Araknoid Mater: Anatomisi, Histolojisi, Fizyolojisi, Hastalıkları ve Klinik Önemi

Araknoid Mater: Anatomisi, Histolojisi, Fizyolojisi, Hastalıkları ve Klinik Önemi

Araknoid mater, beyin ve omuriliği çevreleyen üç meningeal tabakadan ortada bulunan yapıdır. Dışta dura mater, içte pia mater arasında yer alır ve pia mater ile birlikte leptomeninksleri oluşturur. Araknoid materin anatomik önemi yalnızca merkezi sinir sistemini çevreleyen ince bir zar olmasından kaynaklanmaz. Araknoid, dura ile beyin-omurilik sıvısının (BOS) bulunduğu subaraknoid kompartıman arasında önemli bir bariyer oluşturur; araknoid ile pia arasındaki subaraknoid boşluk ise BOS’un dolaştığı ve serebral damarların önemli bölümünün seyrettiği özel bir anatomik ortamdır.

Modern meningeal biyoloji çalışmaları, araknoid materin tek tip ve pasif bir bağ dokusu tabakası olmadığını göstermektedir. Özellikle araknoid bariyer hücreleri, hücreler arası bağlantı kompleksleri, fibroblast benzeri hücre popülasyonları ve ekstrasellüler matriks yapıları araknoidin işlevsel olarak özelleşmiş bir doku olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanında meninksler, BOS homeostazı, damar-beyin ilişkileri ve merkezi sinir sisteminin immünolojik çevresiyle doğrudan bağlantılıdır (Betsholtz et al., 2024; Castro Dias et al., 2019).

Araknoid materin anatomik konumu

Meninksler dıştan içe doğru dura mater, araknoid mater ve pia mater olmak üzere üç temel tabakadan oluşur. Dura mater kalın ve mekanik olarak dayanıklı bir bağ dokusu tabakasıdır. Araknoid mater dura ile pia arasında bulunur. Pia mater ise merkezi sinir sistemi yüzeyini çok yakından takip eder.

Araknoid mater, pia gibi beynin tüm girus ve sulkuslarının yüzeyini birebir izlemez. Bu nedenle araknoid ile pia arasındaki mesafe bölgeden bölgeye değişir ve aradaki subaraknoid boşluk bazı bölgelerde genişleyerek subaraknoid sisternaları meydana getirir. Sisterna magna, prepontin sisterna, interpedinküler sisterna ve kiazmatik sisterna bu genişlemiş subaraknoid alanların başlıca örnekleridir.

Subaraknoid boşluk yalnızca BOS içeren bir alan değildir. Beynin büyük arterleri ve venleri bu kompartımanda seyreder; ayrıca araknoid ile pia arasında uzanan trabeküler bağ dokusu yapıları bulunur. Bu anatomik düzen, araknoid materin nörovasküler yapıların çevresindeki mekanik organizasyon açısından da önemli olduğunu gösterir (Mortazavi et al., 2018).

Araknoid mater ile subaraknoid boşluk arasındaki ilişki

Araknoid materin iç yüzü ile pia mater arasında bulunan subaraknoid boşluk, BOS’un bulunduğu gerçek anatomik kompartımandır. Kafatası içindeki subaraknoid boşluk spinal kanal boyunca devam eder ve böylece beyin ile omuriliğin çevresinde kesintisiz bir BOS alanı oluşturur.

Bu boşluk içerisinde BOS’un yanı sıra serebral arterler, venler, bağ dokusu elemanları, araknoid trabeküller ve çeşitli hücresel yapılar bulunur. Dolayısıyla subaraknoid boşluk, yalnızca sıvının hareket ettiği basit bir boşluk değil, merkezi sinir sisteminin mekanik ve vasküler organizasyonunda önemli bir kompartımandır.

Araknoid trabeküller araknoid ile pia arasında uzanan kollajen açısından zengin sütun veya bant benzeri yapılardır. Bu yapıların beyni ve subaraknoid nörovasküler yapıları mekanik olarak desteklediği düşünülmektedir. Trabeküllerin BOS akışındaki kesin rolü ise mekanik destek işlevi kadar net değildir ve bu konu araştırılmaya devam etmektedir (Mortazavi et al., 2018).

Araknoid materin histolojik yapısı

Klasik histolojide araknoid mater, ince ve hücresel bir meningeal tabaka olarak tanımlanır. Güncel araştırmalar ise araknoidin hücresel açıdan daha karmaşık olduğunu göstermektedir.

Özellikle araknoidin dış bölümündeki araknoid bariyer hücreleri, birbirleriyle güçlü hücresel bağlantılar oluşturan epitelyal özellikli hücrelerdir. Bu hücreler arasında tight junction olarak adlandırılan sıkı bağlantılar, adherens junction bağlantıları ve üç hücrenin birleştiği tricellular junction yapıları bulunur.

