Araknoidosel ve Boş Sella: Anatomisi, Nedenleri, Klinik Bulguları, MRG Tanısı, Endokrin Değerlendirme ve Tedavisi

Araknoidosel ve Boş Sella: Anatomisi, Nedenleri, Klinik Bulguları, MRG Tanısı, Endokrin Değerlendirme ve Tedavisi

Araknoidosel (arachnoidocele), araknoid mater ve subaraknoid boşluğun, içindeki beyin-omurilik sıvısıyla (BOS) birlikte anatomik olarak komşu bir boşluğa doğru uzanmasını veya herniasyonunu tanımlayan bir terimdir. Sellar bölgede kullanıldığında bu kavram, subaraknoid aralığın sella tursika içine doğru herniasyonu ile ortaya çıkan anatomik durumu ifade eder. Bu herniasyonun en bilinen radyolojik sonucu boş sella (empty sella) görünümüdür.

Boş sella adlandırması ilk bakışta hipofiz bezinin tamamen ortadan kalktığı izlenimini verse de gerçekte durum böyle değildir. Sella tursika BOS ile kısmen veya büyük ölçüde dolar; hipofiz dokusu ise sellar tabana doğru basılarak yassılaşır ve çoğunlukla ince bir doku tabakası halinde korunur. Dolayısıyla “boş sella”, esas olarak hipofiz bezinin yokluğunu değil, hipofiz dokusunun BOS tarafından sıkıştırılmış ve yassılaşmış görünümünü ifade eden bir radyolojik terimdir.

Bu ayrım klinik açıdan önemlidir. Çünkü görüntülemede boş sella görülmesi ile boş sella sendromu (empty sella syndrome, ESS) aynı şey değildir. Boş sella yalnızca anatomik veya radyolojik bir bulgu olabilir ve tamamen tesadüfen saptanabilir. Boş sella ile birlikte hipofiz hormon bozukluğu, intrakraniyal basınç artışıyla ilişkili bulgular, görme sistemi etkilenmesi veya başka klinik belirtiler bulunduğunda ise boş sella sendromundan söz edilir. Güncel literatür, bu iki kavramın birbirinden ayrılmasını özellikle vurgulamaktadır.

Sellar araknoidoselin anatomik temeli

Sella tursika, sfenoid kemiğin gövdesinde bulunan ve hipofiz bezini barındıran kemik yapıdır. Hipofizin üst tarafında, sella tursikayı suprasellar subaraknoid alandan ayıran diaphragma sellae adı verilen dural yapı bulunur. Bu dural yapı, hipofiz sapının geçişine izin veren merkezi bir açıklığa sahiptir.

Sellar araknoidoselin gelişiminde bu açıklığın genişliği, diaphragma sellae’nin anatomik yapısı, sellar tabanın özellikleri ve subaraknoid alandaki BOS basıncı birlikte rol oynayabilir. Özellikle diaphragma sellae’nin anatomik olarak yetersiz veya geniş açıklıklı olması, subaraknoid alanın sella içine doğru uzanmasına uygun bir zemin oluşturabilir. Bununla birlikte primer boş sellanın yalnızca doğuştan bir diyafram defektiyle açıklanması günümüzde yeterli kabul edilmemektedir; BOS basıncındaki kronik veya aralıklı artışlar ile hipofiz hacmindeki fizyolojik değişikliklerin de sürece katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

Bu nedenle primer boş sella için tek bir neden yerine, anatomik yatkınlık ile BOS dinamiğinin birlikte etkili olduğu multifaktöriyel bir mekanizma söz konusudur.

Araknoidosel, boş sella ve boş sella sendromu arasındaki fark

Bu üç terim birbirinin yerine kullanılmamalıdır.

  • Araknoidosel, anatomik herniasyonun kendisini tanımlar. Sellar bölgede subaraknoid alanın sella tursikaya doğru uzanması bu terimin temel karşılığıdır.
  • Boş sella, bu anatomik değişikliğin nörogörüntülemedeki görünümüdür. Sella içerisine BOS girer ve hipofiz bezi basık hale gelir.
  • Boş sella sendromu ise radyolojik bulgunun klinik anlam kazandığı durumları ifade eder. Hipopituitarizm, hiperprolaktinemi, görme bozuklukları, papilödem, idiopatik intrakraniyal hipertansiyon veya nadiren spontan BOS rinore gibi bulgular bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bu nedenle bir MRG raporunda yalnızca “partial empty sella” veya “empty sella” yazması, hastada mutlaka bir endokrin hastalık veya nörolojik sendrom bulunduğu anlamına gelmez.

