Acanthamoeba (Akantamoeba) Nedir? Kontak Lens Kullanıcılarının Bilmesi Gereken Ciddi Göz Enfeksiyonu
Doğada yaşayan mikroorganizmaların büyük bölümü insan sağlığı için zararsızdır ve ekosistemin doğal dengesinin bir parçasını oluşturur. Bununla birlikte bazı mikroorganizmalar, uygun koşullar oluştuğunda fırsatçı patojen hâline gelerek ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Acanthamoeba (Akantamoeba) da bu grupta yer alan, özellikle göz sağlığı açısından önem taşıyan serbest yaşayan bir amiptir. Son yıllarda kontak lens kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte Acanthamoeba keratiti vakalarının daha sık tanınması, bu mikroorganizmayı oftalmoloji ve klinik mikrobiyoloji alanında dikkat çeken etkenlerden biri hâline getirmiştir.
Amerikan Göz Hastalıkları Akademisi (American Academy of Ophthalmology, AAO), Acanthamoeba keratitini nadir görülmesine rağmen görmeyi tehdit edebilen kornea enfeksiyonları arasında değerlendirmektedir. Benzer şekilde ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), özellikle uygun olmayan kontak lens hijyeninin bu enfeksiyon için en önemli önlenebilir risk faktörü olduğunu vurgulamaktadır. Hastalık erken dönemde bakteriyel keratit veya herpes simpleks keratiti ile karışabildiği için tanının gecikmesi kalıcı kornea skarı, görme azalması ve bazı olgularda kornea nakli gereksinimiyle sonuçlanabilir.
Acanthamoeba Nedir?
Acanthamoeba, ökaryotik yapıya sahip, tek hücreli ve serbest yaşayan bir amip cinsidir. İnsan veya hayvan vücudunda yaşamını sürdürmek zorunda değildir; yaşam döngüsünü doğal çevrede tamamlayabilir. Bu nedenle “serbest yaşayan amip” olarak tanımlanır. Taksonomik olarak Amoebozoa şubesinde yer alan bu mikroorganizmanın çevrede çok sayıda türü bulunmasına rağmen insan enfeksiyonlarının büyük kısmından belirli genotipler sorumludur.
Klinik mikrobiyoloji çalışmalarında en sık izole edilen türler arasında Acanthamoeba castellanii, Acanthamoeba polyphaga, Acanthamoeba griffini ve Acanthamoeba culbertsoni yer alır. Bununla birlikte moleküler sınıflandırma yöntemleri, enfeksiyonların büyük bölümünün T4 genotipi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu bilgi, Clinical Microbiology Reviews ve son yıllarda yayımlanan moleküler epidemiyoloji çalışmalarında da doğrulanmıştır.
Acanthamoeba’nın en dikkat çekici biyolojik özelliği, yaşam döngüsü boyunca iki farklı form arasında geçiş yapabilmesidir. Bunlardan ilki trofozoit, ikincisi ise kist formudur.
Trofozoit, mikroorganizmanın aktif yaşam evresidir. Hareket eder, bakteriler ve organik maddelerle beslenir, uygun çevre koşullarında çoğalır ve insan dokularında enfeksiyon oluşturan temel formu temsil eder. Kornea yüzeyine ulaştığında epitel hücrelerine tutunabilir, salgıladığı proteazlar ve diğer hidrolitik enzimlerle hücreler arası bağlantıları bozabilir ve kornea stromasına doğru ilerleyebilir. Hastalık belirtilerinin büyük bölümü bu aktif doku invazyonu sırasında ortaya çıkar.
Çevresel koşulların olumsuz hâle gelmesiyle birlikte Acanthamoeba, metabolik aktivitesini büyük ölçüde azaltarak kist formuna dönüşebilir. Bu dönüşüm; besin azalması, kuruma, sıcaklık değişiklikleri veya bazı kimyasal maddelerle karşılaşılması gibi stres faktörleriyle tetiklenir. Çift duvarlı kist yapısı sayesinde mikroorganizma çevresel etkilere karşı oldukça dirençli hâle gelir.