Araknoid bariyer hücrelerinde claudin-11, E-cadherin/cadherin-1 ve Lsr/angulin-1 gibi bağlantı proteinleri gösterilmiştir. Bu moleküler organizasyon, araknoid bariyerin hücreler arası geçişi sınırlayan düşük geçirgenlikli bir yapı oluşturmasını sağlar (Betsholtz et al., 2024; Castro Dias et al., 2019).

Araknoidin daha iç kesimlerinde fibroblast benzeri hücreler ve ekstrasellüler matriks bulunur. Modern tek hücreli ve moleküler çalışmalar, meninkslerde birbirinden farklı fibroblast popülasyonlarının bulunduğunu göstermektedir. Dolayısıyla erişkin meninksler anatomik olarak üç tabakadan oluşsa da hücresel düzeyde homojen dokular değildir (Betsholtz et al., 2024).

Araknoid bariyer

Araknoid bariyer, araknoid materin en önemli fizyolojik özelliklerinden biridir. Bariyer, özellikle vasküler açıdan zengin dura ile BOS içeren subaraknoid kompartıman arasında seçici bir sınır oluşturur.

Araknoid bariyer hücrelerinin birbirleriyle oluşturduğu tight junction kompleksleri, moleküllerin hücreler arasındaki parasellüler yoldan kontrolsüz geçişini sınırlar. Bu nedenle araknoid bariyer, merkezi sinir sisteminin sıvı ortamının periferik meningeal kompartımanla doğrudan ve kontrolsüz biçimde karışmasını engelleyen bariyer sistemlerinden biridir (Castro Dias et al., 2019).

Burada önemli bir anatomik ve fizyolojik ayrım vardır. Araknoid bariyer ile kan-BOS bariyeri aynı yapı değildir. Kan-BOS bariyerinin başlıca bileşenlerinden biri koroid pleksus epitelidir. Araknoid bariyer ise meninksler düzeyinde, özellikle dura ile subaraknoid kompartıman arasındaki sınırda görev yapar.

Bu nedenle araknoid materin kan-BOS bariyerinin tamamını oluşturduğunu söylemek anatomik açıdan doğru değildir. Daha doğru yaklaşım, araknoidi merkezi sinir sistemi bariyerlerinin bir bileşeni olarak değerlendirmektir (Castro Dias et al., 2019).

Araknoid bariyerin moleküler özellikleri

Araknoid bariyer hücreleri arasındaki bağlantıların moleküler yapısı, bariyerin geçirgenlik özelliklerini belirleyen temel unsurlardan biridir.

Claudin-11, araknoid bariyerin tight junction organizasyonunda önemli proteinlerden biridir. E-cadherin hücre-hücre adezyonunda rol oynarken, tricellular junction bölgelerinde Lsr/angulin-1 gibi proteinler üç hücrenin birleştiği özel bağlantı bölgelerinin organizasyonuna katkıda bulunur.

Bu bağlantıların birlikte oluşturduğu yapı, araknoid bariyerin yalnızca anatomik bir yüzey değil, moleküler düzeyde organize edilmiş bir geçirgenlik bariyeri olduğunu göstermektedir (Betsholtz et al., 2024).

Deneysel gelişim çalışmaları da araknoid bariyerin fetal dönemde fonksiyon kazandığını ve bariyer oluşumunda Wnt/β-katenin sinyalinin baskılanmasının önemli olduğunu göstermiştir. Ancak bu bulguların önemli bir bölümü fare modellerinden elde edildiğinden, insan gelişimine doğrudan aynı biçimde aktarılmamalıdır (Formation and function of the meningeal arachnoid barrier…, 2023).

Subaraknoid trabeküller

Subaraknoid trabeküller, araknoid mater ile pia mater arasında uzanan ve büyük ölçüde kollajenle güçlendirilmiş bağ dokusu yapılarıdır.

Bu trabeküller beyni BOS içerisinde mekanik olarak destekleyen bir ağ oluşturur. Özellikle beyin yüzeyindeki nörovasküler yapıların stabilizasyonunda rol oynadıkları düşünülmektedir (Mortazavi et al., 2018).

Trabeküler yapıların morfolojisi her bölgede aynı değildir. Sütun, bant ve daha karmaşık ağ biçiminde düzenlenmiş yapılar tanımlanmıştır. Bu farklılıklar, subaraknoid boşluğun anatomik olarak homojen bir kompartıman olmadığını göstermektedir.

Trabeküllerin BOS hareketini doğrudan yönlendirdiği veya BOS dolaşımının temel motoru olduğu şeklindeki ifadeler ise mevcut kanıtların ötesine geçer. Bilinen temel işlevleri mekanik destek ve subaraknoid yapıların organizasyonudur.