Primer ve sekonder boş sella

Boş sella klinik olarak temel olarak primer boş sella (PES) ve sekonder boş sella (SES) şeklinde sınıflandırılır.

Primer boş sella

Primer boş sella, daha önce sellar bölgeyi etkileyen bilinen bir hipofiz tümörü, hipofiz cerrahisi veya radyoterapi öyküsü bulunmadan gelişen sellar subaraknoid herniasyondur. Patogenezi tam olarak çözümlenmemiş olmakla birlikte diaphragma sellae anatomisi, BOS basıncı ve hipofiz hacmindeki değişiklikler önemli mekanizmalar arasında kabul edilmektedir.

Primer boş sella ile idiopatik intrakraniyal hipertansiyon (İİH) arasında özellikle dikkat çekici bir ilişki vardır. Kronik veya tekrarlayan intrakraniyal basınç yükselmesi, BOS’un sellar diyaframdan sella içine doğru basınç uygulamasını artırabilir. Bu mekanizma zaman içerisinde hipofizin yassılaşmasına ve boş sella görünümünün gelişmesine katkıda bulunabilir. Ancak boş sella, tek başına İİH tanısı koydurmaz.

Sekonder boş sella

Sekonder boş sella, daha önce hipofiz dokusunu etkileyen bir hastalık veya tedavi sonucunda gelişir. Hipofiz adenomu nedeniyle uygulanan cerrahi, radyoterapi veya bazı medikal tedaviler; hipofiz apopleksisi, spontan tümör nekrozu, Sheehan sendromu, travmatik beyin hasarı, hipofizit ve bazı enfeksiyöz veya inflamatuvar süreçler sekonder boş sella ile ilişkilendirilebilir.

Sekonder boş sellada temel mekanizma, primer boş selladaki gibi yalnızca subaraknoid alanın sella içine herniasyonu değildir. Önceden mevcut olan hipofiz dokusunun kaybı veya küçülmesi de sellar boşluğun BOS ile dolmasına neden olur. Bu nedenle sekonder boş sella saptanan bir hastada önceki hipofiz hastalığının öyküsü mutlaka araştırılmalıdır.

Kısmi ve tam boş sella

Radyolojik olarak boş sella kısmi (partial) veya tam (complete/total) olabilir.Kısmi boş sellada sella içerisindeki hipofiz dokusunun bir bölümü korunur ve BOS sellar kavitenin yalnızca bir kısmını doldurur. Tam boş sellada ise BOS sellar kavitenin çok daha büyük bölümünü doldurur ve hipofiz dokusu belirgin biçimde yassılaşır.

Bu ayrımın klinik önemi vardır, ancak görüntüleme derecesi ile hormon fonksiyonunun birebir aynı olduğu söylenemez. Örneğin 81 primer boş sella hastasını inceleyen bir çalışmada hipopituitarizm tam boş sellada kısmi boş sellaya göre belirgin biçimde daha sık bulunmuştur; buna karşın kısmi boş sella bulunan hastaların da bir bölümünde hipofiz hormon bozukluğu saptanmıştır.Bu nedenle “tam boş sella = kesin hipopituitarizm” veya “kısmi boş sella = kesinlikle normal hipofiz” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.

Boş sellanın görülme sıklığı

Boş sella, özellikle MRG’nin yaygınlaşmasıyla birlikte giderek daha sık saptanan bir görüntüleme bulgusudur. Ancak prevalans konusunda tek bir oran vermek doğru değildir. Kullanılan görüntüleme yöntemi, hasta popülasyonu, çalışmanın retrospektif veya prospektif olması ve boş sella tanımının nasıl yapıldığı sonuçları önemli ölçüde değiştirmektedir.

2024 yılında yayımlanan bir derleme, nörogörüntüleme çalışmalarında boş sella için yaklaşık %12, klinik serilerde ise %35’e kadar oranlar bildirildiğini belirtmektedir. Bu rakamlar toplumdaki gerçek prevalansın kesin ölçümü olarak değil, farklı hasta gruplarındaki saptanma sıklığının göstergeleri olarak değerlendirilmelidir.Bu nedenle boş sella, özellikle beyin MRG’si yapılan kişilerde nadir bir bulgu olarak kabul edilmemelidir.