CDC ve Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin yayımladığı bilgiler, standart içme suyu klorlama düzeylerinin Acanthamoeba kistlerini tamamen ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını göstermektedir. Bu nedenle musluk suyunun steril kabul edilmemesi ve kontak lenslerin musluk suyuyla temas ettirilmemesi özellikle vurgulanmaktadır.
Kist formunun yüksek direnci aynı zamanda tedaviyi de güçleştirir. Enfeksiyon sırasında aktif trofozoitler tedaviye yanıt verebilirken, kistlerin canlı kalabilmesi hastalığın tekrarlamasına neden olabilir. Bu nedenle Acanthamoeba keratitinde tedavi çoğu zaman haftalar hatta aylar boyunca devam eder.
Acanthamoeba Doğada Nerelerde Bulunur?
Acanthamoeba dünyanın hemen her bölgesinde bulunan çevresel bir mikroorganizmadır. Yapılan çevresel örnekleme çalışmaları, bu amibin doğal ve yapay su kaynaklarının yanı sıra toprakta ve çeşitli nemli yüzeylerde yaygın olarak bulunduğunu göstermektedir.
Musluk suyu, göller, nehirler, kaplıcalar, yüzme havuzları, sıcak su sistemleri, klima ve havalandırma üniteleri, kanalizasyon sistemleri, toprak ve hatta hastanelerde kullanılan bazı su sistemlerinde Acanthamoeba izole edilebilmektedir. Bu durum tek başına enfeksiyon gelişeceği anlamına gelmez. Sağlam kornea epiteli ve normal çalışan bağışıklık sistemi, çoğu zaman mikroorganizmanın hastalık oluşturmasını engeller.
Bununla birlikte kornea yüzeyinde mikroskobik hasar oluşması veya mikroorganizmanın doğrudan lens aracılığıyla göze taşınması enfeksiyon riskini belirgin şekilde artırabilir. Bu nedenle günümüzde Acanthamoeba enfeksiyonları en çok kontak lens kullanıcılarıyla ilişkilendirilmektedir.
Acanthamoeba İnsanlarda Nasıl Hastalık Oluşturur?
İnsan vücuduna ulaşan her Acanthamoeba hastalık oluşturmaz. Enfeksiyon gelişebilmesi için mikroorganizmanın uygun giriş kapısını bulması ve doğal savunma mekanizmalarını aşması gerekir.
En sık görülen hastalık Acanthamoeba keratiti olarak bilinen kornea enfeksiyonudur. Bunun dışında özellikle bağışıklık sistemi ileri derecede baskılanmış bireylerde granülomatöz amipli ensefalit (GAE), deri enfeksiyonları ve nadiren yaygın sistemik enfeksiyonlar gelişebilir. Ancak klinik uygulamada karşılaşılan olguların büyük çoğunluğunu keratit oluşturur.
Kornea normalde gözyaşı tabakası, epitel hücreleri ve lokal bağışıklık mekanizmaları sayesinde birçok mikroorganizmaya karşı güçlü bir bariyer oluşturur. Kontak lens kullanımı sırasında oluşabilen mikroskobik epitel hasarları ise bu koruyucu bariyerin bozulmasına neden olabilir.
AAO ve CDC’nin güncel değerlendirmelerine göre enfeksiyon gelişiminde en önemli risk faktörleri arasında lenslerin musluk suyuyla temizlenmesi, lens takılıyken duş alınması veya yüzülmesi, lens kabının uygun şekilde dezenfekte edilmemesi ve önerilen kullanım süresinin aşılması yer almaktadır.