Beyin-omurilik sıvısı ve araknoid mater

BOS, merkezi sinir sisteminin ventriküllerinde, spinal kanalda ve subaraknoid boşlukta bulunan berrak bir sıvıdır. BOS’un önemli bir bölümü koroid pleksuslarla ilişkilidir ve sıvı daha sonra ventriküler sistemden subaraknoid kompartımana ulaşır.

BOS’un fizyolojik işlevleri arasında beynin mekanik olarak desteklenmesi, merkezi sinir sistemi sıvı homeostazına katkı ve kimyasal çevrenin düzenlenmesi bulunur. BOS ayrıca beyin ile meningeal ve lenfatik drenaj sistemleri arasındaki madde taşınımında rol oynar (Proulx, 2021).

BOS’un “beynin atıklarını temizleyen sıvı” olarak tanımlanması tek başına yeterli değildir. Merkezi sinir sistemindeki madde değişimi; BOS, interstisyel sıvı, perivasküler yollar, glial süreçler ve meningeal lenfatik sistem arasındaki çok daha karmaşık ilişkiler üzerinden gerçekleşir. Bu nedenle BOS’un metabolik temizliği, tek bir anatomik yapı üzerinden açıklanamaz.

BOS’un üretimi ve dolaşımı

BOS üretiminde özellikle koroid pleksuslar önemlidir. Koroid pleksus epiteli, iyonların aktif taşınması ve buna eşlik eden su hareketi aracılığıyla BOS oluşumuna katkıda bulunur. BOS lateral ventriküllerden üçüncü ventriküle, ardından aqueductus mesencephali üzerinden dördüncü ventriküle ulaşır. Dördüncü ventrikül düzeyinden sonra subaraknoid boşluğa geçerek beyin ve omurilik çevresinde dolaşır.

Bu dolaşım sistemi, yalnızca basit bir “üretim ve emilim” mekanizmasından ibaret değildir. BOS hareketi ve uzaklaştırılması; ventriküler sistem, subaraknoid boşluk, araknoid granülasyonlar, perinöral yollar ve dural lenfatik sistem arasındaki ilişkilerle birlikte değerlendirilmelidir (Proulx, 2021).

Araknoid villuslar ve granülasyonlar

Araknoid materin dural venöz sinüslere doğru yaptığı küçük çıkıntılar araknoid villuslar, daha büyük ve makroskopik olarak belirgin oluşumlar ise araknoid granülasyonlar olarak adlandırılır.Klasik fizyolojik modelde bu yapıların BOS’un subaraknoid boşluktan dural venöz sinüslere geçişinde rol oynadığı kabul edilir. Ancak modern çalışmalar araknoid granülasyonların işlevinin bundan daha karmaşık olduğunu göstermektedir.

2025 tarihli güncel bir derlemede araknoid granülasyonların anatomisi, histolojisi ve görüntüleme özelliklerinin hâlâ tam olarak açıklığa kavuşmadığı; özellikle BOS taşınmasındaki kesin mekanizmanın belirsizliğini koruduğu vurgulanmıştır (Ko et al., 2025).Dolayısıyla araknoid granülasyonları “BOS’un tek emilim organı” şeklinde tanımlamak güncel bilimsel yaklaşımı yansıtmaz.

BOS drenajı ve meningeal lenfatikler

BOS’un uzaklaştırılması konusunda son yıllarda önemli bir değişim yaşanmıştır. Klasik araknoid villus modeline ek olarak perinöral yollar ve dural lenfatik damarlar BOS drenajının önemli bileşenleri olarak kabul edilmektedir.Dural lenfatik damarlar anatomik olarak dura mater ile ilişkilidir. Bu nedenle bunların doğrudan araknoid mater içerisinde bulunan lenfatik damarlar olduğu söylenmemelidir.

2025 yılında yayımlanan kapsamlı bir derleme, dural lenfatiklerin BOS drenajı, antijen taşınması ve bağışıklık hücrelerinin merkezi sinir sistemi ile periferik lenfatik sistem arasındaki geçişinde rol oynayabileceğini; ancak bu yolların işlevsel özelliklerinin ve göreli katkılarının hâlâ araştırıldığını bildirmiştir (McDonald et al., 2025).

Ayrıca deneysel hayvan çalışmalarında BOS’un meningeal lenfatikler üzerinden servikal lenf düğümlerine taşınabildiği gösterilmiştir. Ancak hayvan modellerinden elde edilen drenaj oranlarının doğrudan insan fizyolojisine aktarılması uygun değildir (Jin et al., 2025).

