı oral antidiyabetikler, antiepileptikler, immünsupresanlar ve dar terapötik aralığa sahip diğer ilaçları kullanan bireylerde yüksek doz mangosteen ekstrelerinin dikkatli değerlendirilmesi önerilir. Ancak bu etkileşimlerin önemli bir bölümü deneysel verilere dayanmaktadır ve klinik anlamlılıkları her ilaç için kesin olarak gösterilmiş değildir.
Ksantonların trombosit agregasyonu üzerinde inhibitör etki gösterebildiğine ilişkin deneysel bulgular da bulunmaktadır. Bu nedenle antikoagülan veya antiagregan tedavi alan hastalarda, cerrahi girişim planlanan bireylerde ve kanama riski yüksek kişilerde yoğunlaştırılmış mangosteen ekstrelerinin hekim görüşü alınmadan kullanılmaması uygun olacaktır.
Mevcut bilimsel veriler doğrultusunda gebelik, emzirme dönemi ve çocukluk çağında mangosteen ekstraktlarının güvenliliğini destekleyen yeterli klinik çalışma bulunmamaktadır. Bu gruplarda rutin kullanım önerilmemektedir.
Sonuç
Garcinia mangostana L., özellikle perikarpında bulunan ksantonlar nedeniyle günümüzde fitokimya ve farmakoloji alanlarında en yoğun araştırılan tropikal bitkilerden biridir. Başta α-mangostin ve γ-mangostin olmak üzere çeşitli ksanton türevlerinin antioksidan, antiinflamatuvar, antimikrobiyal ve antiproliferatif etkileri çok sayıda in vitro ve in vivo çalışmada gösterilmiştir. Bu etkiler; oksidatif stresin azaltılması, inflamatuvar sinyal yolaklarının modülasyonu, hücre döngüsünün düzenlenmesi ve programlanmış hücre ölümünün uyarılması gibi çeşitli biyolojik mekanizmalarla ilişkilendirilmektedir.
Bununla birlikte deneysel verilerin klinik uygulamaya doğrudan aktarılması mümkün değildir. Hücre kültürü veya hayvan modellerinde elde edilen olumlu sonuçlar, insanlarda aynı etkinin görüleceğini garanti etmez. Özellikle α-mangostinin düşük oral biyoyararlanımı, hızlı metabolizması ve dolaşıma sınırlı miktarda ulaşması, klinik etkinliğin değerlendirilmesindeki en önemli güçlüklerden biridir.
Bugüne kadar yayımlanan insan çalışmaları, mangosteen ekstraktlarının bazı oksidatif stres ve inflamasyon belirteçleri üzerinde olumlu etkiler gösterebileceğini düşündürmekle birlikte, örneklem büyüklüklerinin sınırlı olması, takip sürelerinin kısa olması ve kullanılan preparatların standardizasyonundaki farklılıklar nedeniyle kesin klinik sonuçlara ulaşmak mümkün değildir. Bu nedenle mangosteen veya ksanton içeren ürünler için herhangi bir hastalığın tedavisinde rutin kullanım önerisi yapan uluslararası bir klinik kılavuz bulunmamaktadır.
Beslenme açısından değerlendirildiğinde, taze mangosteen meyvesinin dengeli diyet içerisinde tüketilmesi genel olarak güvenli kabul edilmektedir. Buna karşılık yüksek konsantrasyonda ksanton içeren ticari ekstraktlar, biyolojik olarak aktif ürünlerdir ve ilaçlarla etkileşim potansiyeli taşıyabilir. Özellikle antikoagülan, antiagregan, immünsupresan ve dar terapötik aralığa sahip ilaçları kullanan bireylerde bu ürünlerin bilinçsiz kullanımı uygun değildir.
Sonuç olarak mevcut bilimsel literatür, mangosteeni önemli farmakolojik potansiyele sahip doğal bir kaynak olarak tanımlamakta; ancak bu potansiyelin klinik uygulamaya güvenle aktarılabilmesi için daha büyük örneklemli, uzun süreli ve standardize preparatlarla yürütülen randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu göstermektedir.