Mikroorganizma kornea yüzeyine ulaştığında önce epitel hücrelerine bağlanır. Ardından salgıladığı proteolitik enzimler, fosfolipazlar ve diğer doku yıkıcı moleküller sayesinde epitel bütünlüğünü bozar. Daha sonra kornea stromasına ilerleyerek inflamatuvar yanıtı tetikler. Oluşan yoğun inflamasyon yalnızca mikroorganizmanın kendisinden değil, konağın bağışıklık yanıtından da kaynaklanır.
Acanthamoeba’nın en karakteristik özelliklerinden biri kornea sinirleri boyunca ilerleyebilmesidir. Bu nedenle hastalarda görülen ağrı çoğu zaman biyomikroskobik muayene bulgularından çok daha şiddetlidir. Oftalmoloji literatüründe “bulgularla orantısız şiddetli ağrı” Acanthamoeba keratitinin en dikkat çekici klinik ipuçlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Acanthamoeba Keratiti Belirtileri Nelerdir?
Acanthamoeba’nın neden olduğu kornea enfeksiyonu, hastalığın erken döneminde bakteriyel keratit, mantar keratiti veya herpes simpleks keratiti ile benzer belirtiler gösterebilir. Bu nedenle ilk başvuruda yanlış tanı alabilen olgular az değildir. Özellikle antiviral veya kortikosteroid tedavisine rağmen yakınmaları düzelmeyen hastalarda Acanthamoeba keratiti mutlaka akla getirilmelidir. Amerikan Göz Hastalıkları Akademisi ve Avrupa Kornea Derneği, özellikle kontak lens kullanan hastalarda bu ayırıcı tanının önemini vurgulamaktadır.
Hastalığın en dikkat çekici özelliği, korneadaki klinik bulgulara göre beklenenden çok daha şiddetli göz ağrısı oluşturmasıdır. Bunun nedeni, trofozoitlerin kornea sinirleri boyunca ilerleyerek sinir liflerinde inflamasyona neden olabilmesidir. Bu nedenle hasta şiddetli ağrı tarif ederken, erken dönemde yapılan biyomikroskobik muayenede sınırlı bulgular görülebilir.
Acanthamoeba keratitinde görülebilen başlıca belirtiler şunlardır:
- Şiddetli ve giderek artan göz ağrısı
- Gözde kızarıklık
- Yoğun sulanma
- Işığa karşı aşırı hassasiyet (fotofobi)
- Yabancı cisim batma hissi
- Bulanık görme
- Kontakt lens kullanımında rahatsızlık hissinin artması
- Göz kapağında istemsiz kasılma (blefarospazm)
Enfeksiyon ilerledikçe kornea stromasında daha belirgin inflamasyon gelişir. Bu dönemde kornea ödemi, epitel defektleri ve stromal infiltrasyon ortaya çıkabilir. Hastalığın ileri evrelerinde görülen halka şeklindeki stromal infiltrat (ring infiltrate), Acanthamoeba keratitinin klasik bulgularından biri olarak kabul edilse de her hastada görülmez ve genellikle hastalığın erken döneminde ortaya çıkmaz. Bu nedenle halka infiltratının bulunmaması tanıyı dışlamaz.
İlerlemiş olgularda kornea incelmesi, ülser gelişimi, skar oluşumu ve buna bağlı kalıcı görme kaybı meydana gelebilir. Tedavi edilmeyen ağır enfeksiyonlarda kornea perforasyonu gelişmesi nadir olmakla birlikte mümkündür.
Kimlerde Risk Daha Yüksektir?
Acanthamoeba enfeksiyonu teorik olarak herkeste görülebilir. Ancak epidemiyolojik çalışmalar, hastaların büyük çoğunluğunun kontak lens kullandığını göstermektedir. CDC verilerine göre Acanthamoeba keratiti gelişen hastaların önemli bir kısmında uygunsuz lens hijyeni öyküsü bulunmaktadır.