Araknoid granülasyonların klinik önemi

Araknoid granülasyonlar özellikle nörogörüntüleme açısından önemlidir. Dural venöz sinüslerin içerisinde veya çevresinde görülebilen granülasyonlar, bazı durumlarda venöz sinüs trombozu veya başka intraluminal patolojilerle karıştırılabilecek görüntüler oluşturabilir.

Granülasyonların boyutları ve morfolojileri değişkenlik gösterir. Güncel çalışmalar bunların statik yapılar olmadığını, intrakraniyal basınç ve BOS dinamiklerindeki değişikliklerle ilişkili olarak morfolojik değişiklikler gösterebileceğini düşündürmektedir (Ko et al., 2025).Bu nedenle özellikle atipik sinüs dolum defektlerinin değerlendirilmesinde araknoid granülasyonların ayırıcı tanıda bilinmesi önemlidir.

Dev araknoid granülasyonlar

Normalden belirgin derecede büyük araknoid granülasyonlar giant arachnoid granulations olarak tanımlanır.Mehta ve Mehta’nın 2023 tarihli sistematik literatür incelemesinde 169 kişide toplam 195 dev araknoid granülasyon bildirilmiştir. Olguların %84’ü dural venöz sinüslerle ilişkili intrasinüs tipte, %15’i ekstrasinüs ve %1’i karma tiptedir. Bildirilen boyutlar 0,4–6 cm arasında değişmiştir. Klinik bulgular arasında baş ağrısı, duyu değişiklikleri ve daha nadiren intrakraniyal hipertansiyon gibi durumlar bildirilmiştir (Mehta & Mehta, 2023).

Bununla birlikte dev araknoid granülasyonların büyük bölümü tek başına ağır nörolojik hastalık anlamına gelmez. Klinik önemleri, boyutları, yerleşimleri, venöz sinüslerle ilişkileri ve hastanın klinik bulguları birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Meningeal immünoloji

Meninksler yalnızca merkezi sinir sistemini mekanik olarak çevreleyen yapılar değildir. Güncel araştırmalar dura, araknoid ve pia materin bağışıklık sistemi ile merkezi sinir sistemi arasında aktif bir arayüz oluşturduğunu göstermektedir.Meningeal stromal hücreler, damarlar ve bağışıklık hücreleri arasındaki etkileşimler; enfeksiyon, inflamasyon, travma ve nöroimmünolojik hastalıklar açısından önem taşır.

Ancak meningeal immünolojiyi yalnızca araknoid mater üzerinden açıklamak doğru değildir. Bağışıklık hücrelerinin dağılımı ve işlevleri meningeal tabakalar arasında farklılık gösterir ve özellikle dura mater önemli bir immünolojik kompartımandır (Betsholtz et al., 2024; McDonald et al., 2025).

Araknoid mater ve serebral damarlar

Beynin büyük arterleri ve venleri subaraknoid boşluk içerisinde seyreder. Bu nedenle subaraknoid kompartımanda meydana gelen kanama veya inflamasyon doğrudan nörovasküler yapıları etkileyebilir.Bu anatomik ilişki özellikle subaraknoid kanamanın klinik önemini açıklar. İntrakraniyal bir arteriyel anevrizmanın rüptürüyle kan doğrudan subaraknoid boşluğa yayılabilir.Dolayısıyla subaraknoid boşluk hem BOS dolaşımının hem de serebral damarların geçtiği kritik bir anatomik kompartımandır.

Subaraknoid kanama

Subaraknoid kanama (SAK), kanın subaraknoid boşluğa girmesiyle oluşur. Spontan SAK’ın en önemli nedenlerinden biri intrakraniyal sakküler anevrizma rüptürüdür; travmatik SAK ise özellikle kafa travmalarında görülür.Anevrizmal SAK’ın tipik klinik belirtisi, genellikle ani başlayan ve çok kısa sürede maksimum şiddete ulaşan şiddetli baş ağrısıdır. Bulantı, kusma, ense sertliği, bilinç değişikliği, nöbet ve fokal nörolojik bulgular eşlik edebilir.

Anevrizmal SAK, yeniden kanama ve gecikmiş serebral iskemi başta olmak üzere ciddi komplikasyonlara yol açabilen nörolojik acildir. 2023 AHA/ASA kılavuzu, tanı ve tedavinin deneyimli nörovasküler ekiplerin bulunduğu merkezlerde yürütülmesini ve rüptüre anevrizmanın yeniden kanama riskini azaltmak amacıyla mümkün olan en kısa sürede, tercihen erken dönemde tedavi edilmesini önermektedir (Hoh et al., 2023).