Sorumluluk Reddi
Bu içerik güncel bilimsel literatür, hakemli akademik yayınlar ve uluslararası sağlık otoritelerinin verileri temel alınarak yalnızca eğitim ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan bilgiler herhangi bir hastalığın tanısı, tedavisi veya önlenmesi amacıyla kullanılmamalıdır. Mangosteen meyvesi ile yüksek konsantrasyonda hazırlanmış mangosteen ekstraktları aynı biyolojik özelliklere sahip değildir. Bitkisel takviyeler de ilaçlar gibi farmakolojik etki gösterebilir ve bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Kronik hastalığı bulunanlar, düzenli ilaç kullananlar, gebeler, emziren kadınlar ve çocuklar herhangi bir bitkisel ürün kullanmadan önce mutlaka hekim veya eczacı görüşü almalıdır.
Kaynaklar
- Akao, Y., Nakagawa, Y., & Nozawa, Y. (2008). Anti-cancer effects of xanthones from pericarps of mangosteen. International Journal of Molecular Sciences, 9(3), 355–370. https://doi.org/10.3390/ijms9030355
- Chen, L. G., Yang, L. L., & Wang, C. C. (2008). Anti-inflammatory activity of mangostins from Garcinia mangostana. Food and Chemical Toxicology, 46(2), 688–693. https://doi.org/10.1016/j.fct.2007.09.096
- Ibrahim, M. Y., Hashim, N. M., Mariod, A. A., Mohan, S., Abdulla, M. A., Abdelwahab, S. I., & Arbab, I. A. (2016). α-Mangostin from Garcinia mangostana Linn: An updated review of its pharmacological properties. Arabian Journal of Chemistry, 9(3), 317–329. https://doi.org/10.1016/j.arabjc.2014.02.011
- Jung, H. A., Su, B. N., Keller, W. J., Mehta, R. G., & Kinghorn, A. D. (2006). Antioxidant xanthones from the pericarp of Garcinia mangostana (Mangosteen). Journal of Agricultural and Food Chemistry, 54(6), 2077–2082. https://doi.org/10.1021/jf052649z
- Moongkarndi, P., Kosem, N., Kaslungka, S., Luanratana, O., Pongpan, N., & Neungton, N. (2004). Antiproliferation, antioxidation and induction of apoptosis by Garcinia mangostana on SKBR3 human breast cancer cell line. Journal of Ethnopharmacology, 90(1), 161–166. https://doi.org/10.1016/j.jep.2003.09.048
- Obolskiy, D., Pischel, I., Siriwatanametanon, N., & Heinrich, M. (2009). Garcinia mangostana L.: A phytochemical and pharmacological review. Phytotherapy Research, 23(8), 1047–1065. https://doi.org/10.1002/ptr.2730
- Ovalle-Magallanes, B., Eugenio-Pérez, D., & Pedraza-Chaverri, J. (2017). Medicinal properties of mangosteen (Garcinia mangostana L.): A comprehensive update. Food and Chemical Toxicology, 109(Part 1), 102–122. https://doi.org/10.1016/j.fct.2017.08.021
- Pedraza-Chaverri, J., Cárdenas-Rodríguez, N., Orozco-Ibarra, M., & Pérez-Rojas, J. M. (2008). Medicinal properties of mangosteen (Garcinia mangostana). Food and Chemical Toxicology, 46(10), 3227–3239. https://doi.org/10.1016/j.fct.2008.07.024
- Shan, T., Ma, Q., Guo, K., Liu, J., Li, W., Wang, F., & Wu, E. (2011). Xanthones from mangosteen extracts as natural chemopreventive agents: Potential anticancer drugs. Current Molecular Medicine, 11(8), 666–677. https://doi.org/10.2174/156652411797536679
- Suksamrarn, S., Suwannapoch, N., Phakhodee, W., Thanuhiranlert, J., Ratananukul, P., Chimnoi, N., & Suksamrarn, A. (2003). Antimycobacterial activity of prenylated xanthones from the fruits of Garcinia mangostana. Chemical & Pharmaceutical Bulletin, 51(7), 857–859. https://doi.org/10.1248/cpb.51.857
- Wang, M. H., Zhang, K. J., Gu, Q. L., Bi, X. L., & Wang, J. X. (2017). Pharmacology of mangostins and their derivatives: A comprehensive review. Chinese Journal of Natural Medicines, 15(2), 81–93. https://doi.org/10.1016/S1875-5364(17)30024-9