Obezite, kadın cinsiyet, gebelik ve intrakraniyal basınç ilişkisi

Primer boş sella özellikle orta yaşlı kadınlarda ve obez bireylerde daha sık bildirilmektedir. Çoklu gebelik öyküsü de bazı serilerde daha yüksek oranda görülmüştür. Ancak bu özelliklerin her birinin doğrudan neden olduğu söylenemez.

Gebelik sırasında hipofiz bezinin fizyolojik olarak büyümesi ve doğum sonrasında hacim değişikliğine uğraması sellar anatomi üzerinde etkili olabilir. Obezite ise özellikle idiopatik intrakraniyal hipertansiyon ile olan güçlü ilişkisi nedeniyle önem taşır. Dolayısıyla obezite ile boş sella arasındaki ilişki, en azından bazı hastalarda doğrudan bir anatomik etkiden ziyade artmış intrakraniyal basınç mekanizması üzerinden açıklanabilir.

Burada önemli olan nokta, obez veya kadın bir hastada boş sella görülmesinin tek başına İİH anlamına gelmemesidir. İİH tanısı klinik ve nöro-oftalmolojik değerlendirme ile birlikte konulmalıdır.

Klinik belirtiler

Boş sella tamamen asemptomatik olabilir. Birçok kişi herhangi bir şikâyeti olmadığı halde başka bir nedenle gerçekleştirilen beyin MRG’sinde bu bulgunun bulunduğunu öğrenir.Semptomatik hastalarda ise belirtiler tek bir mekanizmaya bağlı değildir. Baş ağrısı, görme bozuklukları, hormonal düzensizlikler ve intrakraniyal basınç artışıyla ilişkili bulgular farklı kombinasyonlarda ortaya çıkabilir. Bu nedenle hastanın şikâyetlerini doğrudan MRG’deki boş sella görünümüne bağlamak doğru değildir.

Baş ağrısı

Baş ağrısı boş sella ile birlikte sık bildirilen yakınmalardan biridir. Ancak baş ağrısının toplumda çok yaygın olması nedeniyle, yalnızca baş ağrısı bulunması boş sellanın semptomatik olduğunu kanıtlamaz.Özellikle baş ağrısına görme bulanıklığı, geçici görme kayıpları, pulsatif tinnitus, diplopi veya papilödem eşlik ediyorsa intrakraniyal hipertansiyon araştırılmalıdır. İİH’de baş ağrısı genellikle hastalığın en önemli semptomlarından biridir, ancak baş ağrısının fenotipi tek başına tanısal değildir.

Görme bozuklukları ve optik kiazma etkilenmesi

Boş sella ile ilişkili görsel bozukluklar daha çok optik sinir veya optik kiazmanın aşağı doğru yer değiştirmesi ya da sella içine doğru herniasyonu ile ilişkilidir.Görme alanında kayıp, görme keskinliğinde azalma veya optik disk bulguları bulunan hastalarda nöro-oftalmolojik değerlendirme gerekir. Özellikle bitemporal görme alanı kaybı, optik kiazma etkilenmesi açısından önemlidir.

Bununla birlikte MRG’de optik kiazmanın aşağı doğru yer değiştirmiş olması tek başına cerrahi endikasyon değildir. Görme alanı ve görme fonksiyonundaki gerçek değişiklikler ile radyolojik bulgunun birbiriyle uyumlu olması gerekir. Seçilmiş hastalarda kiazmapeksi (chiasmapexy) uygulanabilir; ancak bu nadir bir cerrahi yaklaşımdır ve rutin boş sella tedavisi değildir. Sistematik bir derleme, görme bozukluğuyla ilişkili seçilmiş olgularda farklı kiazmapeksi tekniklerinin kullanıldığını, ancak kanıtların ağırlıklı olarak küçük seri ve olgu deneyimlerinden oluştuğunu göstermektedir.

Hipofiz hormon bozuklukları

Boş sella bulunan hastalarda klinik açıdan en önemli değerlendirmelerden biri hipofiz fonksiyonlarının araştırılmasıdır. Hipofiz dokusunun bası altında kalması her zaman fonksiyon kaybına yol açmaz; ancak bazı hastalarda bir veya birden fazla hipofiz ekseninde yetersizlik gelişebilir.

