Kognitif Bozukluklarda Malulen Emeklilik: SGK Başvuruları Hangi Kriterlere Göre Değerlendirir?
Kognitif bozukluklar; hafıza, dikkat, yönelim, dil, yürütücü işlevler ve günlük yaşam aktivitelerini etkileyebilen bilişsel işlev bozukluklarını kapsayan hastalıklardır. Ancak unutkanlık yakınmasının bulunması veya kognitif bozukluk tanısı konulması tek başına malullük aylığı bağlanacağı anlamına gelmez.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca malullük değerlendirmesi, sigortalının çalışma gücü kaybının yürürlükte bulunan mevzuatta belirlenen ölçütleri karşılayıp karşılamadığı esas alınarak yapılır. Kognitif bozukluklara ilişkin değerlendirme ölçütleri ise Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’nin EK-1 Nörolojik Hastalıklar bölümünde düzenlenmiştir.
Yönetmelik, yalnızca hastalık tanısını veya tek bir bilişsel test sonucunu esas almamaktadır. Değerlendirme; tedavi edilebilir demans nedenlerinin dışlanması, bilişsel testlerin belirli aralıklarla tekrarlanması ve sağlık kurulu tarafından birlikte değerlendirilmesi esasına dayanmaktadır.
SGK Kognitif Bozuklukları Nasıl Değerlendiriyor?
Yönetmeliğe göre kognitif bozukluk değerlendirmesi yapılmadan önce tedavi edilebilir demans nedenlerinin dışlanmış olması gerekir. Daha sonra hastanın bilişsel durumu;
- Klinik Kognitif Değerlendirme Skoru (KDS) ve
- Mini Mental Test (MMT)
birlikte değerlendirilerek çalışma gücü kaybı belirlenir.
Ayrıca bu testlerin;
- en az 6 ay ara ile iki veya daha fazla kez uygulanması,
- değerlendirmenin psikiyatri ve nöroloji branşlarının birlikte bulunduğu sağlık kurulu tarafından yapılması zorunludur.
Bu nedenle tek bir Mini Mental Test sonucu veya tek bir poliklinik muayenesi, yönetmelik açısından tek başına yeterli değerlendirme ölçütü değildir.
Ağır Düzey Çalışma Gücü Kaybına İlişkin Değerlendirme
Yönetmeliğe göre aşağıdaki kriterlerin sağlanması halinde ağır düzey çalışma gücü kaybı değerlendirilir:
- Tedavi edilebilir demans nedenlerinin dışlanmış olması,
- Klinik Kognitif Değerlendirme Skoru (KDS) 8 ve üzeri olması,
- Mini Mental Test (MMT) skorunun 17 ve altında olması,
- Testlerin en az 6 ay ara ile iki veya daha fazla kez tekrarlanması,
- Değerlendirmenin psikiyatri ve nöroloji uzmanlarının birlikte bulunduğu sağlık kurulu tarafından yapılması.
Bu bent neyi ifade ediyor?
Yönetmelik ağır düzey değerlendirmeyi yalnızca düşük Mini Mental Test puanına bağlamamaktadır. KDS ve MMT birlikte değerlendirilmekte, ayrıca testlerin zaman içerisinde benzer sonuçlar vermesi ve sağlık kurulu tarafından doğrulanması istenmektedir.
Orta Düzey Çalışma Gücü Kaybına İlişkin Değerlendirme
Yönetmeliğe göre orta düzey çalışma gücü kaybı için;
- KDS 6-7,
- MMT 18-21
olmalıdır. Bunun yanında tedavi edilebilir nedenlerin dışlanması, testlerin en az 6 ay ara ile iki veya daha fazla kez uygulanması ve sağlık kurulu değerlendirmesi şarttır.
Bu bent neyi ifade ediyor?
Orta düzey çalışma gücü kaybında da değerlendirme tek bir test sonucuna göre yapılmaz. Amaç, bilişsel bozukluğun sürekliliğini ve objektif olarak doğrulanmasını sağlamaktır.