Riski artıran başlıca faktörler şunlardır:
- Kontak lenslerin musluk suyuyla yıkanması
- Lens kabının musluk suyuyla temizlenmesi
- Lenslerle duş alınması
- Lens takılıyken havuza, denize veya jakuziye girilmesi
- Lens solüsyonunun yeniden kullanılması veya üzerine yeni solüsyon eklenmesi (topping-off)
- Lens kabının uzun süre değiştirilmemesi
- Önerilen kullanım süresini aşan lens kullanımı
- Kornea yüzeyinde travma veya çizik bulunması
Özellikle musluk suyunun steril olmadığı unutulmamalıdır. Su arıtma sistemleri birçok mikroorganizmayı etkili şekilde uzaklaştırsa da Acanthamoeba’nın dirençli kist formu standart klorlama işlemlerinden tamamen etkilenmeyebilir. Bu nedenle CDC, kontak lenslerin hiçbir aşamada musluk suyuyla temas etmemesi gerektiğini açık şekilde belirtmektedir.
Kornea travmaları da enfeksiyon riskini artırabilir. Tarımsal faaliyetler sırasında göze toprak veya kirli su sıçraması, yabancı cisim yaralanmaları ve kornea epitel bütünlüğünü bozan diğer durumlar enfeksiyon gelişimini kolaylaştırabilir.
Bunun dışında bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde Acanthamoeba yalnızca gözü değil, deri, akciğer ve merkezi sinir sistemini de tutabilir. Organ nakli yapılan hastalar, hematolojik malignitesi bulunan kişiler, ileri evre HIV enfeksiyonu olan bireyler ve uzun süre immünsüpresif tedavi alan hastalar sistemik enfeksiyon açısından daha yüksek risk taşır.
Acanthamoeba Enfeksiyonu Nasıl Tanı Konur?
Acanthamoeba keratitinde erken tanı, görmenin korunmasında en önemli basamaklardan biridir. Ancak hastalık başlangıçta bakteriyel veya viral keratitlerle benzer bulgular gösterebildiğinden tanı gecikebilir.
Tanı süreci öncelikle ayrıntılı hasta öyküsüyle başlar. Kontak lens kullanımı, lens hijyen alışkanlıkları, yakın zamanda havuza veya denize girme öyküsü ve daha önce uygulanan tedavilere yanıt mutlaka sorgulanmalıdır.
Göz muayenesinde biyomikroskop (yarıklı lamba) ile kornea ayrıntılı olarak değerlendirilir. Epitel defektleri, perinöral infiltrasyonlar, stromal inflamasyon ve halka infiltratı gibi bulgular tanıya yardımcı olabilir.
Kesin tanı ise laboratuvar ve ileri görüntüleme yöntemleriyle desteklenir.
İn vivo konfokal mikroskopi, günümüzde Acanthamoeba keratitinin tanısında en değerli görüntüleme yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu yöntem sayesinde kornea dokusu canlı olarak yüksek büyütmeyle incelenebilir ve karakteristik çift duvarlı kist yapıları görülebilir. Avrupa Kornea Derneği ve birçok güncel oftalmoloji rehberi, deneyimli merkezlerde konfokal mikroskopinin tanıya önemli katkı sağladığını belirtmektedir.
Kornea kazıntısından alınan örneklerin özel besiyerlerinde kültüre edilmesi de tanıda kullanılabilir. En sık kullanılan yöntemlerden biri, Escherichia coli ile kaplanmış non-nutrient agar üzerinde Acanthamoeba’nın üretilmesidir. Ancak kültürün sonuçlanması birkaç gün sürebilir ve her zaman pozitif sonuç vermeyebilir.
Moleküler tanı yöntemleri son yıllarda giderek daha fazla kullanılmaktadır. Özellikle PCR temelli testler, düşük mikroorganizma yüküne sahip örneklerde bile Acanthamoeba DNA’sını saptayabilir ve kültüre göre daha hızlı sonuç verebilir. Güncel literatür, PCR’ın duyarlılığının yüksek olduğunu ancak klinik bulgularla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Acanthamoeba Keratiti Nasıl Tedavi Edilir?