Etkilenebilecek başlıca eksenler kortikotrop, tirotrop, gonadotrop ve somatotrop eksenlerdir. Prolaktin düzeyinde hafif yükselme de görülebilir. Adrenokortikotropin (ACTH)-kortizol eksenindeki bozukluk özellikle önemlidir; çünkü adrenal yetmezlik ciddi ve yaşamı tehdit eden bir durum olabilir.

2022 yılında yayımlanan çok merkezli bir çalışmada primer boş sella hastalarının yaklaşık %40’ında hipopituitarizm bildirilmiştir. Ancak çalışmanın hasta seçimi klinik endokrinoloji merkezlerinden yapıldığı için bu oran genel toplumdaki tesadüfi boş sella bulgularına doğrudan uygulanmamalıdır.

Daha yeni ve beş yıllık izlem içeren 2025 tarihli bir çalışmada ise 97 primer ve 22 sekonder boş sella hastası değerlendirilmiş; başlangıçta primer boş sella grubunun %34’ünde, sekonder boş sella grubunun %63,6’sında izole veya toplam hipofiz yetmezliği saptanmıştır. Bununla birlikte başlangıçta hipofiz fonksiyonu normal olan hastalarda beş yıllık takip sırasında yeni hipofiz yetmezliği gelişimi yalnızca iki hastada görülmüştür. Bu bulgu, başlangıç değerlendirmesinin önemli, fakat başlangıçta tamamen normal olan hastalarda otomatik ve sınırsız aralıklarla hormon testi yapılmasının her zaman gerekli olmayabileceğini düşündürmektedir.

Endokrinolojik değerlendirme

Boş sella saptanan bir hastada başlangıçta hipofiz fonksiyonlarının değerlendirilmesi güncel literatür tarafından desteklenmektedir. 2024 tarihli kapsamlı derleme; somatotrop, laktotrop, gonadotrop, kortikotrop ve tirotrop eksenlerin klinik duruma göre değerlendirilmesini önermektedir.

Başlangıç değerlendirmesinde genellikle sabah kortizolü, TSH ve serbest T4, prolaktin, IGF-1 ve gonadal ekseni değerlendiren hormonlar ele alınır. Kadınlarda adet düzeni ve menopoz durumu, erkeklerde testosteron düzeyi ve klinik bulgular laboratuvar sonuçlarının yorumlanmasında önemlidir.

Düşük veya sınırda kortizol değerleri ile klinik adrenal yetmezlik şüphesi bulunan hastalarda dinamik adrenal testler gerekebilir. Benzer şekilde büyüme hormonu eksikliği şüphesi yalnızca tek bir GH ölçümüyle değerlendirilemez; IGF-1 ve uygun olduğunda dinamik testler kullanılır.

Hipofiz hormonları yaş, cinsiyet, gebelik, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden hastalıklar dikkate alınarak yorumlanmalıdır. Özellikle santral hipotiroidide TSH’nin tek başına normal olması hipofiz fonksiyonunun normal olduğunu göstermeyebilir; serbest T4 ile birlikte değerlendirme gerekir.2025 Pituitary Society konsensusu da insidental sellar bulguların değerlendirilmesinde klinik bağlama göre endokrinolojik değerlendirme, görme değerlendirmesi ve gerektiğinde nöroşirürjik görüş alınmasını önermektedir.

İdiopatik intrakraniyal hipertansiyon ile ilişki

Boş sella ile idiopatik intrakraniyal hipertansiyon arasındaki ilişki klinik açıdan özellikle önemlidir. Boş sella, İİH’de görülebilen görüntüleme bulgularından biridir ve artmış BOS basıncının sellar yapılar üzerindeki etkisini yansıtabilir.

Ancak boş sella İİH için özgül bir bulgu değildir. İİH tanısında klinik tablo, nöro-oftalmolojik muayene, beyin görüntüleme ve venöz sistemin değerlendirilmesi ve uygun hastalarda lomber ponksiyon ile BOS açılış basıncının ölçülmesi birlikte değerlendirilir. MRG’de boş sella bulunması bu tanısal sürecin yerine geçmez.

İİH açısından araştırılan MRG bulguları arasında boş sella dışında posterior glob düzleşmesi, optik sinirlerde tortuozite, optik sinir kılıfında BOS mesafesinin genişlemesi ve transvers venöz sinüs stenozu bulunabilir. Bu bulguların bir arada bulunması intrakraniyal basınç artışı şüphesini güçlendirebilir, ancak hiçbir görüntüleme bulgusu tek başına İİH tanısını kesinleştirmez.