Hafif Düzey Çalışma Gücü Kaybına İlişkin Değerlendirme
Yönetmeliğe göre hafif düzey çalışma gücü kaybı için;
- KDS 4-5,
- MMT 22-25
olmalıdır.
Bunun yanında tedavi edilebilir nedenlerin dışlanması, testlerin en az 6 ay ara ile iki veya daha fazla kez uygulanması ve sağlık kurulu tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu bent neyi ifade ediyor?
Hafif düzey bilişsel bozuklukta da yönetmelik yalnızca test puanlarını esas almamaktadır. Testlerin belirlenen sürelerde tekrarlanması ve sağlık kurulu tarafından doğrulanması zorunludur.
KDS ve Mini Mental Test Neden Birlikte Değerlendiriliyor?
Yönetmelik, bilişsel işlev kaybının daha güvenilir şekilde değerlendirilebilmesi amacıyla Klinik Kognitif Değerlendirme Skoru (KDS) ile Mini Mental Test (MMT) sonuçlarının birlikte kullanılmasını öngörmektedir. Ayrıca testlerin en az 6 ay ara ile tekrarlanması istenerek geçici bilişsel bozukluklar ile kalıcı bilişsel bozuklukların birbirinden ayrılması amaçlanmaktadır.
Kognitif Bozukluk Tanısı Tek Başına Malulen Emeklilik Sağlar mı?
Hayır.Kognitif bozukluk veya demans tanısı konulmuş olması tek başına malulen emeklilik için yeterli değildir.
Yönetmelik; tedavi edilebilir nedenlerin dışlanmasını, KDS ve MMT’nin birlikte değerlendirilmesini, testlerin en az 6 ay ara ile iki veya daha fazla kez uygulanmasını ve değerlendirmenin psikiyatri ile nöroloji uzmanlarının birlikte bulunduğu sağlık kurulu tarafından yapılmasını zorunlu tutmaktadır. Çalışma gücü kaybının düzeyi ise yönetmelikte belirtilen KDS ve MMT kriterlerine göre belirlenmektedir.
Kognitif bozukluklarda malullük değerlendirmesi yalnızca hastalık tanısına veya tek bir bilişsel test sonucuna göre yapılmaz. SGK değerlendirmesinde tedavi edilebilir nedenlerin dışlanması, KDS ve MMT sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi, testlerin en az 6 ay ara ile iki veya daha fazla kez tekrarlanması ve sağlık kurulu kararı birlikte dikkate alınmaktadır.
Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’nin EK-1 Nörolojik Hastalıklar bölümünde kognitif bozuklukların değerlendirilmesine ilişkin kriterler ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Nihai değerlendirme ise sağlık kurulu raporunda yer alan objektif tıbbi bulgular ile yürürlükteki mevzuat hükümleri esas alınarak yapılır.
Önemli Mevzuat Uyarısı
Bu yazı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’nin EK-1 Nörolojik Hastalıklar bölümünde yer alan hükümler esas alınarak hazırlanmıştır. Yazıda yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuatta düzenlenen değerlendirme ölçütlerinin daha anlaşılır şekilde açıklanması amacıyla hazırlanmıştır.
Malullük değerlendirme kriterleri, sağlık kurulu uygulamaları ve ilgili mevzuat zaman içerisinde değiştirilebilir. Bu nedenle malulen emeklilik başvurusu yapılmadan önce yürürlükte bulunan güncel mevzuatın incelenmesi ve gerektiğinde SGK’dan veya konusunda uzman hukukçu ile sosyal güvenlik uzmanlarından görüş alınması önemlidir.
Her malulen emeklilik başvurusu, kişinin sağlık kurulu raporunda yer alan objektif tıbbi bulgular, çalışma gücü kaybı ve 5510 sayılı Kanun’da öngörülen diğer yasal şartlar birlikte değerlendirilerek sonuçlandırılır. Bu nedenle aynı tanıya sahip kişiler için farklı değerlendirme sonuçları ortaya çıkabilir.