Acanthamoeba keratiti, tedavisi en güç kornea enfeksiyonlarından biri olarak kabul edilir. Bunun temel nedeni, mikroorganizmanın çevresel koşullar kötüleştiğinde kist formuna dönüşebilmesi ve bu formun birçok antimikrobiyal ajana karşı belirgin direnç göstermesidir. Bu nedenle tedavinin amacı yalnızca aktif trofozoitleri ortadan kaldırmak değil, aynı zamanda kistlerin yeniden aktifleşmesini de önlemektir.
Amerikan Göz Hastalıkları Akademisi (AAO), Royal College of Ophthalmologists ve son yıllarda yayımlanan uluslararası kornea rehberleri, tedavinin mümkün olduğunca erken başlanmasının görme prognozunu belirleyen en önemli faktörlerden biri olduğunu vurgulamaktadır.
Medikal Tedavi
Acanthamoeba enfeksiyonlarında standart antibiyotikler tek başına etkili değildir. Çünkü hastalığın etkeni bakteri değil, protozoon grubunda yer alan bir amiptir.
Günümüzde ilk tercih edilen tedavi, topikal biguanid grubu antiseptikler ile diamidin grubu ilaçların birlikte kullanılmasıdır. Bu kombinasyon hem trofozoitlere hem de kist formuna karşı en yüksek etkinliği sağlayan yaklaşım olarak kabul edilmektedir.
En sık kullanılan ilaçlar şunlardır:
- Poliheksametilen biguanid (PHMB %0,02)
- Klorheksidin (%0,02)
- Propamidin izetiyonat
- Hekzamidin
Bu ilaçlar başlangıçta oldukça sık aralıklarla uygulanır. Ağır olgularda ilk 48–72 saat boyunca gece saatleri de dahil olmak üzere her saat damlatılması gerekebilir. Klinik düzelme sağlandıkça uygulama sıklığı kademeli olarak azaltılır.
Tedavi süresi bakteriyel keratitten belirgin şekilde uzundur. Güncel çalışmaların büyük bölümü, başarılı tedavinin genellikle 3 ila 6 ay sürdüğünü, bazı dirençli olgularda ise daha uzun süre ilaç kullanımının gerekebileceğini göstermektedir.
Kortikosteroid Kullanımı
Kortizon içeren göz damlalarının kullanımı Acanthamoeba keratitinde en tartışmalı konulardan biridir.
Kortikosteroidler inflamasyonu azaltabilse de erken dönemde kontrolsüz kullanıldığında trofozoit çoğalmasını kolaylaştırabilir ve enfeksiyonun ilerlemesine neden olabilir. Bu nedenle uluslararası rehberler, kortikosteroid tedavisinin ancak etkili antiamip tedavisi başlandıktan ve enfeksiyon kontrol altına alınmaya başladıktan sonra, deneyimli göz hastalıkları uzmanlarının değerlendirmesiyle kullanılmasını önermektedir.
Tanı konulmadan önce yanlışlıkla başlanan steroid tedavisinin ise hastalığın ilerlemesine ve tanının gecikmesine katkıda bulunabileceği bilinmektedir.
Cerrahi Tedavi Gerektiren Durumlar
Her hasta cerrahi tedaviye ihtiyaç duymaz. Erken tanı alan birçok olguda yalnızca medikal tedavi yeterli olabilir.
Ancak aşağıdaki durumlarda cerrahi girişim gündeme gelebilir:
- İlaç tedavisine rağmen ilerleyen enfeksiyon
- Kornea perforasyonu gelişmesi
- Perforasyon riski oluşturacak düzeyde kornea incelmesi
- Yoğun kornea skarı nedeniyle kalıcı görme kaybı
- Tedaviye rağmen uzun süre devam eden aktif enfeksiyon
Bu hastalarda en sık uygulanan cerrahi yöntem **keratoplasti (kornea nakli)**dir.