MRG bulguları

Boş sella değerlendirmesinde manyetik rezonans görüntüleme temel ve tercih edilen görüntüleme yöntemidir. MRG’de sella tursika içerisindeki BOS, normal BOS ile uyumlu sinyal özellikleri gösterir ve hipofiz bezi sellar taban boyunca yassılaşmış şekilde izlenir. Hipofiz sapının aşağı doğru uzanması da karakteristik bulgulardan biri olabilir.

T1 ağırlıklı görüntülerde BOS düşük sinyalli, T2 ağırlıklı görüntülerde yüksek sinyalli görünür. FLAIR sekanslarında BOS baskılanması da anatomik ilişkinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Bununla birlikte “boş sella” tanısı yalnızca BOS sinyalinin görülmesine dayanmaz. Sellar ve parasellar anatomik yapıların multiplanar değerlendirilmesi, hipofiz dokusunun kalınlığı ve konumu, hipofiz sapı, optik kiazma ve suprasellar yapıların ilişkisi birlikte incelenmelidir.

Kontrastlı hipofiz MRG’si özellikle ayırıcı tanıda önem kazanır. Daha önce hipofiz tümörü bulunan, ameliyat veya radyoterapi geçirmiş ya da sellar bölgede başka bir patoloji şüphesi bulunan hastalarda eski görüntülerle karşılaştırma yapılması da değerlidir.

BT’nin rolü

Bilgisayarlı tomografi, hipofiz yumuşak dokusunun değerlendirilmesinde MRG’nin yerini tutmaz. Buna karşın sellar taban, sfenoid sinüs ve kafa tabanı kemik yapılarının değerlendirilmesinde önemli tamamlayıcı bilgiler sağlayabilir.Özellikle BOS rinore şüphesinde kemik defektinin lokalizasyonu ve sfenoid sinüs ile sellar taban arasındaki anatomik ilişkinin değerlendirilmesi açısından yüksek çözünürlüklü BT yararlı olabilir.

BOS rinore

Boş sellanın nadir fakat önemli komplikasyonlarından biri spontan BOS rinoredir. Sellar tabanın veya komşu kafa tabanı yapılarının incelmesi ya da kemik defekti gelişmesi sonucunda subaraknoid alan ile sfenoid sinüs arasında bağlantı oluşabilir ve BOS burun boşluğuna ulaşabilir.Tipik olarak berrak, sulu ve bazen tek taraflı burun akıntısı şeklinde ortaya çıkabilir. Bu durum özellikle kronik rinit veya alerji ile karıştırılabileceğinden dikkatli değerlendirme gerekir.

Spontan BOS kaçakları ile boş sella arasında klinik ilişki uzun zamandır bilinmektedir. Ayrıca bu hastaların bir bölümünde altta yatan intrakraniyal basınç bozukluğu bulunabilir. Bu nedenle yalnızca fistülün kapatılması değil, eşlik eden BOS basıncı bozukluğunun da değerlendirilmesi önemlidir.

Doğrulanmış BOS rinore, tekrarlayan menenjit riski nedeniyle basit bir radyolojik bulgu olarak izlenmemelidir. Kaçağın yeri ve anatomik özelliklerine göre endoskopik endonazal veya diğer kafa tabanı onarım teknikleri uygulanabilir. Bu hastalarda nöroşirürji ve kulak burun boğaz ekiplerinin birlikte çalışması çoğu zaman gereklidir.

Ayırıcı tanı

Sellar bölgede BOS içeren her yapı boş sella değildir. İntrasellar araknoid kist, Rathke yarığı kisti, hipofiz adenomu, kraniofarenjiyom, hipofizit, apopleksi sonrası değişiklikler ve cerrahi sonrası sellar değişiklikler ayırıcı tanıda dikkate alınabilir.

Özellikle intrasellar araknoid kist ile araknoidosel/boş sella ayrımı önemlidir. Araknoid kist, araknoid membranla ilişkili ayrı bir kistik lezyondur; boş sella ise subaraknoid alanın sella içerisine herniasyonu ve hipofiz bezinin buna bağlı yassılaşmasıyla karakterizedir. Bu iki durum görüntülemede benzer özellikler gösterebilse de anatomik ilişkileri aynı değildir. Pituitary Society’nin 2025 konsensusu da sellar kistik lezyonlar ile boş sella arasındaki ayrımın klinik yönetim açısından önem taşıdığını vurgulamaktadır.