Menenjit

Menenjit, meninkslerin inflamasyonudur. Enfeksiyöz menenjitin bakteriyel, viral, fungal ve daha nadir diğer nedenleri bulunur. Enfeksiyon dışı inflamatuvar süreçler de meningeal inflamasyona yol açabilir.Menenjitin klinik tablosu etiyolojiye ve hastanın yaşına göre değişebilmekle birlikte baş ağrısı, ateş, ense sertliği, bilinç değişikliği ve diğer nörolojik belirtiler görülebilir.

BOS incelemesi tanısal değerlendirmede temel araçlardan biridir. Hücre sayısı ve tipi, protein, glukoz, mikrobiyolojik testler ve klinik gerekliliğe göre moleküler incelemeler tanısal yaklaşımın parçalarını oluşturur (Richie & Josephson, 2015).Bakteriyel menenjit hızlı ilerleyebildiği için klinik şüphe oluştuğunda tanı ve tedavinin geciktirilmemesi gerekir (Chaudhuri et al., 2013).

Lomber ponksiyon

Lomber ponksiyon, spinal subaraknoid boşluktan BOS elde edilmesini sağlayan klinik bir işlemdir.Omurilik erişkinlerde çoğunlukla L1–L2 düzeyleri civarında sonlandığından, tanısal lomber ponksiyon genellikle daha aşağıdaki lomber aralıklardan gerçekleştirilir. İğne spinal kanaldaki subaraknoid boşluğa ilerletilir ve BOS alınır.Elde edilen BOS; hücre sayımı, protein, glukoz, mikrobiyolojik inceleme, moleküler testler ve gerekli durumlarda sitolojik veya diğer özel incelemeler için kullanılabilir.

İşlemin güvenli uygulanması doğru anatomik bilgi gerektirir. Özellikle spinal anatomik varyasyonlar, iğnenin ilerlediği dokular ve artmış intrakraniyal basınçla ilişkili herniasyon riski klinik değerlendirmede dikkate alınmalıdır (Boon et al., 2004).

Araknoid kistler

Araknoid kistler, araknoid mater ile ilişkili, BOS benzeri sıvı içeren kistik oluşumlardır. İntrakraniyal araknoid kistlerin önemli bölümü gelişimsel kökenli kabul edilir.Bununla birlikte araknoid kistlerin oluşumunu açıklayan tek ve kesin bir mekanizma yoktur. Bu nedenle bütün araknoid kistlerin araknoid tabakanın basit biçimde ikiye ayrılması veya katlanması sonucu oluştuğunu söylemek doğru değildir.

İntrakraniyal araknoid kistler sıklıkla başka nedenlerle yapılan BT veya MR incelemeleri sırasında tesadüfen saptanır. Carbone ve Sadasivan’ın derlemesinde intrakraniyal araknoid kistlerin prevalansı yaklaşık %1,4 olarak bildirilmiş ve olguların büyük bölümünün uzun dönemde benign seyir gösterdiği belirtilmiştir (Carbone & Sadasivan, 2021).Araknoid kistin klinik önemi yalnızca büyüklüğüne bağlı değildir. Yerleşim yeri, çevre beyin dokusuna bası, BOS dolaşımına etkisi ve hastanın semptomları birlikte değerlendirilir.

Semptomatik olgularda baş ağrısı, nöbet, hidrosefali, fokal nörolojik bulgular veya kistin anatomik konumuna bağlı başka belirtiler ortaya çıkabilir. Asemptomatik ve tipik kistlerde çoğu zaman konservatif yaklaşım yeterlidir; cerrahi karar semptom, görüntüleme bulguları ve BOS dinamikleri birlikte değerlendirilerek verilir (Carbone & Sadasivan, 2021).

Hidrosefali ve araknoid yapılar

Hidrosefali, BOS dolaşımı ve homeostazındaki bozukluklarla ilişkili ventriküler genişleme sendromudur.Obstrüktif hidrosefalide BOS’un ventriküler sistem içerisindeki akışı engellenebilir. Komünikan hidrosefalide ise ventriküler sistem ile subaraknoid boşluk arasındaki dolaşım açık olmakla birlikte BOS’un uzaklaştırılmasında veya dolaşımında bozukluk bulunabilir.

Araknoid granülasyonların BOS drenajındaki rolü nedeniyle bu yapılar hidrosefali araştırmalarında uzun süredir önem taşımaktadır. Bununla birlikte modern çalışmalar BOS drenajının yalnızca araknoid granülasyonlardan oluşmadığını göstermektedir. Dural lenfatikler ve perinöral yollar da bu sistemin parçalarıdır (Proulx, 2021; Ko et al., 2025).Dolayısıyla hidrosefaliyi yalnızca “araknoid granülasyonların çalışmaması” ile açıklamak güncel fizyolojik modeli karşılamaz.