Kornea naklinin amacı yalnızca görmeyi artırmak değildir. Bazı hastalarda enfekte dokunun tamamen çıkarılması da cerrahinin önemli hedeflerinden biridir. Bununla birlikte aktif enfeksiyon devam ederken yapılan cerrahilerde nüks riski daha yüksek olabileceğinden, mümkün olduğunca enfeksiyonun kontrol altına alınması beklenir.
Acanthamoeba Keratitinden Korunmak Mümkün mü?
Acanthamoeba keratiti büyük ölçüde önlenebilir bir enfeksiyondur. Günümüzde bildirilen olguların önemli bir kısmının uygunsuz kontak lens kullanımıyla ilişkili olması, korunma önlemlerinin tedaviden çok daha etkili olduğunu göstermektedir.
CDC, Amerikan Göz Hastalıkları Akademisi ve Amerikan Optometri Birliği’nin önerileri büyük ölçüde ortak noktalar içermektedir.
Kontak lens kullanan bireylerin dikkat etmesi gereken başlıca kurallar şunlardır:
- Lenslere dokunmadan önce eller sabunla yıkanmalı ve tamamen kurulanmalıdır.
- Lensler yalnızca üretici tarafından önerilen steril lens solüsyonlarıyla temizlenmelidir.
- Musluk suyu, içme suyu veya serum fizyolojik lens temizleme amacıyla kullanılmamalıdır.
- Lens kabındaki eski solüsyon üzerine yeni solüsyon eklenmemeli, her kullanımda tamamen yenilenmelidir.
- Lens kabı düzenli olarak temizlenmeli ve yaklaşık üç ayda bir değiştirilmelidir.
- Lenslerle duş alınmamalı, yüzülmemeli ve jakuzi kullanılmamalıdır.
- Günlük kullan-at lensler tekrar kullanılmamalıdır.
- Lenslerin önerilen kullanım süresi aşılmamalıdır.
- Gözde ağrı, kızarıklık veya görme azalması geliştiğinde lens hemen çıkarılmalı ve vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.
Özellikle musluk suyunun steril olmadığı gerçeği çoğu kullanıcı tarafından bilinmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve CDC, içme suyunun güvenli olmasının steril olduğu anlamına gelmediğini; çevrede doğal olarak bulunan Acanthamoeba kistlerinin düşük yoğunluklarda su sistemlerinde bulunabileceğini belirtmektedir.
Prognoz ve Olası Komplikasyonlar
Acanthamoeba keratitinde hastalığın seyri büyük ölçüde tanı zamanı, tedaviye başlama süresi ve korneadaki hasarın derecesine bağlıdır.
Erken tanı konulan ve uygun tedavi başlanan hastalarda kornea saydamlığı büyük ölçüde korunabilir ve görme keskinliği tatmin edici düzeyde kalabilir.
Buna karşılık tanının geciktiği olgularda aşağıdaki komplikasyonlar gelişebilir:
- Kalıcı kornea skarı
- Kornea damarlaşması (neovaskülarizasyon)
- Düzensiz astigmatizma
- Kalıcı görme azalması
- Kornea perforasyonu
- Kornea nakli gereksinimi
- Nadir durumlarda gözün fonksiyonunu kaybetmesi
Son yıllarda geliştirilen konfokal mikroskopi, moleküler tanı yöntemleri ve daha etkili kombine tedavi protokolleri sayesinde başarılı tedavi oranları belirgin şekilde artmıştır. Bununla birlikte Acanthamoeba keratiti hâlen erken tanı gerektiren ve deneyimli merkezlerde takip edilmesi önerilen ciddi bir kornea enfeksiyonu olarak kabul edilmektedir.