Sekonder boş sella olasılığını değerlendirmek için hastanın eski MRG’leri özellikle önemlidir. Daha önce büyük bir hipofiz adenomu bulunmuşsa ve sonrasında tümör küçülmüşse ortaya çıkan boş sella primer olarak değerlendirilmemelidir.

Tedavi

Boş sella için, sırf görüntüleme bulgusunu ortadan kaldırmak amacıyla uygulanan standart bir tedavi yoktur. Asemptomatik ve hipofiz fonksiyonları normal olan hastalarda cerrahi tedavi gerekmez.Tedavi, boş sellanın kendisinden ziyade ortaya çıkan klinik probleme yöneliktir. Hipofiz hormon eksikliği varsa uygun hormon replasmanı yapılır. İİH varsa tedavi intrakraniyal basınç bozukluğuna yöneltilir. Görme tehdidi veya doğrulanmış BOS kaçağı gibi komplikasyonlar varsa nöroşirürjik veya kafa tabanı cerrahisi gündeme gelebilir.

Hormon replasmanı

Hormon replasmanı, yalnızca gerçekten saptanmış eksikliklere yönelik olarak yapılmalıdır. Kortizol eksikliği glukokortikoid replasmanı, santral hipotiroidi levotiroksin tedavisi ve hipogonadizm uygun hastalarda cinsiyet hormonu replasmanı ile tedavi edilebilir.Burada önemli bir klinik ayrıntı vardır: santral adrenal yetmezlik şüphesi bulunan bir hastada tiroid hormon tedavisine başlamadan önce adrenal eksen değerlendirilmelidir. Çünkü tanınmamış kortizol eksikliği bulunan bir hastada yalnızca tiroid hormonunun başlanması klinik durumu kötüleştirebilir.Büyüme hormonu eksikliği ise rutin olarak yalnızca MRG bulgusuna dayanılarak tedavi edilmez; uygun klinik ve biyokimyasal değerlendirme gerekir.

Cerrahi tedavi

Cerrahi tedavi boş sella için istisnai bir yaklaşımdır. Başlıca cerrahi durumlar doğrulanmış ve klinik olarak anlamlı BOS rinore, intrakraniyal hipertansiyonla ilişkili ciddi komplikasyonlar ve seçilmiş hastalarda boş sella ile ilişkili ilerleyici görme bozukluklarıdır.Görme bozukluğu ile optik kiazmanın aşağı doğru herniasyonu arasında güçlü anatomik ilişki bulunan seçilmiş hastalarda kiazmapeksi uygulanabilir. Ancak bu operasyonun kanıt düzeyi sınırlıdır ve hasta seçimi son derece önemlidir. Sistematik derlemelerde tedavinin bireyselleştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

BOS rinorede ise cerrahi yaklaşımın amacı fistülün kapatılmasıdır. Spontan BOS kaçağında altta yatan intrakraniyal basınç artışı da araştırılmalıdır; aksi halde yalnızca kaçağın kapatılması uzun dönem yönetimin tamamını oluşturmaz.

İzlem

Boş sella bulunan bütün hastalar için “her yıl mutlaka MRG” şeklinde evrensel bir izlem kuralı bulunmamaktadır. İzlem kararı klinik durum, hormonal değerlendirme, görme bulguları, primer veya sekonder oluş, eşlik eden İİH şüphesi ve başlangıç görüntüleme özelliklerine göre bireyselleştirilmelidir.

2025 yılında yayımlanan uzunlamasına çalışmada, başlangıçta hipofiz fonksiyonu normal olan hastalarda beş yıl içerisinde yeni hipopituitarizm gelişmesinin nadir olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle başlangıçta ayrıntılı değerlendirme yapılması önem taşırken, normal bulunan bütün hastalara otomatik olarak sık aralıklı hormon testleri uygulanmasının gerekli olmadığı yönünde giderek güçlenen veriler bulunmaktadır.

Bununla birlikte yeni başlayan halsizlik, açıklanamayan hiponatremi, adet düzensizliği, libido kaybı, görme değişikliği, yeni veya kötüleşen baş ağrısı, pulsatif tinnitus, diplopi veya berrak burun akıntısı gibi bulgular gelişirse yeniden değerlendirme gerekir.