Spinal araknoidit ve adeziv araknoidopati

Spinal araknoidit, araknoid ve çevresindeki meningeal yapılarda inflamatuvar ve fibrotik değişikliklerle karakterize nadir bir patolojik süreçtir.Kronik inflamasyon ve skarlaşma, spinal sinir köklerinin birbirine yapışmasına ve normal subaraknoid anatomisinin bozulmasına neden olabilir. Klinik tablo değişkendir ve kronik ağrı, duyusal belirtiler, motor bulgular veya mesane-bağırsak işlevlerinde bozukluk gibi nörolojik belirtiler görülebilir.

2024 yılında yayımlanan 510 olguluk sistematik inceleme, spinal adeziv araknoidopatinin kronik inflamatuvar bir süreç olduğunu ve klinik bulguların, nedenlerin, görüntüleme özelliklerinin ve tedavi sonuçlarının oldukça değişken olduğunu göstermiştir (Zhang et al., 2024).Bu nedenle araknoidit tanısı tek bir görüntüleme bulgusuna dayandırılmamalı; hastanın öyküsü, klinik muayenesi ve uygun spinal görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilmelidir.

Travma ve subaraknoid kompartıman

Kafa travması subaraknoid boşlukta kanamaya yol açabilir. Travmatik subaraknoid kanama, serebral damarların veya küçük yüzeyel damarların travma sonucunda hasarlanmasıyla gelişebilir.Travmatik meningeal patolojinin sonuçları yalnızca araknoid materle sınırlı değildir. Damarlar, BOS, pia, dura ve beyin dokusu farklı derecelerde etkilenebilir.Bu nedenle travma sonrası subaraknoid kanamayı yalnızca “araknoid zarın yırtılması” şeklinde açıklamak anatomik açıdan yetersizdir.

Araknoid materin gelişimi

Araknoid ve pia, merkezi sinir sistemi çevresindeki leptomeningeal yapıların gelişimi sırasında farklılaşır. Meninkslerin gelişimi merkezi sinir sistemi gelişimi, damar oluşumu ve meningeal bağ dokusu organizasyonuyla yakından ilişkilidir.Moleküler çalışmalar, meningeal fibroblastların gelişimsel olarak heterojen olduğunu ve erişkin meninkslerde farklı moleküler özelliklere sahip hücre gruplarının bulunduğunu göstermektedir (Betsholtz et al., 2024).

Araknoid bariyer hücrelerinin gelişimiyle ilgili deneysel çalışmalar ise bu hücrelerin fetal dönemde belirgin bariyer özellikleri kazandığını göstermektedir. Ancak bu mekanizmaların önemli bir bölümü deneysel hayvan modellerinden elde edildiğinden, insan embriyolojisine ilişkin kesin sonuçlar olarak yorumlanmamalıdır (Formation and function of the meningeal arachnoid barrier…, 2023).

Araknoid mater neden avasküler olarak tanımlanır?

Araknoid mater klasik anatomide avasküler kabul edilir. Bunun anlamı araknoid tabakanın kendisi içerisinde belirgin bir kan damarı ağının bulunmamasıdır.Bu ifade, subaraknoid boşluğun avasküler olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, beynin büyük arterleri ve venleri subaraknoid boşluk içerisinde seyreder.

Benzer şekilde dura mater vasküler açıdan zengindir ve meningeal damarlarla birlikte dural venöz sinüsleri içerir.Dolayısıyla “araknoid avaskülerdir” ifadesi yalnızca araknoid tabakanın damar organizasyonunu tanımlamak için kullanılmalıdır.

Araknoid mater ile pia mater arasındaki fark

Araknoid ve pia birlikte leptomeninksleri oluştursa da histolojik ve anatomik olarak aynı yapı değildir.Araknoid materin dış bölümündeki bariyer hücreleri, dura ile subaraknoid BOS kompartımanı arasında önemli bir geçirgenlik sınırı oluşturur. Pia mater ise merkezi sinir sistemi yüzeyini daha yakından izleyen meningeal tabakadır.

Araknoid ile pia arasındaki subaraknoid boşlukta BOS ve büyük nörovasküler yapılar bulunur.Bu nedenle anatomik olarak üç ayrı unsurun birbirinden ayrılması gerekir: araknoid mater, subaraknoid boşluk ve pia mater.Bu ayrım subaraknoid kanama, menenjit, BOS dolaşım bozuklukları ve nöroşirürjik girişimler açısından klinik önem taşır.

Araknoid materin nörolojik hastalıklardaki yeri

Araknoid mater ve ilişkili subaraknoid kompartıman birçok nörolojik hastalığın patofizyolojisinde yer alır.Subaraknoid kanamada kan doğrudan BOS kompartımanına yayılır. Menenjitte leptomeningeal ve BOS kompartımanları inflamatuvar süreçten etkilenir. Araknoid kistler araknoid ile ilişkili gelişimsel kistik oluşumlar olarak ortaya çıkar. Spinal araknoidit ise kronik inflamasyon ve fibrozisle karakterizedir.