Acanthamoeba, doğada yaygın olarak bulunan serbest yaşayan bir amip olmasına rağmen uygun koşullar oluştuğunda özellikle kornea dokusunda ciddi enfeksiyonlara yol açabilen fırsatçı bir mikroorganizmadır. Günümüzde Acanthamoeba keratitinin en önemli risk faktörü uygunsuz kontak lens kullanımıdır. Lenslerin musluk suyuyla temas ettirilmesi, lens hijyen kurallarına uyulmaması ve lenslerle suya girilmesi enfeksiyon riskini belirgin şekilde artırmaktadır.
Hastalığın en dikkat çekici klinik özelliği, kornea muayene bulgularıyla açıklanamayacak kadar şiddetli göz ağrısıdır. Erken tanı ve uygun antiamip tedavi, kalıcı görme kaybını önlemede kritik öneme sahiptir. Gözde ağrı, kızarıklık, bulanık görme veya ışığa karşı hassasiyet gelişmesi durumunda, özellikle kontak lens kullanan kişilerin vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurması önerilir.
Sorumluluk Reddi
Bu içerik güncel bilimsel literatür, uluslararası klinik rehberler ve hakemli tıbbi yayınlar temel alınarak hazırlanmıştır. Ancak yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır ve hekim değerlendirmesinin yerine geçmez. Gözde ani başlayan ağrı, kızarıklık, ışığa hassasiyet, bulanık görme veya kontak lens kullanımı sonrasında gelişen herhangi bir görme problemi durumunda vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Tanı ve tedavi süreci; hastanın klinik durumu, göz muayenesi ve gerekli laboratuvar ile görüntüleme yöntemleri doğrultusunda yalnızca yetkin sağlık profesyonelleri tarafından planlanmalıdır.
Kaynaklar
- American Academy of Ophthalmology. (2026). Acanthamoeba Keratitis. EyeWiki. https://eyewiki.aao.org/Acanthamoeba_Keratitis
- Centers for Disease Control and Prevention. (2024). Acanthamoeba Keratitis. https://www.cdc.gov/acanthamoeba/keratitis
- Carnt, N., Minassian, D. C., & Dart, J. K. G. (2023). Acanthamoeba keratitis risk factors for daily wear contact lens users: A case-control study. Ophthalmology, 130(1), 48–55. https://doi.org/10.1016/j.ophtha.2022.08.002
- Dart, J. K. G., Saw, V. P. J., & Kilvington, S. (2009). Acanthamoeba keratitis: Diagnosis and treatment update 2009. American Journal of Ophthalmology, 148(4), 487–499.e2. https://doi.org/10.1016/j.ajo.2009.06.009
- Kaufman, A. R., & Tu, E. Y. (2022). Advances in the management of Acanthamoeba keratitis: A review of the literature and synthesized algorithmic approach. The Ocular Surface, 25, 26–36. https://doi.org/10.1016/j.jtos.2022.04.003
- Khan, N. A. (2006). Acanthamoeba: Biology and increasing importance in human health. FEMS Microbiology Reviews, 30(4), 564–595. https://doi.org/10.1111/j.1574-6976.2006.00023.x
- Lorenzo-Morales, J., Khan, N. A., & Walochnik, J. (2015). An update on Acanthamoeba keratitis: Diagnosis, pathogenesis and treatment. Parasite, 22, 10. https://doi.org/10.1051/parasite/2015010
- Maycock, N. J. R., & Jayaswal, R. (2016). Update on Acanthamoeba keratitis: Diagnosis, treatment, and outcomes. Cornea, 35(5), 713–720. https://doi.org/10.1097/ICO.0000000000000805
- Siddiqui, R., & Khan, N. A. (2012). Biology and pathogenesis of Acanthamoeba. Parasites & Vectors, 5, 6. https://doi.org/10.1186/1756-3305-5-6
- Verani, J. R., Lorick, S. A., Yoder, J. S., Beach, M. J., Braden, C. R., Roberts, J. M., et al. (2009). National outbreak of Acanthamoeba keratitis associated with use of a contact lens solution, United States. Emerging Infectious Diseases, 15(8), 1236–1242. https://doi.org/10.3201/eid1508.090225