Ne zaman endokrinoloji, nöroloji, nöro-oftalmoloji veya nöroşirürji değerlendirmesi gerekir?

Tesadüfen saptanan boş sella, özellikle ilk kez tanımlanıyorsa, endokrinolojik değerlendirme açısından dikkate alınmalıdır. Hormon eksikliği bulunması endokrinoloji takibini gerekli kılar.

Papilödem, görme alanı kaybı, optik sinir/kiazma etkilenmesi veya İİH şüphesi varsa nöro-oftalmolojik değerlendirme önemlidir. İİH düşünülen hastalarda nöroloji ve gerektiğinde nöroşirürji değerlendirmesi gerekir.

BOS rinore, ilerleyici görme kaybı, belirgin optik kiazma herniasyonu veya diğer yapısal komplikasyonlar söz konusu olduğunda nöroşirürji ve gerektiğinde kafa tabanı konusunda deneyimli kulak burun boğaz ekibi sürece dahil edilmelidir. 2025 Pituitary Society konsensusu, sellar/parasellar insidental bulgularda değerlendirme ve tedavinin klinik bağlama göre multidisipliner biçimde bireyselleştirilmesini özellikle vurgulamaktadır.

Araknoidosel ve boş sella, birbirinden tamamen ayrı iki kavram değildir; ancak eşanlamlı da değildir. Sellar araknoidosel, subaraknoid alanın sella tursika içine herniasyonunu tanımlayan anatomik mekanizmadır. Bunun görüntüleme sonucu çoğunlukla boş sella şeklinde ortaya çıkar.

Boş sella ise tek başına bir hastalık değildir. Çok sayıda kişi herhangi bir endokrin veya nörolojik bozukluk olmaksızın bu radyolojik görünüme sahip olabilir. Buna karşılık klinik serilerde hipofiz hormon bozukluklarının önemli oranlarda bildirildiği de unutulmamalıdır. Bu nedenle “boş sella tamamen önemsizdir” yaklaşımı da “boş sella mutlaka hipofiz yetmezliği yapar” yaklaşımı da bilimsel olarak doğru değildir. Güncel veriler, başlangıçta hipofiz fonksiyonlarının değerlendirilmesini; daha sonraki izlemin ise başlangıç sonuçları ve klinik tabloya göre bireyselleştirilmesini desteklemektedir.

Özellikle primer boş sella ile idiopatik intrakraniyal hipertansiyon arasındaki ilişki, hastanın yalnızca hipofiz hormonları açısından değil, görme sistemi ve intrakraniyal basınç açısından da değerlendirilmesini gerekli kılabilir. Buna karşılık boş sella görüntüsünün tek başına İİH tanısı koydurmadığı unutulmamalıdır.

Klinik açıdan en önemli yaklaşım, radyolojik bulguyu hastanın öyküsü, endokrinolojik durumu, görme fonksiyonları ve gerekirse BOS basıncıyla birlikte değerlendirmektir. Cerrahi ise yalnızca belirli komplikasyonların bulunduğu seçilmiş hastalara ayrılmalıdır.