BOS dolaşımındaki bozukluklarda ise araknoid granülasyonlar, subaraknoid boşluk, perinöral yollar ve dural lenfatik sistem birlikte değerlendirilmelidir.Bu hastalıkların her birinde araknoidin rolü farklıdır. Bu nedenle “araknoid hastalıkları” tek bir patofizyolojik mekanizma altında toplamak doğru değildir.

Araknoid materin modern tıptaki önemi

Modern nörobilim açısından araknoid mater; anatomik sınır, hücresel bariyer, BOS kompartımanı, nörovasküler çevre ve meningeal immün sistem arasında yer alan karmaşık bir yapıdır.2024 tarihli kapsamlı meningeal biyoloji derlemesi, dura, araknoid ve pia tabakalarının birbirinden farklı fibroblast popülasyonları ve hücresel özellikler taşıdığını; araknoid bariyer hücrelerinin tight junction ve tricellular junction sistemleriyle özel bir bariyer oluşturduğunu ortaya koymaktadır (Betsholtz et al., 2024).

BOS drenajı açısından da klasik model genişlemiştir. Araknoid villus ve granülasyonların rolü devam etmekle birlikte perinöral yollar ve özellikle dural lenfatik sistemin önemi giderek daha iyi anlaşılmaktadır (Proulx, 2021; McDonald et al., 2025).

Bununla birlikte meningeal lenfatiklerin insanlarda BOS drenajındaki kesin göreli katkısı, meningeal immün hücrelerin hastalıklar arasındaki işlevsel farklılıkları ve meningeal değişikliklerin nörodejeneratif hastalıklardaki nedensel rolü gibi konular hâlen araştırılmaktadır. Bu nedenle deneysel bulguların tümünü kesin insan patofizyolojisi olarak sunmak bilimsel açıdan uygun değildir.

Araknoid mater, merkezi sinir sistemini çevreleyen üç meningeal tabakanın ortasında bulunan ve pia mater ile birlikte leptomeninksleri oluşturan özelleşmiş bir dokudur.Anatomik olarak dura ile pia arasında yer alır; histolojik olarak ise yalnızca ince bir bağ dokusu tabakasından ibaret değildir. Araknoid bariyer hücreleri, tight junction ve tricellular junction kompleksleri, fibroblast benzeri hücreler ve ekstrasellüler matriks yapıları araknoidin karmaşık hücresel organizasyonunu oluşturur (Betsholtz et al., 2024; Castro Dias et al., 2019).

Araknoid ile pia arasındaki subaraknoid boşluk BOS’u ve serebral damarların önemli bölümünü içerir. Subaraknoid trabeküller bu kompartımanda mekanik destek sağlar ve beyin ile nörovasküler yapıların stabilizasyonuna katkıda bulunur (Mortazavi et al., 2018).

BOS’un klasik olarak araknoid villus ve granülasyonlarla ilişkili olduğu bilinmekle birlikte, güncel kanıtlar BOS drenajının çoklu anatomik yollar üzerinden gerçekleştiğini göstermektedir. Perinöral yollar ve özellikle dura içerisindeki lenfatik damarlar bu sistemin önemli bileşenleridir (Proulx, 2021; McDonald et al., 2025).

Klinik açıdan araknoid ve subaraknoid kompartıman; subaraknoid kanama, menenjit, araknoid kistler, spinal araknoidit ve BOS dolaşım bozuklukları bakımından önem taşır.

Sonuç olarak araknoid mater, merkezi sinir sisteminin yalnızca mekanik bir örtüsü değildir. Bariyer işlevi, subaraknoid kompartımanın organizasyonu, BOS homeostazı, nörovasküler anatomi ve meningeal immünoloji ile ilişkili aktif bir meningeal dokudur. Bununla birlikte BOS drenajının ayrıntıları ve meningeal yapıların nörolojik hastalıklardaki bazı rolleri halen araştırılmaktadır; bu nedenle güncel bilimsel yaklaşım, kanıt düzeyi farklı mekanizmaları birbirinden ayırmayı gerektirir.

Kaynaklar:

  1. Betsholtz, C., Engelhardt, B., Koh, G. Y., McDonald, D. M., Proulx, S. T., & Siegenthaler, J. A. (2024). Advances and controversies in meningeal biology. Nature Neuroscience, 27(11), 2056–2072. doi:10.1038/s41593-024-01701-8.
  2. Boon, J. M., Abrahams, P. H., Meiring, J. H., & Welch, T. (2004). Lumbar puncture: Anatomical review of a clinical skill. Clinical Anatomy, 17(7), 544–553. doi:10.1002/ca.10250.
  3. Carbone, J., & Sadasivan, A. P. (2021). Intracranial arachnoid cysts: Review of natural history and proposed treatment algorithm. Surgical Neurology International, 12, 621. doi:10.25259/SNI_946_2021.
  4. Castro Dias, M., Mapunda, J. A., Vladymyrov, M., & Engelhardt, B. (2019). Structure and junctional complexes of endothelial, epithelial and glial brain barriers. International Journal of Molecular Sciences, 20(21), 5372. doi:10.3390/ijms20215372.
  5. Hoh, B. L., Ko, N. U., Amin-Hanjani, S., Chou, S.-H. Y., Cruz-Flores, S., Dangayach, N. S., Derdeyn, C. P., Du, R., Hänggi, D., Hetts, S. W., Ifejika, N. L., Johnson, R., Keigher, K. M., Leslie-Mazwi, T. M., Lucke-Wold, B., Rabinstein, A. A., Robicsek, S. A., Stapleton, C. J., Suarez, J. I., Tjoumakaris, S. I., & Welch, B. G. (2023). 2023 guideline for the management of patients with aneurysmal subarachnoid hemorrhage: A guideline from the American Heart Association/American Stroke Association. Stroke, 54(7), e314–e370. doi:10.1161/STR.0000000000000436.
  6. Jin, H., Yoon, J.-H., Hong, S. P., Hwang, Y. S., Yang, M. J., Choi, J., Kang, H. J., Baek, S. E., Jin, C., Jung, J., Kim, H. J., Seo, J., Won, J., Lim, K. S., Jeon, C.-Y., Lee, Y., Davis, M. J., Park, H.-S., McDonald, D. M., & Koh, G. Y. (2025). Increased CSF drainage by non-invasive manipulation of cervical lymphatics. Nature, 643, 755–767. doi:10.1038/s41586-025-09052-5.
  7. Ko, A. W. K., Abdelmonem, A., & Taheri, M. R. (2025). Arachnoid granulations: Dynamic nature and review. Current Problems in Diagnostic Radiology, 54(2), 265–272. doi:10.1067/j.cpradiol.2024.12.006.
  8. McDonald, D. M., Alitalo, K., Betsholtz, C., Engelhardt, B., Proulx, S. T., Siegenthaler, J., & Koh, G. Y. (2025). Cerebrospinal fluid draining lymphatics in health and disease: Advances and controversies. Nature Cardiovascular Research, 4(9), 1047–1065. doi:10.1038/s44161-025-00705-2.
  9. Mehta, R. I., & Mehta, R. I. (2023). Giant arachnoid granulations: A systematic literature review. International Journal of Molecular Sciences, 24(16), 13014. doi:10.3390/ijms241613014.
  10. Mortazavi, M. M., Quadri, S. A., Khan, M. A., Gustin, A., Suriya, S. S., Hassanzadeh, T., Fahimdanesh, K. M., Adl, F. H., Fard, S. A., Taqi, M. A., Armstrong, I., Martin, B. A., & Tubbs, R. S. (2018). Subarachnoid trabeculae: A comprehensive review of their embryology, histology, morphology, and surgical significance. World Neurosurgery, 111, 279–290. doi:10.1016/j.wneu.2017.12.041.
  11. Proulx, S. T. (2021). Cerebrospinal fluid outflow: A review of the historical and contemporary evidence for arachnoid villi, perineural routes, and dural lymphatics. Cellular and Molecular Life Sciences, 78(6), 2429–2457. doi:10.1007/s00018-020-03706-5.
  12. Richie, M. B., & Josephson, S. A. (2015). A practical approach to meningitis and encephalitis. Seminars in Neurology, 35(6), 611–620. doi:10.1055/s-0035-1564686.
  13. Treggiari, M. M., Rabinstein, A. A., Busl, K. M., Caylor, M. M., Citerio, G., Deem, S., Diringer, M., Fox, E., Livesay, S., Sheth, K. N., Suarez, J. I., & Tjoumakaris, S. (2023). Guidelines for the neurocritical care management of aneurysmal subarachnoid hemorrhage. Neurocritical Care, 39(1), 1–28. doi:10.1007/s12028-023-01713-5.
  14. Wright, M. H., & Denney, L. C. (2003). A comprehensive review of spinal arachnoiditis. Orthopedic Nursing, 22(3), 215–219. doi:10.1097/00006416-200305000-00010.
  15. Zhang, W., et al. (2024). Spinal adhesive arachnoidopathy, the disorder more than simply adhesive arachnoiditis: A comprehensive systematic review of 510 cases. CNS Neuroscience & Therapeutics. doi:10.1111/cns.70084.

 

Sağlık Hattınız
Sağlık Hattınız
Articles: 1522