Kaynakça

  1. Barkatullah, A. F., Leishangthem, L., & Moss, H. E. (2021). MRI findings as markers of idiopathic intracranial hypertension. Current Opinion in Neurology, 34(1), 75–83. doi:10.1097/WCO.0000000000000885.
  2. Barzaghi, L. R., Donofrio, C. A., Panni, P., Losa, M., & Mortini, P. (2018). Treatment of empty sella associated with visual impairment: A systematic review of chiasmapexy techniques. Pituitary, 21(1), 98–106. doi:10.1007/s11102-017-0842-6.
  3. Carosi, G., Brunetti, A., Mangone, A., Baldelli, R., Tresoldi, A., Del Sindaco, G., Lavezzi, E., Sala, E., Mungari, R., Fatti, L. M., Galazzi, E., Ferrante, E., Indirli, R., Biamonte, E., Arosio, M., Cozzi, R., Lania, A., Mazziotti, G., & Mantovani, G. (2022). A multicenter cohort study in patients with primary empty sella: Hormonal and neuroradiological features over a long follow-up. Frontiers in Endocrinology, 13, 925378. doi:10.3389/fendo.2022.925378.
  4. Chiloiro, S., Giampietro, A., Bianchi, A., Tartaglione, T., Capobianco, A., Anile, C., & De Marinis, L. (2017). Diagnosis of endocrine disease: Primary empty sella: A comprehensive review. European Journal of Endocrinology, 177(6), R275–R285. doi:10.1530/EJE-17-0505.
  5. Chiloiro, S., Giampietro, A., Bianchi, A., & De Marinis, L. (2021). Empty sella syndrome: Multiple endocrine disorders. Handbook of Clinical Neurology, 181, 29–40. doi:10.1016/B978-0-12-820683-6.00003-8.
  6. De Marinis, L., Bonadonna, S., Bianchi, A., Maira, G., & Giustina, A. (2005). Primary empty sella. The Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism, 90(9), 5471–5477. doi:10.1210/jc.2005-0288.
  7. Fleseriu, M., Gurnell, M., McCormack, A., Fukuoka, H., Glezer, A., Langlois, F., Schwartz, T. H., Greenman, Y., Agrawal, N., Akirov, A., Bancos, I., Capatina, C., Castinetti, F., Catalino, M., Christ-Crain, M., Das, L., Drincic, A., Freda, P. U., Gadelha, M. R., … Melmed, S. (2025). Pituitary incidentaloma: A Pituitary Society international consensus guideline statement. Nature Reviews Endocrinology, 21(10), 638–655. doi:10.1038/s41574-025-01134-8.
  8. García-Uria, J., Ley, L., Parajón, A., & Bravo, G. (1999). Spontaneous cerebrospinal fluid fistulae associated with empty sellae: Surgical treatment and long-term results. Neurosurgery, 45(4), 766–773. doi:10.1097/00006123-199910000-00005.
  9. Guitelman, M., Garcia Basavilbaso, N., Vitale, M., Chervin, A., Katz, D., Miragaya, K., Herrera, J., Cornalo, D., Servidio, M., Boero, L., Manavela, M., Danilowicz, K., Alfieri, A., Stalldecker, G., Glerean, M., Fainstein Day, P., Ballarino, C., Mallea Gil, M. S., & Rogozinski, A. (2013). Primary empty sella (PES): A review of 175 cases. Pituitary, 16(2), 270–274. doi:10.1007/s11102-012-0416-6.
  10. Lundholm, M. D., & Yogi-Morren, D. (2024). A comprehensive review of empty sella and empty sella syndrome. Endocrine Practice, 30(5), 497–502. doi:10.1016/j.eprac.2024.03.004.
  11. Mollan, S. P., Davies, B., Silver, N. C., Shaw, S., Mallucci, C. L., Wakerley, B. R., Krishnan, A., Chavda, S. V., Ramalingam, S., Edwards, J., Hemmings, K., Williamson, M., Burdon, M. A., Hassan-Smith, G., Digre, K., Liu, G. T., Jensen, R. H., & Sinclair, A. J. (2018). Idiopathic intracranial hypertension: Consensus guidelines on management. Journal of Neurology, Neurosurgery & Psychiatry, 89(10), 1088–1100. doi:10.1136/jnnp-2017-317440.
  12. Rice-Canetto, T. E., Carroll, P., Reier, L., & Siddiqi, J. (2024). Asymptomatic empty sella: A literature review and suggestions for evaluation in clinical practice. Cureus, 16(12), e75965. doi:10.7759/cureus.75965.
  13. Schlosser, R. J., & Bolger, W. E. (2003). Spontaneous nasal cerebrospinal fluid leaks and empty sella syndrome: A clinical association. American Journal of Rhinology, 17(2), 91–96.
  14. Sorrentino, F. P., Chiloiro, S., Giampietro, A., Bianchi, A., Pontecorvi, A., & De Marinis, L. (2024). Empty sella syndrome: An update. Pituitary, 28(1), 13. doi:10.1007/s11102-024-01475-z.
  15. Steckel, L., Gizewski, E. R., & Kaser, S. (2025). Pituitary function in patients with primary and secondary empty sella. Frontiers in Endocrinology, 16, 1632824. doi:10.3389/fendo.2025.1632824.
  16. Zuhur, S. S., Kuzu, İ., Öztürk, F. Y., Uysal, E., & Altuntaş, Y. (2014). Anterior pituitary hormone deficiency in subjects with total and partial primary empty sella: Do all cases need endocrinological evaluation? Turkish Neurosurgery, 24(3), 374–379. doi:10.5137/1019-5149.JTN.8671-13.0.

 

Sağlık Hattınız
Sağlık Hattınız
Articles: 1522